"Yardım paketi getirene tokadı vurun gitsin"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP'nin seçimlerde yurttaşlara "yardım paketi" dağıttığını belirterek "Seçimlere 26 gün kala yardım paketleri dağıtılmaya başlamıştır. O paketler, sizlerin parasıyla hazırlandı, o paketler sizin hakkınız. O paketleri alın, getirene tokadı vurun gitsin" dedi.

21 Mayıs 2011 Cumartesi, 11:35
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Nevşehir mitinginde yaptığı konuşmada, genel seçimin 9 yıla yakın bir süredir iktidarda bulunan AKP'nin ülkeyi teslimiyetçi politika, tavizci yaklaşımları, ekonomide sat-kurtulcu, milli meselelerde ver-kurtulcu bakışlarıyla iç ve dış tehlike ve tehditlerle karşı kaşıya bıraktığı bir dönemde yapıldığını öne sürdü. ''Bu seçimlere, demokrasi içerisinde siyasi iktidarlarını korumak için her türlü gaflete, hatta ve hatta ihanete varan bir çok uygulamalarla gidilmektedir. Dolayısıyla bu seçimler, milletimizin geleceğinin belirlenmesinde yeni bir yol kavşağı olacaktır'' diyen Bahçeli, ortaya konulacak tercihlerin milletin kaderini belirleyeceğini söyledi. Bahçeli, hangi partiden olursa olsun yurttaşların seçimleri önemsemesi ve yüksek bir katılımla gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, seçim sonucunda ortaya çıkacak olan millet iradesinin, yüksek katılımla gerçekleştiği takdirde, herkesin tartışmasız kabul edeceğini ve buna saygı duyma mecburiyetinde bulunacağını vurgulayarak, şöyle konuştu: ''AK Parti, 2002-2007 seçimlerinde 330 ile 341 arasında değişen milletvekilliği sayısıyla tek başına iktidar olmuş ve 58-59-60. hükümetleri kurmuştur. Yakın siyasi tarihimizde özellikle koalisyonlarla yönetilen 90'lı yılların sonunda tek başına iktidar özlemi, millet iradesinin yeni kurulmuş bir siyasi partiye aniden yönelmesiyle gerçekleşmiş ve bugünkü siyasi iktidar hiç bir partiye nasip olmayan bir sayısal çoğunlukla tek başına iktidar olmuştur. Tek başına iktidar olan AK Parti, millete ne sözü vermişse hepsini sonuçlandıracak bir millet desteği almıştır. Ama, geçen 9 yıllık süre içinde bu imkan, millet lehine değerlendirilmiş midir? İşte 12 Haziran seçimlerinde bu tercihi, bu muhasebeyi siz yapacaksınız. Şöyle bir yol izlemek mümkün olabilir mi diye düşünüyorum. AK Parti'yi her iki dönemde oy veren, mahalli idareler seçimlerinde de yalnız bırakmayan AK Parti mensubu ve vatandaşların 2002 yılı ile 2011 yılını millet adına değerlendirdiğinde eğer 2002 yılında olmayan ekonomik sosyal değerlere 2011 yılında sahip oluyorlarsa, yani evladına iş bulmuşsa, evinde aş kaynıyorsa, gelir seviyesi artmışsa, hayat standardı yükselmişse ve Türkiye'yi terörden arınmış, huzur ve mutlu bir topluluk ve ülke olarak görüyorsa o zaman söyleyecek söz kalmaz. Sayın Başbakan'ın (durmak yok, yola devam) düşüncesini paylaşarak, onu tekrar üçüncü dönem iktidara getirebilirsiniz. Bu tercihe yine millet olarak karar vermişseniz ülke sizin, karar sizin, kimsenin diyeceği bir şey yoktur. Ama, bu gerçek böyle değilse, yani 2002 yılında namerde muhtaç olmayan insanlar 2011 yılına doğru gelirken gittikçe yoksullaşmışlarsa, evlatlarından en az bir kişisine hala iş bulamıyorsa, geçim darlığı içerisindeyse, gelir dağılımındaki adaletsizlikle kendisine düşen payın azaldığını görüyorsa ve toplumda huzur, güven, asayiş kalmamışsa o zaman bir kararı 12 Haziran'da vermek durumunda olacaksın. Öyleyse bu karar ne olabilmeli? (Sayın Başbakan yeter artık Abbas yolcu) demelisiniz ve bugünkü siyasi iktidardan kurtulma zamanının geldiğine işaret vermelisiniz. Bugün için gerçekte budur.''
 

