TSK'nin kayıtları: Menemen irtica eylemiydi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'in Menemen'de yaşananlara "irtica" demekten kaçınmasına karşın komutasını yaptığı kurumun kayıtları olaya farklı yaklaşıyor. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı tarafından 1972 yılında yayımlanan kitaba göre, Menemen'de yaşanan olaylar "irticai" faaliyet.

25 Aralık 2012 Salı, 09:37
Abone Ol google-news

Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı tarafından 1972 yılında yayımlanan ve “gizli” gizlilik derecesi 1992 yılında kaldırılan “Türkiye Cumhuriyeti’nde Ayaklanmalar” adlı kitaba göre, 23 Aralık 1930’da Menemen’de yaşanan olaylar “irticai” faaliyet. Harp Tarihi Başkanlığı’nın yayınına göre, olaylar şöyle gerçekleşiyor:

Dervişlik ve şeriat perdesi altında halkı aldatmaya çalışan altı gerici, olaydan 15 gün önce Manisa’nın kuzeyinde Paşaköy’e gidiyorlar. Melanetlerine devam eden bu mürteciler, köylüler vasıtasıyla silahlanıyor ve müteakiben Yağcılar köyünde yedi gün, Bozalan köyünde de iki gün irticai faaliyetlerde bulunduktan sonra bir gece Çukurköy üzerinden yürüyerek 23 Aralık 1930 sabahı namaz vakti Menemen’e geliyor ve ilçenin Batı Mahallesi’ndeki camilerden birine giriyorlar. Kendisine “mehdi” süsü veren bu şerir grubunun reisi, camiden bir bayrak alıp halkı da peşine takarak saat 07.00’ye doğru meydanlığa geliyor ve “Kendisinin peygamber olarak geldiği ve şeriatı yerine getirecekleri” mealinde nutuk vermeye başlıyor.

Komutan çaresiz

Olay yerine gelen jandarma komutanı, mürtecilere bazı nasihatta bulunuyorsa da etkili olamayacağını anlayınca yanındaki dört jandarma ile birlikte hükümet konağına giriyor. Bu arada kışlaya giderken eğitime çıkmak üzere bölüğünü hazırlamakla meşgul Asteğmen Kubilay olaydan haberdar oluyor. Aynı dakikalarda jandarma komutanı da telefonla alaydan kuvvet istemektedir. Derhal muhtelif istikametlere gönderilmek üzere üç bölük daha hazırlanıyor.

Kubilay, bölüğünü biraz geride durdurarak halka nutuk vermekte olan şakilerin arasına giriyor ve nutuk verenin yakasına sarılıyor. O anda başka bir şakinin tabanca ateşi ile ağırca yaralanıyor ve kurtulmak için camiye kadar kaçıyor. Ancak şerirlerin reisi, Kubilay’ı yakalıyor ve binek taşına sürükleyerek belinden çektiği bıçağı ile yaralı subayın başını adeta koyun keser gibi gövdesinden ayırıyor ve elinde taşıdığı bayrağın ucuna takıyor. Bu durumda dahi hunhar canavar, hâlâ nutuk vermeye devam etmektedir. Cereyan eden bu kanlı olay karşısında manzara şudur:

Jandarma komutanı da bu kanlı olaya seyirci kalıyor. Yalnız olayı görenlerden bir bekçi evine gidip tabancasını alıyor ve olay yerine gelerek şakilerin üzerine ateş etmeye başlıyor ve ağzından vurularak şehit ediliyor. Aynı anda hükümetin iç kapısında silahsız beklemekte olan diğer bir bekçi de şehit edilmiştir.