"Yasal olmayan dinlemeler insan onuruna aykırı"

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, dinlemelerle ilgili bazı şartların söz konusu olduğunu ifade etti ve yasal olmayan dinlemelerin insan onuruna ve demokrasiye aykırı olduğunu belirtti.

09 Aralık 2009 Çarşamba, 14:15
Abone Ol google-news

Ankara Barosu Yolsuzluk Araştırma Merkezi, "Yolsuzluklar" konulu bir açık oturumda konuşan Gerçeker, yargıda dinleme iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gerçeker, "Ne yazık ki, bugün çok acı, çok somut örnekleri ortaya çıktığı gibi gerek yasal gerek yasal olmayan, hukuka uygun olmayan dinlemeler çok yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Bu da bizi derinden üzmektedir. Dinleme deyince sadece Yargıtay akla geliyor. Aslında bugün bir çok kişi ve kurum dinlenmektedir. Yasal olmayan dinlemeler bunlar. Yasal olmayan dinlemeler insan onuruna, demokrasiye aykırıdır" şeklinde konuştu.

Bu konuda özeleştiri de yaptığını belirten Gerçeker,şunları söyledi:
"Maalesef meslektaşlarımız da gereken özeni göstermiyorlar. Yasal koşullar yasalarda gösterildiği ve istisna olduğu halde, bu koşullar tam anlamıyla aranmadan, dinleme kararları verilmekte. O zaman, istisna olan bir kural genel bir kural haline dönüşmekte. Bu da, yasal olmayan, hukuki geçerliliği olmayan delillerin yargılama safhasında nazara alınmaması gerektiği için suçla, suçlularla mücadelede zafiyet yaratmaktadır. Bu konuda da gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğine inanıyorum."

Devlet sisteminde yolsuzluklarla mücadelenin çok önemli olduğuna da değinen Gerçeker, "Yargı sistemimizin, salt bağımsız olarak ortaya konulması gerekmektedir. Yolsuzluklarla ilgili çalışmalar var. Suç nasıl tespit edilir. Yolsuzlukla mücadele yapılabilir hala getirmek çok önemlidir. Yargı sistemi tam bağımsız olmalıdır. Son yıllarda, bunu üzülerek söylemek zorundayım, yargıya karşı sistematik bir saldırı, hücum, yargıyı yıpratma kampanyası başlamıştır. Sonuç olarak yargıya karşı toplum olarak güven sarsılmaktadır. Yargı içinde hakimi savcısı akademisyeni ile bir bütündür" dedi.

"Yargıtay'a üvey evlat muamelesi yapılıyor"

Yargıtay'a üvey evlat muamelesi yapıldığını ileri süren Gerçeker, "Bu nedenle görevini, işlevini tam anlamıyla yapacak olanaklara sahip olmamış bir görünüm arz etmektedir. Yargıtay'ın olanakları yasamanınkinden de yürütmeninkinden geri kalmış. Olanaklar atlanmıştır. Yargıtay bir çok sorunla karşı karşıya kalmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Gerçeker, Yargıtay'ın iş yükü altında ezildiğini de ifade ederek, bunu geçmişte "Yangın var" sözleriyle dile getirdiğini kaydetti. Gerçeker şöyle dedi:
"Yargıtay'a Aralık başından beri 1 milyon 560 küsur dosya geldi. Avrupalı meslektaşlarımız bunlara gülüyor. Bu dosyalardan sadece 700 bini çıkarıldı. Bazı daireler 2-3 sene öncesinin dosyalarına bakıyor. Biz bunları adaleti arayan kişilere mazeret olarak gösteremeyiz. Mümkün değil. Personel eksikliği var. Hakim savcı eksikliği var. 15 bin hakim kadrosu var. Türkiye şartlarında bu sayı en az 30 bin olmalı Adliyede bir mahkemeyi 2 tane hakim kullanıyor. Yargı suçlarla mücadelede etkin olamıyor. Yargı reformu gündemde. Bu sorunları halletmeden hiçbir şey olmaz. Yargı bağımsızlığı Anayasa'nın gereğidir. Bağımsızlık için, demokrasi için şarttır. Biz Atatürk'ün bıraktığı çağdaş laik Türkiye Cumhuriyeti'ne çok şey borçluyuz. Biz bunu söyleyince 'yargı siyasallaşıyor' diyor. Varlığımızın nedeni Cumhuriyetin laik ilkeleridir. Özgürlükçü demokrasiyi, demokrasinin gereği olan temel hak ve özgürlükleri korumak bizim görevimizdir. Bunu yerine getirmediğimiz zaman eleştirilmemiz gerekir"

"Yolsuzluk iddialarının peşinin bırakılmaması hukuk devletinin gereği"

Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Salih Akgül ise yaptığı konuşmada, yolsuzluk iddialarının peşinin bırakılmamasın hukuk devletinin gereği olduğunu belirtti. Yolsuzlukla mücadele için atılacak adımlardan birinin, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması olduğunu ifade eden Akgül,yolsuzlukların önüne geçilebilmesi için TBMM'nin, devletin harcamaları üzerindeki denetim görevini etkin biçimde yerine getirilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması, yolsuzlukla mücadele konusunda güçlendirilmiş yeni yasaların yürürlüğe konulması, iktidar tarafından sürekli değişikliğe uğratılan Kamu İhale Yasasının, AB standartlarına uygun hale getirilmesi, gerektiğinin altını çizdi.