'Ülkeyi toz pembe gösteriyor'

Bahçeli, ''Şimdi bir an yine hep beraber düşünelim, sabah 06.30'dan gece 24.00'e kadar Sayın Başbakan yandaş veya zorla yandaş hale getirdiği televizyonlarda sürekli konuşuyor. Bazı sözde aydınlarla, bazı yandaş gazetecilerle bir araya geliyor, önceden hazırlanmış bir senaryo üzerinde sözde söyleşi yapıyorlar. Sayın Başbakan'ı öyle bir anlatıma zorluyorlar ki, Sayın Başbakan'ın aradığı da budur'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın farklı bir Türkiye tablosu çizdiğini savunan Bahçeli, ''Bu tablo herkesin mutluluk ve huzur içinde olduğu bir tablo, Sanki 9 yıl içerisinde, 87 yıldan bu yana ülkeyi yönetenler, AK Parti iktidar oluncaya kadar hiç bir şey yapmamış. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın sihirli eli değer değmez 87 yıldaki bugün ulaşılan Türkiye, sanki o gün gerçekleşmiş gibi milleti aldatan, kandıran söylemlerle toz pembe, güllük gülistanlık göstermektedirler. Şimdi Sayın Başbakan'ın bu tablosu mu doğrudur, yoksa şu meydanı şereflendiren aziz Nevşehirlilerin yaşadığı gerçek hayat mı doğrudur?'' diye konuştu.

 

'Bugün her evde en az 1 işsiz vardır'

Bahçeli, Türkiye'de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkeyi tek başına yönetme hevesiyle bir otoriter rejim oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Böyle bir dönemde milletin sesini duyuracağı seçim gününün geldiğini, 22 gün sonra milletin sandık başına gideceğini ifade eden Bahçeli, ''Recep Tayyip Erdoğan'a artık dur demenin zamanı gelmiştir, diye bir ortak kanaat geliştirelim'' diye konuştu. Ülkede 6 milyona yakın işsiz bulunduğunu, Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin işsizlik olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Bugün her evde en az bir işsiz vardır. İşsizlik bir ekonomik sorundur ama toplumda da büyük bir yaradır. Onun için işsizliğin çözüme kavuşturulmadığı bir ülkede sosyal huzuru, aile saadetini bulmak mümkün değildir'' dedi.

Nüfusun yüzde 18.8'inin yoksul olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti: ''Sağlıklı beslenebilmek için gerekli mutfak masrafını karşılayabilecek bir gelire sahip olamayan birçok vatandaşımız vardır. Bu gittikçe de yaygınlaşmaktadır. İşsizlik, yoksulluk beraber olduğunda, eğer iktidarlar bu iki temel soruna çözüm üretemiyorlarsa vatandaşımız kendilerine göre bir çözüm yolu olarak göçü buluyor ama göç de yeni bir sorun olarak topluma yükleniyor. Bir İstanbul düşünün; İstanbul'daki Kastamonulular, Kastamonu nüfusunun üç katı olmuş. İstanbul'daki Sivaslılar Sivas nüfusunun iki buçuk katı olmuş. Ankara, İstanbul, İzmir gibi şehirlere baktığımızda, bütün komşu illerden oraya gelen insanlar vardır. Bütün bunların yanında asayişsizlik de başını almış gidiyor. Bunlar yaşanan gerçekler. Meydanlarda Recep Tayyip Erdoğan bölücülükten bahsediyorsun, ileri demokrasiden bahsediyorsun, özgürlükten bahsediyorsun da bu vatandaşın hayat gerçeğinden niye bahsedemiyorsun? Çünkü miyop, gözleri miyop olmuş. Baktığı zaman hanedanı görüyor, yakını görüyor, yalakaları görüyor. Onların iktidardan beslenmiş halini görünce, hepsinin palazlanmış, eti budu yerinde insanlar olarak görünce; Anadolu'daki kavruk, işsiz insanları hep onun gibi zannediyor ama gerçek öyle mi?''

