Yazar Zehra İpşiroğlu'ndan Genco Erkal'a destek yazısı: "Yapıcılık ve Yıkıcılık"

Genco Erkal’ın Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılması tiyatro ve sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Tiyatro akademisyeni ve yazar Zehra İpşiroğlu da konuya dair bir yazı kaleme aldı.

22 Nisan 2021 Perşembe, 12:23
Yazar Zehra İpşiroğlu'ndan Genco Erkal'a destek yazısı:
Abone Ol google-news

Usta tiyatrocu Genco Erkal hakkında, 2016 yılından bu yana yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı. Erkal, Pazartesi günü, avukatları ile birlikte Çağlayan Adliyesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’na giderek ifade verdi.

Erkal hakkında 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçlamasıyla soruşturma açılması, tiyatro ve sanat dünyasında da yankı uyandırdı. Birçok sanatçı, yazar ve akademisyen Genco Erkal'a destek mesajlarında bulundu. Usta sanatçıya bir destek de Tiyatro Akademisyeni ve Yazar Zehra İpşiroğlu'ndan geldi. İpşiroğlu, Erkal için "Yapıcılık ve Yıkıcılık" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İpşiroğlu'nun yazısı şu şekilde:

Hakaret mi? Hayır. Eleştiri mi? Evet. Hakaret anlık bir öfke patlamasıdır, gözü dönmüşlüktür, ilkelliktir ve hiçbir zaman, hiçbir koşulda onaylanmayacak bir şeydir. Çünkü hakaret, nefret ve şiddet söylemleri yeni şiddet söylemlerine yol açar. Şiddet şiddeti doğurur. Hakaret özünü  şiddet ve yıkıcılıkta bulur, eleştiri ise yapıcıdır, yol açıcıdır. Hakaret zehirlidir, zehirdir, eleştiri ise panzehir. Hakaret çok kolaydır, eleştiri ise çok zor, çaba, emek ve zaman ister. Sanatın özünde ise eleştiri vardır. 

Genco Erkal hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma açıldığını duyduğumda dondum kaldım. Tiyatrosuyla ve eleştirel duruşuyla yaşamında ve sanatında sadece yapıcılığın izini süren Genco Erkal ile hakaret sözcüğünün içerdiği yıkıcılığı yan yana getirmekte bile zorlanıyorum.

Haksızlığı, adaletsizliği, yıkıcılığı tetikleyen mekanizmalar nasıl ortaya çıkıyor, hangi güçler bunları tetikliyor, kimsenin kimseyi ezmediği özgür ve barışcıl bir dünya nasıl oluşabilir? Dünyanın her yerinde, her dönemde sanatçıların sordukları bu soruları  tiyatroda ve sosyal medyada Genco Erkal de soruyor. Oyunlarında da on yıllardır bu sorulara yanıt arıyor; baskılı toplumlarda aydın sorumluluğundan, göç ve sığınmacıların sorunlarına, savaşın acımasızlığından, bağnazlık ve din sömürüsüne, kapitalizmin çirkin yüzünden insan ticaretine değin  sahnelediği, oynadığı her oyun bu arayışı gündeme getiriyor. Ve bu oyunların hepsinde cesaret, sabır, insan sevgisi ve yapıcılık var. Sorgulayıcı ve eleştirel duruşu ise ona yol gösteren parlak bir ışık gibi. 

Genco Erkal’ın yapıcılık yolundaki bu uzun yürüyüşüne kimbilir benim kuşağımın dışında benden önceki ve sonraki kaç kuşak eşlik etmiştir, kaç kişi ondan ve onun tiyatrosundan etkilenmiş ve esinlenmiştir. 

Tiyatromuza yön veren böyle bir sanatçıyı el üstünde tutmamız gerekirken böylesine hor görmemizi nasıl açıklayacağız? Sanatı hep bir tehdit olarak algılayan otoriter zihniyet mi? Cehalet mi? Kimbilir kaç kere sormuşuzdur ve soracağız bu soruyu daha  kendimize. Ve hayal bu ya, gün gelecek bu soruyu sormamız bile gerekmeyecek, belki de unutmuş olacağız, belki de eskiden, çok eskiden insanlar soru sormanın da, eleştirmenin de sanatın da ne olduğunu bilmiyormuş diyeceğiz, çok eskiden insanlar düşünmeyi saldırganlıkla, yapıcılığı yıkıcılıkla karıştırıyorlarmış diyeceğiz. Hayallerin sınırı yok ki.