'Yasalar AB normlarına uydurulmalı'

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, Anayasa çalışmalarının sonuçlarının beklenmeden yasaların AB normlarına uydurulmasıyla ilave veya paralel bir gayret göstermesi gerektiğini kaydetti.

09 Aralık 2011 Cuma, 11:19
Abone Ol google-news

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı, Ankara'da yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, Meclisin yeni anayasa çalışmalarının sonuçlarını beklemeden yasaların AB normlarına uydurulmasıyla ilave veya paralel bir gayret görmek istediklerini dile getirdi. Yücaoğlu, "Parlamenter sistemle kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesine yönelik toplumun taleplerini dile getirmeye çalışıyoruz. Yeni seçim kanunu, seçim barajının düşürülmesi, yeni siyasi partiler kanunu ve yargıda tutuklu sürelerinin Avrupa normlarına uydurulması gibi öncelikli konuların meclisin gündemine getirilmesini bekliyoruz" dedi.
 

'Çalışmalar devam ederken demokratikleşmeye devam edilebilir'

Bir yandan Anayasa çalışmalarına devam ederken kanunlar nezdinde de demokratikleşmeye devam edilebileceğini vurgulayan Yücaoğlu, "Siyasi reformlar ve demokratikleşme adımlarını ise siyasal bir kalite sorunu olarak görmüyorum. Bu reformlar bize depremden ekonomiye, dış politikadan Kürt sorununa, kadın erkek fırsat eşitliği ve eğim reformuna kadar her pencerede her yelpazede yeni katkılar sağlayacak, ivme kazandıracak bir gelişme olacak" ifadelerini kullandı. Siyasi reformların barışçıl bir dış politika ile tamamlanması gerektiğini dile getiren Yücaoğlu, "Dış politikada Türkiye'nin temel ilkelerinden biri 'Yurtta sulh cihanda sulh' ilkesidir. Biz sık sık yabancı dostlarımıza Türkiye'nin bölgede hiçbir emperyal emeli olmadığı, sadece güçlü ve gelişen ekonomisiyle bir ikna gücü ve barışçıl bir güç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye bölgesinde sadece ve demokratik ve ekonomik faaliyetleri ile ilham alınan ve tecrübeleri paylaşılan yumuşak güç olarak öne çıkmalıdır. Bu yumuşak gücün öne çıkması için STK'ların dış politikada devletin yanında yer alması lazım. En büyük güç ekonomik ilişkiler ile kültürel ilişkilerin sağlandığı güçtür" diye konuştu.

 

'Türkiye ekonomisi Avrupa'dan ciddi bir şekilde etkilenmeye başladı'

Erkut Yücaoğlu, Türkiye ekonomisinin Avrupa'dan ciddi bir şekilde etkilenmeye başladığına dikkat çekerek, "Bugüne kadar sağlıklı bir şekilde götürülen makro ekonomik politikalar son dönemde artan oynaklık ve volatilite içinde. Bunun temel sebebi Merkez Bankası'nın günlük faizleri tespit ederken kullandığı geniş faiz koridorudur. Dünyada ve Avrupa'da olan bitenden dolay Merkez Bankası'na bu politika, esneklik ve çabuk hareket etme imkanı sağlıyor ama Türk iş alemi için bu ciddi belirsizlik yaratıyor. Son iki üç ayda TL kredi faizleri yüzde 8-9'lardan yüzde 14'lere, döviz kredisi faizleri ise yüzde 5.5'tan yüzde 8 çıktı. Enflasyon baskısı arttı. TL değer kaybetti" ifadelerini kullandı.

Enflasyon baskısının artması ve TL'nin değer kaybetmesinin cari açığı yeterince azaltmadığına işaret eden Yücaoğlu, "Avrupa ve Amerika'da krizi devam ederken bu ülkelerin düşen büyüme hızlarından dolayı ihracatın daralması muhtemeldir. Aynı zamanda Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da ki müteahhit ve diğer hizmet gelirlerimizin azalması beklenmektedir" dedi.
 