'Türkiye'nin nereye gittiğini göremiyor'

Türkiye'de 6 milyonu aşkın insanın mahkemelik olduğunu belirten Bahçeli, cezaevlerinin dolduğunu, sokakların güvensizleştiğini, kadına şiddetin arttığını ileri sürerek, şöyle konuştu: ''Geçim darlığından dolayı 2008 yılından bu yana Türkiye genelinde ama büyükşehirlerde boşanma oranları artıyor. Yıkılan yuvalar var. İşte böyle bir asayişsizlik yanında bölücü terörün sürekli olarak büyükşehirlere doğru yayıldığını görüyoruz. Bugün Türkiye'de ayaklanma provaları yapılıyor. Hakkari, Şemdinli, Yüksekova'da ne vali ne de kaymakam var. Orada kamu düzenini sağlayan polis kardeşlerimiz. Her akşam peşmerge kılıklı teröristlerle sabaha kadar cebelleşiyor. Kimisi linç ediliyor, kimisi şehit ediliyor, kimisi ağır yaralanıyor ama sayın Başbakan vurdum duymaz. Sayın Cumhurbaşkanı 'iyi şeyler olacak' diye kendisini inandırmış, Türkiye'nin nereye gittiğini göremiyor ama Diyarbakır'da, Van'da ve bazı yerlerde ise yine ayaklanma provaları yapılıyor. İstanbul'un bazı semtlerinde otomobiller molotofkokteylleriyle yakılıyor. Huzur yok, güven yok. Bütün bunlar olurken, yolsuzluk başını almış gidiyor. Özelleştirmeyle devletin varlıkları, milletin varlıkları birilerine peşkeş çekiliyor. Rüşvet başını almış gidiyor.''

'Bir paket en az 4 oy diye bakıyorlar'

Bahçeli,yurttaşların böyle bir ortamda, tarihi bir dönüm noktasında önemli bir karar alacağını dile getirerek, ''Ama kararınızı etkileyen unsurlar çıkıyor. Dün oldu bugün de var. Hele 22 gün kala bunlar daha da artacak. Bunlardan bir tanesi; paket uygulaması ve paket demokrasisiyle yoksulun oylarının gasbedilişi. Buraya dikkat etmek lazım. Yoksulluk her insanımız için söz konusudur. Devlet yönetiminin bu yoksulların yanında olması lazımdır. Onun için yoksulluk istismar edilerek, ülkeyi sömürenlerin sürekli ve kalıcı iktidarına alet edilemez, peşkeş çekilemez, istismar konusu yapılamaz ama bunu yapan zihniyet bir kolaycılık bulmuş. O da paket uygulaması ve paket demokrasisi. Bir paket en az 4 oy diye bakıyorlar. Geleceğini garanti altına almış oluyor, iktidara tekrar hevesleniyor'' dedi.

Devlet Bahçeli, milletin 12 Haziran'da AKP'ye ''dur'' diyeceğini öne sürerek, ''12 Haziran'da şunu söyleyeceksin; sayın Recep Tayyip Erdoğan, başka AKP'liler olarak artık sizinle birlikte bu yolları yürümek istemiyoruz, diyeceksiniz. Bunlar giderse yerine gelecek olan var mıdır? Nedir adı? Milliyetçi Hareket Partisi'dir. MHP'nin zamanı gelmiştir. MHP bu iktidarın dokuz yıllık tahribatını ortadan kaldıracak, bir toparlanma ve onarım hükümeti kurmayı düşünmektedir. Bu toparlanma ve onarım hükümeti, işsizliği, yoksulluğu ve terörü ortadan kaldırmayı öncelikli alarak, mutlaka ve mutlaka yolsuzluktan hesap sorma kararlılığında Türkiye'yi yönetmeye talip olmak demektir'' diye konuştu.

MHP'nin ''Hilal Kart'' uygulamasını da anlatan Bahçeli, ''Hilal Kart''ın eve aş, esnafa iş olacağını, böylelikle durgun bir suya atılmış taş gibi, huzur, mutluluk, millet-devlet kaynaşmasının sağlanacağını söyledi. Partisinin bütün bunlara, yolsuzluğun hortumlarını keserek kaynak bulacağını belirten Bahçeli, ''Yoksullukla mücadeleye öncelik verilecek. İşsizliği ortadan kaldırabilmek için yüzde 7 kalkınma hızıyla 700 bin insanımıza her yıl iş bulunacak. Bir kişiye iş veren ister esnaf, ister işveren, ister serbest çalışan olsun, bir ekmek kapısını açanın devlet her zaman yanında olacak. Onun eli öpülecek. Dolayısıyla rekabet edebilir, her türlü imkana kavuşturulmuş bir iş dünyasının, esnafından tutun fabrikasına kadar desteklenecek. Böylelikle asgari ücreti 825 liraya çıkaracağız. İşte MHP'nin milletimize sözü budur'' dedi.

