"Yapılacak şey hep beraber olmak"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Alevi ileri gelenleriyle bir araya geldiği iftar yemeğinin ardından yaptığı konuşmada, "Hepimizin babaları, dedeleri, dedelerinin de dedeleri bu ülkede doğmuştur. Bu ülke hepimizindir. Bu ülke hepimizin öz yurdudur" dedi.

26 Temmuz 2012 Perşembe, 20:06
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Gül, Alevi-Bektaşi federasyonları ve derneklerinin Polat Otel'de verdiği iftar yemeğine katıldı. Yemeğin ardından bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine başta İbrahim Polat ve Dr. Zeynel Abidin Erdem olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı. "Böyle bir ayda ülkemizin dört bir yanında çok güzel faaliyetler var Ramazan'ın ruhuna uygun şekilde. İşte bunlardan en anlamlısını ve bunlardan belki de en nezih olanlardan bir tanesini bugün burada gerçekleştirmiş oldunuz" diyen Gül, Türkiye'nin bütün çeşitliliklerini bu salonda gördüğünü belitti. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:
"Burada sadece Türkiye'nin büyük Müslüman olan nüfusu değil, Türkiye'nin Müslüman olmayan nüfusunun da değerli temsilcileri, din adamları var. Onlarla beraber, hep beraber burada olmaktan gerçekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Çünkü dayanışma içerisinde olmak, kendimizi tanımak, ülkemizin gerçeklerini bilmek, bu her şeyin önünde geliyor. Bütün problemler birbirimizi bilmemekten ve ülkemizin gerçeğini tanımamaktan geliyor. Şimdi dünyada bazı ülkeler var ki bunlar ada ülkeleri çok küçük veya şehir ülkeleri, devletleri. Ama bir de öyle ülkeler var ki çok büyük devletler var. Türkiye çok büyük devletlerden birisi. Tarihe şöyle baktığımızda imparatorluklar kurmuşuz, tarihe damgamızı vurmuşuz, insanlığa eserler vermişiz. Birçok coğrafyayı, birçok kültürü, birçok dini, birçok etnik yapıyı hep beraber yüzyıllarca tutmuşuz. Bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak bir imparatorluk değiliz tabi. O dönemler geçti. Ama muhakkak ki Türkiye Cumhuriyeti olarak bütün bu geçmişimizin müktesebatını taşıyan bir devletiz, bir ülkeyiz. Dolayısıyla bu elastikiyet, bu refleks, bu imparatorluk refleksi istesek de istemesek de bizde var. İmparatorluklar veya onların ruhuna sahip olanlar daima çok renklidir ve daima zengindir. Küçük olanlar zengin olamaz. Küçük olanlar çok renkli de olamaz. Tek renklidir, düzdür. Dolayısıyla tek renkle çok homojen tek bir yapı ile büyüklük çelişki içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti büyük olduğuna göre, çok büyük bir geçmişi temsil ettiğimize göre, ülkemizin de o kadar çok gerçekleri vardır ki işte bu gerçekler bu salonda bugün."


"Hepimiz bu ülkenin asil vatandaşlarıyız"

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin sosyo-kültürel zenginliğine dikkat çekerek, "Doğuya gidiyorsunuz farklı şiveler, farklı gelenekler, Kuzeye gidiyorsunuz Karadeniz'de aynı şekilde şiveler bazen farklı, gelenekler farklı, yemekler farklı. Tunceli'ye gidiyorsunuz orada Cemevini görüyorsunuz. İstanbul'a geliyorsunuz tekkeyi görüyorsunuz, Bursa'ya gidiyorsunuz başka şeyi görüyorsunuz. Diyarbakır'a gidiyorsunuz kültürü farklı konuştuğu dil, şive farklı, yemeği farklı. Ama bir şey var ki bir olan, hepimiz bu ülkenin sahibiyiz, hepimiz bu ülkenin mensuplarıyız ve hepimiz bu ülkenin asil vatandaşlarıyız" diye konuştu. Gül, konuşmasında şunları dile getirdi:
"Geçmişte o kadar büyük bir özgüven içerisinde olduk ki, cami ile kilise ile sinagogu yanyana yapacak cemaati olduğunu hitap edecek ve onun bütün ihtiyaçlarını yerine getirebilecek bir özgüven içerisinde olduk. Bu özgüveni bugün de taşımamız gerekir. Bugün burada bunu görüyorum. Biz aslında birbirimizin farklılıklarını görürsek, bilirsek, o zaman onlara saygı göstermemiz ve kabullenmemiz gerekiyor. Şimdi insan doğduğu yerde büyürse bütün ülke ve bütün dünyayı öyle zanneder. Ama ne zamanki gezer, görür, tanır bilirse o zaman işte çeşitlilikleri, farklılıkları görür ve o zaman ya herkesi bir hizaya sokmak için zorlayacaktır ki bu dünyada hiçbir zaman da mümkün olmamıştır. Veyahutta herkesin gerçeğine saygı gösterecektir, kabullenecektir. Saygı gösterilince de karşılıklı sevgi olacaktır, muhabbet olacaktır."