TÜSİAD muhtemel senaryoları inceleyecek

2012'nin son derece ciddi tehlikelerin olacağı bir sene olduğunu söyleyen Yücaoğlu, "Türkiye için en iyi büyüme hızı olarak yüzde 2-3 tahminleri yapılmaktadır. Biz bu seneyi her halükarda çok iyi yönetmeliyiz. Bu konuda TÜSİD Yönetim Kuruluna muhtemel senaryoların incelenmesi için çalışma yapmasını önermek istiyorum" dedi. Önümüzdeki yıl büyümenin yavaşlamasına bağlı olarak cari açığın biraz düşeceğini, ancak büyümenin tekrar geri gelmesiyle birlikte cari açığın tekrar masaya geleceğine dikkat çeken Yücaoğlu, "Cari açığı her yönüyle bir inceleme altına almalıyız ve bir takım politikalara karar vermeliyiz" ifadelerini kullandı.
 

'Enerji faturasına rağmen dış açık kapatılmalı'

Cari açık sorunun iki temel yaklaşımla beraber götürülmesi gerektiğini dile getiren Yücaoğlu, "Orta vadeye ilişkin Türkiye'nin dışa bağımlı olduğu enerji faturası rağmen dış açık kapatması için çok ciddi çalışması lazım. Önümüzde Kore örneği var. Hem enerji açıkları var ama toplamda fazlaları var" dedi. Dünyanın büyüme trendine gireceğinin kesin olduğunu ancak bunun ne kadar süreceğinin bilinmediğini kaydeden Yücaoğlu, "Bu noktada Türk ekonomisini üretim, katma değeri ve verimi artmış bir yapı ile bu yarışa tekrar devam etmesi ve büyüme hızının sürdürülebilir seviyelerde bir güce kavuşturması lazım. İlgili bakanlıklarda bu konuya odaklanıldığını duyuyoruz. Ama uygulama planlarında biraz geç kalındığı kanaatindeyim" şeklinde konuştu.
 

'Yabancı sermaye yatırımları özendirilmeli'

Cari açık konusundaki ikinci paralel yaklaşımın ise kısa vadeye ilişkin olduğunu anlatan Yücaoğlu, "Cari açık vermeye devam ettiğimiz sürece bu açığı finanse etmemiz gerekiyor. Bu ortamda küresel risk iştahının azaldığı, likiditenin sınırlandığı ve sermayenin gelişmiş ülkelere döndüğü bir ortamda cari açık finansmanı eğer kısa vadeli dış borçlanma ile sağlanırsa en büyük avantajımız olan finansal istikrarda da kaybederiz. Bu açığın net kısmı da net hata ve noksan ile telafi ediliyor. Kaynağı belli olmayan ve sürdürülmesinin hiçbir garantisi olmayan bir kaynakla finanse ediyoruz. Kısa vadede finansman kalitesini yükseltmek vadeleri uzatmak ve borçlanma yerine doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını özendirmek zorundayız" dedi.
 

'Türkiye'nin ciddi bir vergi reformu tasarlaması lazım'

Türkiye'nin sadece AB değil birçok ülkenin performansı ile karşılaştırdığımızda bütçe performansının daha iyi olduğunu kaydeden Yücaoğlu konuyla ilgili şu noktalara değindi:
"Mali disipline özen gösteriliyor. Yükselen vergi gelirlerinin arkasında payı sürekli artan dolaylı vergiler var. Bu yüksek vergi ödeyende dar bir kesim var. Türkiye'nin vergi sistemi sorunları yıllardır biliniyor. Kayıt dışı ekonomi ile vergisini yüksek ödeyen mükellef ağır cezalandırılıyor. Bu sistem sadece haksız rekabet yaratmıyor, ülkenin büyüme sürecini etkiliyor. Türkiye'nin ciddi bir vergi reformu tasarlaması lazım. Vergi reformunun hem yurt içi tasarrufları artırıcı yönü hem de üretim ve yatırımları artırıcı bir çerçevesi hazırlanmak durumunda."