Bahçeli Kayseri'de

Bahçeli, partisinin Kayseri mitinginde yaptığı konuşmada, 12 Haziran'da yapılacak milletvekili seçimlerinin ülkenin karşı karşı kaldığı iç ve dış tehditlerin yoğunluk kazandığı bir dönemde gerçekleştirileceğini savundu.

Bu seçimlerin yol ayrımına sürüklenmiş bir Türkiye'de millet iradesinin yeniden değerlendirilmesiyle, yeni bir ufkun kucaklanmasına vesile olacağını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu seçimler yol ayrımındaki bir Türkiye'de milletimizin kendi kaderini kendi iradesi ile yeniden oluşturacağı bir dönemi başlatacaktır. O bakımdan bu seçimleri bütün siyasi partiler gibi MHP olarak önemsiyoruz. Bu seçimlerde mutlaka yüksek bir katılımla sağlıklı, güvenli, adil, hile karışmamış bir seçim sonucu alınması için siyasi iktidara da çok büyük bir sorumluluk düştüğü kanaatindeyiz.''

Bahçeli, Türkiye'nin yaklaşık 9 yıldır AKP tarafından yönetildiğini belirterek, şunları kaydetti:
''AKP, 2002 ve 2007 genel seçimlerinde 330 ve 341 milletvekili aldığından sayısal çoğunlukla tek başına iktidar olmuş ve bu iktidar döneminde 58, 59, ve 60. hükümeti kurmuştur. Dolayısıyla koalisyonlar dönemi sonrasında milletimizin sosyoekonomik meselelerinin biran önce çözüme kavuşturulması için tek başına bir iktidar özlemi yeni kurulan bir siyasi parti olarak millet iradesinin oraya yönelişiyle AKP'ye nasip olmuştur. AKP bu sayısal çoğunluğuyla ve milletvekillerinin mecliste temsil gücüyle, parti programında, hükümet programlarında ve seçim beyannamelerinde neyi vaat etmişse, neyi önermişse, ne yapılmasını istediyse hepsini gerçekleştirebilecek bir siyasal güç olmuştur. Yani bugünkü siyasi iktidarın gerek 2002 gerekse 2007 sonrasında yeniden oluşmuş TBMM'de alamayacağı bir karar, çıkartamayacağı bir yasa ve uygulamayacağı bir sosyoekonomik politika yoktur. Ancak aradan geçen süre içerisinde teslimiyetçi politikalarla, kazan kazan oyunlarıyla, ekonomide sat kurtul, milli meselelerde ver kurtul anlayışıyla bu iktidar milletinden almış olduğu desteğe layık olamamıştır ve Türkiye'nin temel meseleleri çözüme kavuşturulamamıştır. Bu iktidar döneminde üniter yapı, milli devlet, toprak bütünlüğü, bin yıllık kardeşliğimiz tartışmaya açılmış ve sorgulanmaya başlanmıştır. Sıfırlanmış bir terör bu iktidar döneminde azmıştır ve bu iktidarın kara bir gün olarak ilan ettiğimiz 1 Ağustos 2009 tarihinden PKK'nin siyasallaşma sürecinin başlangıcı kabul edilebilecek bir tarihi hatayla, demokratik açılım zırvasını başlatmakla Türkiye'yi bölünmenin eşiğine getirmiştir.''

"Millet sizden kurtulmak istiyor"

''Açmış olduğu 'şerefsizlik' tartışmasında kimin şerefsiz olduğunun da bir kez daha teyidi olan müzakereyi İmralı canisi ile sürdürmüş, sonuç itibarıyla bir rol paylaşımı içerisinde biraz terör biraz taviz ile Türkiye'yi iki dilli hayat, demokratik özerklik, federasyon, konfederasyon aşamalarıyla bölmeye yönelik bir gafletin içine düştü''
diyen Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Sayın Başbakan, (Benim birinci dönemim çıraklıktır, ikinci dönemim kalfalıktır, şimdi üçüncü dönemi ustalık dönemi olarak istiyorum) diyor. Sayın başbakan, sen yanılıyorsun milletimiz bu dönemleri zannediyorum şöyle tanımlıyor; birinci dönemin gaflet, ikinci dönemin delalet, üçüncü dönemin -Allah muhafaza istemiyoruz- ihanet olacaktır. Onun için ihanet dönemine geçmeden AKP'yi, onlara oy vermiş aziz vatandaşlarımı ve Türkiye'yi kurtarmak istiyoruz. Bunun için 12 Haziran önemli bir gün. 12 Haziran'da bu millet sizden kurtulmak istiyor. Bu milletin sizden kurtuluşu, aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan'dan AKP'nin kurtuluşu olacak.''


