Tiyatroyu Hafife Alanlar...

07 Haziran 2012 Perşembe, 06:14
Abone Ol google-news

Kültür devrimimizin yaratıcısı Ulu Önder Atatürk tiyatroyu “bir ulusun kültür düzeyinin aynası” sözleriyle tanımlamış, tiyatronun bir eğitim kurumu olduğunu vurgulamıştı.

Kültüre, sanata, uygarlığa ve güzele düşmanlığın artarak devam ettiği ülkemizde, geçmiş yıllarda Devlet Tiyatroları’nda harikalar yaratan, çağdaşlığa gönül vermiş devlet sanatçısı Macide Tanır’ın (Onun 1956 yılında Ankara’da Büyük Tiyatro’da sahnelenen İbsen’in Nora’sındaki görkemli oyununu ve diğer oyunlarını nasıl unutabilirim?) “Tiyatro’nun Cadısı” adlı kitabını yeniden okumaya başladım. Sanatçılarımızın seslerinin kısılmak istendiği bu günlerde Macide Tanır’ın tiyatronun hafife alınamayacağına ilişkin sözleri belleğimden silinmiyor. Tiyatro bir okuldur, insanın ufkunu genişleten bir eğitim kurumudur. Tiyatronun bir eğlence aracı olduğunu düşünenler büyük bir yanılgı içindedirler. Uygar bir toplum tiyatrodan asla vazgeçemez.

1972 yılında Budapeşte’de bir hafta beraber olduğum tiyatro ustası, değerli yazar Haldun Taner bir söyleşimizde tiyatroyu çok nazik bir bitkiye benzetmiş, “Tiyatro her an çok yoğun özen ister. Biz ise ona sadece hoyratlık, ilgisizlik, gösteriyoruz. Yine de yaşamakta devam ediyorsa buna sadece şaşmak gerekiyor. Sanat ve kültür Batı’da bir lüks değildir, yüzyıllar boyu bireyin güncel yaşamına sinmiştir.” demişti.

“Dünyanın en tehlikeli hali cehaletin örgütlü eyleme geçmesidir.” Goethe’nin bu ünlü sözünü nasıl unutabiliriz? Örgütlü cehalet yalnız dünyada değil, ülkemizde de epeyce yol aldı, başarıdan başarıya da koşuyor!

Geçmiş yıllarda ülkemizde sanatın çok sorunlu olduğunu açıklayan “Evrensel kültür yoktur, opera toplumumuza mal olmamıştır, yağlı güreş toplumumuzun simgesidir” diyebilen kültür bakanlarını tanımadık mı? Aydınlanmanın bilgesi İlhan Selçuk, “Savaş uçakları kentleri bombalarken tiyatro perdesini açan çağdaş insandır” dememiş miydi?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerle bir olan Almanya’da önce fırınlar açıldı, sonra tiyatrolar! Tiyatroyu hafife almayalım.

Atatürk’ün kültür devriminin ödünsüz savunucusu dostlar, çağdaşlıktan çağdışılığa doğru hızla yol aldığımız bugünlerde Ulu Önder’in bizlere miras bıraktığı uygarlık düzeyine nasıl ulaşacağız?