Yunan ve Roma trajedisi

Antik çağlardaki gibi Avrupa'da Yunan ve Roma trajedisinin oynandığını söyleyen Yücaoğlu, "Her gün yeni yönde gelişen Avrupa borç krizinin ilk neticesi olarak bütün büyüme oranları düşürülmüş vaziyette. Belki Amerika'nın yüzde 2'ye yakın büyüme gösterecek ama Avrupa'da sıfır ya da negatif bir büyüme ve Çin ise büyük bir büyüme düşüşü olacağı söyleniyor" dedi.

Türkiye için yapılan en büyük büyümle tahminlerinin ise yüzde 3 civarında olduğunu dile getiren Yücaoğlu, "Üstelik bütün bu tahminler resesyon ve deflasyon tehlikesini önlemek üzere çok ciddi tedbirlerin alındığı varsayımına göre yapılıyor. Verilen sözler lider mutabakat çözümleri bir türlü sonuç alıcı uygulamalara dönüşmüyor. En son çare olarak Euro'nun kurtarılması için her çareye başvurulacağı anlaşılıyor. Deflasyon korkusu ve enflasyon riski ikinci plana atılmış durumda. Avrupa Merkez Bankası'nın para basması bilançosunu sınırsız büyütmesi ve Amerika'nın Merkez Bankası gibi hareket etmesi bekleniyor. Bu şartlarda en büyük faturayı ödeyecek Almanya bile itirazlarını azaltmış durumda. Temmuz 2012 kadar Avrupa bankalarının 200 milyar Euro seviyelerinde öz kaynak desteğine ihtiyaç var. Dünyada bütün fonlama kaynaklarının tekrar kısılacağını ve finansman maliyetlerinin artacağını söylemek yanlış olmaz" şeklinde konuştu.

AB Liderler Zirvesinde sabaha kadar çalışıldığını ve 27 ülke olarak bir yanıt alamadıklarını anımsatan Yücaoğlu, "Bugün yine toplanacaklar. Bugün sonunda alınacak kararlar piyasanın nefeslerinin tutarak izlediği bir ortamda olacak" dedi.
 

'Krizin derinleşme ihtimali hala var'

Yücaoğlu, hala krizin derinleşmesi ihtimalinin olduğunun altını çizerek, bunun ötesinde bir Avrupa ülkesinin iflas etmesinin ihtimali, bunun sonucunda da başka ülkelerin iflas etmesi durumunun konuşulduğunu kaydetti. Bu durumda siyasal krizlerin baş göstereceğini söyleyen Yücaoğlu, bununda Türkiye'de dahil bütün dünya ülkeleri için bir felaket senaryosuna dönüşme ihtimalinin ufakta olsa olduğunu söyledi.

'Avrupa kültürünün krizi ne şekilde yönettiği izlenmeli'

Almanya ve Fransa'nın AB ortaklık anlaşmasını değiştirmek istediğini dile getiren Yücaoğlu, "Üyelerin mali politikalarını çok daha sıkı sürdürmesinin sağlanmasını istiyor. Yunan ve Roma trajedisinin arkasında ekonominin yönetilmesi anlamında bir beceriksizlik varsa da bu beceriksizlik bütün dünya ekonomisini tehdit etse de hala Avrupa kültürünün krizi ne şekilde yönetildiğini izlemek lazım. Trajedi siyasal zeminde sürüyor. Avrupa'da başarılı olamayan liderleri Yunanistan dışında halk demokratik bir ortamda protesto ediyor. Avrupa ekonomik sorunlarını dahi bir demokratik sistem içerisinde sürdürmeye çalışıyor. Ne zamanki liderler kamu açıklarını ve kamu disiplinlerini bir disiplin içine alan bir mali çerçevede anlaşırlarsa ve o çerçevede anlaşırlarsa biz Avrupa'nın yavaş yavaş artık krizden çıkacağını düşünebiliriz. Bu tablo bizim içinde önemli bir tablo. Demokrasilerde önemli karaların alınması için muhakkak ki bir konsorsiyum yapılmalı" ifadelerini kullandı.

Yücaoğlu konuşmasında ayrıca Van depremine değinerek, insan güvenliğine odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, doğal afetlerin bir trajediye dönüşmemsi uyarısında bulundu.