"Bu iktidardan kurtulmanın zamanı geldi"

Türkiye'nin bugün huzur ve güven ortamında olmadığını savunan Bahçeli, şunları söyledi:
''Bugün ülkemizin birçok sosyal ve ekonomik sorunları bulunmaktadır. Sayın Başbakan bu sorunlar üzerinde hiç durmuyor. Sadece üçüncü dönem iktidar olabilmek için çıldırmış ve çılgın projelerle milleti aldatmaya çalışıyor. Onun için bu iktidarda kurtulmanın zamanı gelmiştir. Aziz vatandaşlarım bunun kararını siz vereceksiniz. Çünkü, ülke sizin, karar sizin. Gelin hep beraber şöyle bir düşünelim.
Eğer evinizde aş kaynıyorsa, işsiz evladınız yoksa, gelir seviyeniz yükselmişse, yeni bir hayat standardına kavuşmuşsanız, toplumda huzur ve güven içeresinde yaşadığınızı kabulleniyor ve geleceğe umutla bakıyorsanız, o zaman hep beraber Sayın Başbakan'ın (Durmak Yok, Yola Devam) sloganını kabullenerek 12 Haziran'dan sonra da yola devam edebilirsiniz ama gerçek bu değilse, yoksullaşan, evinde en az 1 veya 2 evladının işsiz olduğu, gelir dağılımı adaletsizliği karşısında geçim darlığına düşmüş, sosyal yönden büyük bir huzursuzlukla (Bu ülkede nasıl yaşanılır) sorusunu arıyorsanız, işte o cevap 12 Haziran'da omuz omuza.''

Bahçeli, partisinin Kayseri mitinginde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde tek başına siyasi iktidarı AKP'nin elde ettiğini, ancak tek başına iktidar olmanın sağladığı güçle çözülmesi gereken pek çok sorunun, dokuz yıllık AKP iktidarı döneminde çözülemediğini söyledi. Bahçeli, ''Vatandaş, 'benim birinci meselem işsizlik, yoksulluk, terör ve yolsuzluktur' diyor. Vatandaş bunları sayıyor. Bu sorunlar çözüldü mü'' diye sordu.

Konuşmasını dinleyen yurttaşların, ''hayır'' yanıtı vermeleri üzerine de Bahçeli, ''O zaman 12 Haziran'da AKP'ye verin cevabını gitsin'' dedi.

Türkiye'nin en önemli meselesinin, işsizlik ve yoksulluk olduğunu dile getiren Bahçeli, öyle devam etti:
''Bugün 6 milyon gencimiz işsizdir. 2008'de yaşanan ekonomik krizde de bazı vatandaşlarımız işlerinden çıkarıldılar, birçok esnafımız da dükkanlarını kapattı. Bütün bu sıkıntılar yaşanırken, sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, derdini anlatan çiftçiyse (Ananı da al da git) diyor, gençse (Başının çaresine bak) diyor, memursa azarlıyor. Yoksulluk ve işsizlik, vatandaşın önünde en önemli sorun olarak hala duruyor.
Devletin belli başlı gelir kaynakları vardır. Bunların başında da vergiler gelir. İster üretici, ister çalışan, ister tüketici olun, hepiniz, hepimiz vergi ödüyoruz. Ödenen bu vergileri de devlet çeşitli hizmetleri sunmak için kullanıyor. Bu hizmetlerden birisi de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları'na para aktarmaktır. Yani yoksulların, fakirlerin ve dar gelirlilerin zor günlerinde yanında olması gereken vakfın faaliyetleri için devlet vergi gelirlerinden pay ayırıyor. Vakfın kaynağı millet, kullanıcısı devlettir. Ancak AKP, bayramlarda seyranlarda, seçimlerde vatandaşlara yardım paketi dağıtıyor, bu vakıf aracılığıyla. Seçimlere 26 gün kala yardım paketleri dağıtılmaya başlamıştır. O paketler, sizlerin parasıyla hazırlandı, o paketler sizin hakkınız. O paketleri alın, getirene tokadı vurun gitsin. Kimin parasını kime dağıtıyorsun?''

