'Tutukluluk sona erer, yargılama devam eder'

Siyasi Partilerin, Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) verdiği milletvekili aday listelerinde, Egenekon, KCK, Balyoz davalarından tutuklu isimlere yer vermesi, tutuklu adayların seçilmeleri halinde milletvekilliğine hak kazanıp kazanmayacağı tartışmalarını gündeme getirdi. Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç milletvekili seçilenlerin tahliye edilmesi gerektiğini ve dokunulmazlık hakkı elde ettiğini söyledi. Cumhuriyet Gazetesi avukatlarından Akın Atalay ise milletvekili seçilenlerin tahliye olması gerektiğini ancak yargılamanın devam edeceğini belirtti.

14 Nisan 2011 Perşembe, 13:07
Abone Ol google-news

CHP, AKP, MHP ve BDP’nin milletvekili aday listelerine YSK’ya teslim etmesi, tutuklu adaylara ilişkin yeni bir tartışma başlattı. CHP listesinde Ergenekon davasından tutuklu bulunan Mustafa Balbay, Prof. Dr. Mehmet Haberal ile tutuksuz sanık Sinan Aygün yer aldı. MHP’nin aday listesinde ise Balyoz davası kapsamında tutuklu yargılanan emekli Korgeneral Engin Alan, BDP listelerinde ise KCK davasından tutuklu 6 aday gösterildi.

“Hukuki engelleri yok”

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Ergenekon soruşturması kapsamında yargılanan ve milletvekili adayı olanların önünde hiçbir hukuki engel olmadığını belirtti. Ergenekon davası sanıklarının da seçilmeleri halinde dokunulmazlık hakkı kazanacağını vurgulayan Prof. Teziç, “Ancak yargılama makamı bir tereddüt hissediyorsa TBMM’ye bu kişilerin mazbatalarının durumu hakkında yazı yazar. TBMM başkanlığı da bu aşamada sadece ve sadece bu kişilerin milletvekili olduğuna ilişkin yazısını mahkemeye bildirmekle yetinir. TBMM Başkanlığı’nın sözkonusu kişilerin mazbatalarının olduğu yönündeki yazısı onların dokunulmazlıklarının olduğu anlamına gelir. TBMM’nin yanıt yazısı ilgili mahkemeye ulaştığı anda da adı geçen kişiler serbest bırakılmak zorundadır. Böylece yemin ederek milletvekili haklarının tümünü elde ederler. Bu kişilerin yargılanmalarının devamının istenmesi ise ayrı bir konudur. İlgili mahkeme, yargılanmasını istediği kişiler hakkında TBMM’ye yazı yazarak, sözkonusu kişiler hakkında bir soruşturma olduğunu açıklayarak dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep eder. Bu aşamadan sonrası ise TBMM’nin kararındadır” diye konuştu.

Cumhuriyet Gazetesi avukatlarından Akın Atalay, “Ergenekon davası sanıkları yargılamadan kaçmak ve yasama dokunulmazlığı zırhına bürünmek için aday oldular” eleştirisinin gerçeği yansıtamdığını belirterek, “Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve yargılananların milletvekili seçilmeleri halinde yargılamalarının yine devam edecek” dedi. Ergenekon sanıklarının dokunulmazlık zırhına sığınmak gibi bir talepleri olmadığını belirten Atalay, “Bu konuda benzeri bir olay 2007 yılında yaşanmıştı. Milletvekili seçilmeden önce yargılaması devam eden ve tutuklu bulunan Sebahat Tuncel hakkında mahkeme yasama dokunulmazlığı gerekçesiyle yargılamanın durmasına karar vermişti. Bu karara karşı Adalet Bakanlığı ‘kanun yararına bozma’ isteğiyle Yargıtay’a başvurmuştu. Yargıtay, Anayasanın 14. maddesinin dar yorumlanamayacağını ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesindeki terör tanımına giren bütün suçlar bakımından, eğer soruşturmasına seçimden önce başlanılmış ise bu durumun yasama dokunulmazlığının dışında sayılacağını belirterek, mahkemenin kararını bozmuştu. Dolayısıyla, Yargıtay’ ın bu kararı ışığında Ergenekon davasında yargılanan kişilerin, milletvekili seçilmeleri durumunda, yasama dokunulmazlığına sahip olmayacakları ve haklarındaki yargılamanın devam edeceği anlaşılıyor. Bu kişilerin sırf yargıdan kaçmak için, yasama dokunulmazlığı zırhına sahip olmak için milletvekili olacakları şeklindeki bir iddia havada kalıyor” diye konuştu.

 

“Tutukluluk sona erer”

Avukat Atalay, “yargılamanın devam etmesi” ile “tutukluluk halinin devamı”nın ayrı konular olduğunu vurguladı. Hukukun mantık dışı bir yorumu olmayacağını ve mantık kurallarına göre bir akıl yürütme işi olduğunu dile getiren Atalay, “Kanun metinlerini yorumlarken, o metinlerden sonuç çıkarırken amaca uygun bir yöntem izlemek zorundasınız. Anayasamızda açık ve kesin bir kural var. Bir milletvekili hakkında yargılama yapılıp kesin hükümle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olsa bile, milletvekilliği devam ettiği sürece bu cezası infaz edilemez, yani cezaevine konulamaz. Bu durumda, ömür boyu hapse mahkum olmuş birini bile cezaevine koyamaz iken, henüz yargılaması devam etmekte olan ve hukuk nezdinde masumiyet karinesine sahip, henüz suçluluğu kanıtlanmamış birini tutuklama yoluyla cezaevinde tutabilirsiniz demek, mantık kurallarına uygun değildir. Kanun koyucunun mahkum olmuş bir milletvekilini cezaevinden muaf kıldığı, buna karşılık henüz suçlu olduğu belli olmayan bir milletvekilini ise muaf kılmadığı gibi bir yaklaşım ve anlayış doğru olamaz. Çünkü, kanun metinlerini yorumlarken hukukçulara rehber olan bir ilke vardır. Kanun koyucu abesle iştigal etmez. Bu nedenle, kanun metinlerinin kuru, soyut yorumlarından yola çıkarak milletvekili seçilseler bile tahliye edilemezler demek gerçekçi ve sağlıklı bir yorum değildir. Bu kişiler, milletvekili seçildikleri takdirde, mahkemece tahliye edilecekler ve fakat tutuksuz olarak yargılamaları devam edecektir” dedi.