Bu ülke hepimizin öz yurdudur"

"Bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak bütün inançlara herkese eşit davranan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak yetiyor. Bunun yanında diğer renkler hep farklılık olarak olsa bile asla ayrılık olarak değil bu ülkenin sahibi olarak görüyoruz"
diyen Gül, "Hepimizin babaları, dedeleri, dedelerinin de dedeleri bu ülkede doğmuştur. Bu ülke hepimizindir. Bu ülke hepimizin öz yurdudur. Dolayısıyla yapılacak tek şey şudur. Ayrılık değil, gayrılık değil hep beraber olmak. Birbirimize saygı göstermek, birbirimize sevgi göstermek ve ülkenin bütün kurallarını hepimizin eşit bir şekilde onlara aynı mesafede olduğumuzu düşünüp, onların hepimize eşit şekilde uygulandığını görmek" diye konuştu. Gül, şunları kaydetti:
"Şimdi ancak böyle hem kendimizi hem şehirlerimizi hem ülkemizi mutlu yapabiliriz. Yoksa sadece birbiriyle uğraşılır enerjiler boşa gider, güçler boşa gider ve sonunda acılar çekildikten sonra bu doğrular öğrenilir. Bunun örnekleri çok var. Ama bunları öğrenip de çok çabuk geçenlerse kalkınmıştır, gelişmiştir. Gayet saygılı bir şekilde de beraber yaşamaktadırlar. Bugün bu iftarlar bu bilincin, bu şuurun olduğunu gösteriyoruz."



-"BUNDAN HİÇ KİMSENİN FARKLI ANLAMLAR FİLAN ÇIKARTMAMASI GEREKİR"-



Bugün iftar yemeğinde hep beraber Türkiye'nin zenginliğini gördüklerini ve bunun değerini bildiklerini söyleyen Gül, "Bugün birbirimize sahip çıkıyoruz, birbirimizi sevdiğimizi gösteriyoruz. Bundan hiç kimsenin farklı anlamlar filan çıkartmaması gerekir bu toplantılardan, bunlar daha çok olsun. Türkiye'nin her tarafından herkes bir araya gelmeye çalışsın. Herkes birbirini zorlasın, daha çok birbirini tanımaya başlasın. Birbirimizi tanımadıkça o zaman arkadan hikayeler üretiriz. Ama birbirimizi tanıdıkça muhabbet, sevgi bu giderek artar. Bugün buna ihtiyacımız var. Çok şükür Türkiye'de aslında bu yönde çok mesafeler almış vaziyetteyiz. Şöyle çevremize baktığımızda ne büyük sıkıntıların olduğunu görüyoruz. Şöyle çevremize baktığımızda ne büyük acıların çekildiğini görüyoruz. Çok şükür bunlardan uzağız. Bizim de sıkıntılarımız var tabiî ki. Ama bu sıkıntıları aşabilecek güç de bizde var. Buna da inanıyorum. Memleketimizi çevremizdeki bu sıkıntılardan korumalı ve ülkemizi, kendimizi daha çok konserbe edip, daha çok dayanışmamızı artırıp, her bakımdan kendi dertlerimizi çözmek için daha çok gayret gösterip, bir taraftan devlet olarak resmi sorumlulukları olanlar gayret gösterirken, bir taraftan sivil toplum örgütleri, bir taraftan Türkiye'nin değerli düşünürleri, yazarları, çizerleri, sivil toplum örgütleri herkese iş düşmektedir ve herkesin de böyle yoğun gayret içerisinde olduğunu görüyorum. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllar çok daha parlak olacaktır" dedi. Gül konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Geriye baktığımızda bazen nelerle uğraşmışız diyeceğiz ve inanıyorum ki bizim inşallah çocuklarımız, torunlarımız önümüzdeki nesiller çok daha müreffeh çok daha parlak çok daha ekonomik ve demokratik olarak çok daha gelişmiş, hukuk standartları çok daha gelişmiş bir ülkede yaşayacaklardır. Bunun olmaması için de hiçbir sebep yoktur. Biz birçok kritik eşikleri aşmış bir ülkeyiz. Birçok büyük sıkıntıları geride bırakmış bir ülkeyiz. Onun için ben bu toplantıyı organize edenlere, tertipleyenlere herkese tekrar çok teşekkür ediyorum. Ve şunu unutmayı ki hepimiz düşüncemiz, inançlarımız, geldiğimiz şehir nere olursa olsun, bu ülkenin de asli vatandaşlarıyız ve bu ülkenin de asli vatandaşları olduğumuz için hepimizin sorumluluğu da aynı derecede büyüktür ülkemizi memleketimizi daha da ileriye taşımak için.
Türkiye'nin dört bir yanında gelen burada çok değerli insanlar var, bir kısmınızla tanışıyorum, bir kısmınızla tanıştım, isterdim ki bütün masaları tek tek dolaşayım, herkesle tek tek el sıkışayım, ama pratikte bu mümkün olmadığı için, döndüğünüzde gittiğiniz yerlere selam ve muhabbetimi götürürseniz bundan da çok büyük memnuniyet duyacağım."