"Bu gidişat hayırlı değil"

Bahçeli, Türkiye'de asayişsizliğin yaygınlaştığını, kadına yönelik şiddet olaylarında artış gözlendiğini de ifade ederek, ''Bu gidişat hayırlı değil. Bu huzursuzluk devam ederse yaşanabilir bir ülke olmaktan çıkarız. Ekonomik ve sosyal sıkıntılar toptan halledilmezse diğer sorunlar da çözülemez'' diye konuştu.

Türkiye'nin önünde duran sorunların çözümü için MHP'nin tek başına iktidar olması gerektiğini savunan Bahçeli,bu iktidarın bütün tahribatını ortadan kaldırabilmek için iktidara talip olduklarını söyledi. Bahçeli, iktidara geldiklerinde çıkaracakları Hilalkart ile ihtiyaç sahibi vatandaşların rahat bir nefes alacağını, mutlu, huzurlu ve ihtiyaçlarını başkasına muhtaç olmadan karşılayabilen bir duruma geleceğini ifade etti. Bahçeli, ''Hilalkart'ın kaynağı da işte sizin vergilerinizden elde edilen ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na aktarılan paralardır'' dedi.

Bahçeli, Güneydoğu'da terörün arttığını, Başbakan ve Cumhurbaşkanının bu duruma kayıtsız kaldığını ileri sürerek, emniyet güçlerinin tek başına terörle mücadele ettiğini ifade etti. Bahçeli, ''Biri polise tokat atacak, biri polis panzerinin üstüne çıkacak, öbürü Van'da tepikleyecek, Yüksekova'da iki tane polis memuru kardeşimi yalnız bulacak lince yönelecek, bir tanesi hayati tehlikeyle Van'a zor yetiştirilecek. Dünya kadar Türkiye'nin aleyhine konuşulacak, Diyarbakır'da, Van'da, Batman'da Türkiye'yi bölmek için her türlü naneyi işleyecek, sonra da kalkacaksınız aydınıyla, gazetecisiyle, siyasetçisiyle bu zavallıların Meclise yönelmesi için yargıya olağanüstü baskı yapacaksınız'' değerlendirmesinde bulundu.

"Bu iktidar, bölen bir iktidar"

AKP iktidarının, Mecliste çoğunluğa sahip olmasına rağmen, sorunları çözemediğini ve yıprandığını söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:
''AKP, hesap sorulacak endişesiyle ne olursa olsun, üçüncü defa iktidar olmak için bocalamaktadır. Çünkü biliyorlar ki MHP iktidara geldiğinde, 9 ayda yaptıklarının hesabı, 9 yılda sorulacaktır. Yetimin, yoksulun, emeklinin, dul ve kimsesizin hakkını yiyenlerden hesap soracağız. Ankara Gölbaşı'ndaki Emniyet tesislerinde İçişleri Bakanı, 1 Ağustos 2009'da 'Demokratik Açılım Projesi' diye bir zırvayı ortaya attı. Bu zırva, Türkiye'nin başına bela oldu. Bundan sonra Türkiye'nin bölünme süreci hızlandı. Başta Demokratik Açılım Projesinin mimarı İçişleri Bakanı olan zattan hesap sormazsak namerdiz. Bu iktidar, bölen bir iktidardır.''

Konuşmasında, hükümetinin yapmayı planladığı anayasa değişikliğine de değinen Bahçeli, ''Sayın Başbakan, Mecliste 367 çoğunluğunu sağlayarak referandumsuz Anayasayı değiştirmek istediklerini söylüyor. Ancak nasıl değişiklik yapacaklarını, ne gibi değişiklikler olacağını söylemiyor. Sayın Başbakan, nasıl bir Anayasa değişikliği yapacağını anlat, vatandaş da beğenirse sana oy versin, beğenmezse değişikliğini başına çalsın. Yapacağın değişiklikte bakalım Türk milleti var mı? Anayasanın değişmez üç maddesi nasıl değişiyor? Bunları bir görelim'' diye konuştu.

 

Ankara'da kaşılandı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara girişinde, destek sloganları atan partililerce karşılandı.

Bahçeli, Kayseri'de partisince düzenlenen mitingin ardından Ankara'ya döndü. Bahçeli'yi, Lalahan ilçesi yakınlarında toplanan çok sayıda partili karşıladı.

''Devletin başına devlet gelecek'', ''Başbakan Bahçeli'' sloganları atan partililer, Bahçeli'yi karşıladıktan sonra araçlarıyla konvoy oluşturdu. Partililer, daha sonra Bahçeli ile birlikte Ankara'ya giriş yaptı.