"Uyandırma telefonu gibi bir şey"

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, Japonya'da deprem sonrası yaşanan nükleer felaketin aslında Türkiye gibi deprem kuşağındaki ülkeler için bir çeşit ''uyandırma telefonu'' gibi olduğunu söyledi.

18 Mart 2011 Cuma, 12:10
Abone Ol google-news

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner,
Boyner, Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından düzenlenen, ''Reel Döviz Kuru ve Reel Ekonomi'' konulu konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Japonya'da deprem sonrasında yaşanan nükleer felaket dikkate alındığında Türkiye'de nükleer santral kurulmasını nasıl değerlendirildiği sorusu üzerine Boyner, Türkiye'de konunun çok uzun zamandır gündemde olduğunu belirterek, ''Fakat şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız; Japonya'da olan aslında özellikle bizim gibi deprem kuşağında olan ülkeler için bir çeşit uyandırma telefonu gibi bir şey'' dedi.

Japonya'nın sistematik şekilde depreme karşı önlemlerini alan, toplumda bu konuda bilinçlendirme ve eğitimi üst seviyeye taşıyan bir ülke olduğunu ifade eden Boyner, bu şartlarda ülkenin hem ekonomik açıdan hem de yaşayanların uğradıkları açısından korkunç bir felaketle karşı karşıya kaldığını söyledi.
 

''Basit bir enerji açığı sorununa indirgenmemeli"

TÜSİAD Başkanı Boyner, nükleer enerji gereğinin basit bir enerji açığı sorununa indirgenmemesi ve Türkiye'de deprem riskinin çok daha fazla boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti ve şunları şunları söyledi:

''Her halükarda depremde Türkiye'de olabilecekler ve burada bir nükleer santralin nasıl bu riskler çerçevesinde güvenli olabileceği konusunda kamuoyunu da rahatlatacak şekilde bir süreç gelişmesi gerekiyor. 3. jenerasyon santraller deniyor, çeşitli önlemlerin alınması gündeme geliyor... Fakat öyle bir noktadayız ki şu andaki nükleer enerji konusunda, seneler önce yatırım yapmış ülkelerde, bu konuda yeterlilik geliştirdiğini iddia eden ülkelerde bile sistemler üzerinde auditler (denetimler) yapılıyor. Tekrar konu gözden geçiriliyor. Belki de bu Türkiye için bir fırsattır. Biz bunu yapma planını önümüze koyduysak, bu noktada durup tekrar bu süreci nasıl ele alacağımızı tüm ayrıntılarıyla, tüm elverişli olan teknolojiye bakarak, şeffaflık içinde, kamuoyunun da güvenini alarak sürdürmek zorundayız.''

Japonya'nın yeniden yapılanması, Japon şirketlerinin uğradığı zararlarla ilgili bilgi alışverişi yapılması zorunluluğu bulunduğuna dikkati çeken Boyner, G20 ülkelerinin bölümü olan B20'de Türkiye'yi TÜSİAD'ın temsil ettiğini, önümüzdeki hafta B20 gruplarının telekonferans yöntemiyle toplantıya çağrıldığını söyledi. Boyner, bu kapsamda çarşamba günü bir araya geleceklerini ve hem Japonya'nın katlanmak zorunda olduğu zararlar, hem de ülkelere etkisinin belli boyutlarda ele alınacağını ifade etti.
 

BM'nin Libya'ya yönelik kararı

Libya'ya yönelik BM kararına ilişkin ise Boyner, herhangi bir ülkedeki istikrarsızlık veya savaş halinin ekonomiyi hiçbir zaman iyi etkilemediğinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
''Ama Libya, tamamen uluslararası bir konu haline gelmiş durumda. Esasen bizim, Libya halkının kendi geleceğini kendisinin belirlemesi konusunda belki tavır almamız gerekiyor diye düşünüyorum. Güvenlik Konseyi'nden çıkan karar, bir müdahale gerektirmese de belki de Libya halkının güvenliği için alınmış bir karar. Türkiye'nin buradaki tutumu önemli olacaktır diye düşünüyorum. Bu, bizim Batı ile olan ilişkilerimizde Libya'ya karşı ve Batı'nın Libya'ya aldığı tutuma karşı duruşumuzda bundan sonra çok belirleyici olacaktır.''
 

''Cari açık bertaraf edilemiyor"

Cari açıkla ilgili soru üzerine de Boyner, cari açık sorununun, Türkiye'deki büyüme ne kadar hızlı olsa da hem üretim modellerindeki hem enerji ihtiyacındaki açık nedeniyle hiçbir şekilde bertaraf edilemediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin o kadar büyük büyüme potansiyeline ulaşması gerekiyor ki yapısal cari açığı karşılayabilsin. Bundan dolayı biz hep mikro reformlar, yatırım ortamını iyileştirecek reformlar üzerine eğiliyoruz. Çünkü ne olursa olsun biz Türkiye'de rekabeti artırıcı, özellikle teknoloji anlamında yatırım yapmadıkça cari açık sürecektir, süreklilik anlamında da bu sorunu çözemeyeceğiz. Sadece para politikalarıyla belki kısa vadeli birtakım önlemler alınabiliyor, ama her halükarda cari açık devam ediyor.''