Yönetim cemaate eğitim 'Allah'a emanet'

Son dönemde üniversite kampuslarından arka arkaya 'karşıt görüşlü öğrenciler arasında' kavga haberleri gelmeye başladı. Diyarbakır'da üniversite kampusunda dolaşıp öğrencilerle, öğretim üyeleriyle, halkla konuştuk...

03 Mayıs 2013 Cuma, 08:46
Abone Ol google-news

Ankara-Diyarbakır uçağında yanımızda oturan avukatla sohbete başlayınca, hemen bölgenin olağanüstü hayatı ve hikâyelerine de giriyoruz. Avukatın Dicle Üniversitesi öğrencisi olan müvekkili 2.5 yıldır hapisteymiş. Polise taş attığı gerekçesiyle ve terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediğisavıyla yargılanıyormuş. Avukat yol arkadaşımızın sözleri, Dicle Üniversitesindeki son çatışmalarla ilgili de ipucu veriyor:

Öğrenim hayatı bitti. Üstelik Batmanda cezaevinde yatıyor. 5 vakit namaza başlamış. Baskı altında. Malum, orada Hizbullah etkili.

Dicle Üniversitesi, adını Mezopotamya ovalarını sulayan Dicle Nehrinden almış. 1966 yılında Ankara Üniversitesine bağlı olarak Diyarbakır Tıp Fakültesinin açılmasıyla ilk temellerini atmış, 1974 yılında ise fen fakültesinin açılışı ile kuruluşunu tamamlamış. Anadoludaki eski, köklü üniversitelerden. 26 bin öğrencisi var. Neredeyse 40 yıllık bir üniversite; ancak akademik olarak üniversitesiyle övünen -bırakın övünmeyi, eğitimi yeterli bulan, memnun olan- bir öğrenci ya da akademisyene rastlamadık. Fena halde politikolan bu üniversitede, biraz da eğitim şart”! Zaten, çok ilgi gören bir üniversite de değil, bazı bölümleri hiç tercih edilmiyor. Fen fakültesi, biyoloji ve kimya bölümleri için açılan 80 dolayında kontenjanların sadece 8i dolmuş. Fizik bölümünde durum daha da vahim. 77 kontenjandan sadece 1i dolmuş.

Cemaatler hâkimiyeti

AKP’yi kimsenin dinlediği yok

Son yaşanan olaylar sırasında Hizbullah Ben de varım dese de, Dicle Üniversitesi kampusunda PKK-BDPli gençler hâkim görünüyor. Üniversite yönetiminde ise cemaatlerin ağırlıkta olduğu, farklı cemaatlerin rektörlük ve rektör yardımcılıklarını paylaştıkları anlatılıyor. Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’ne 2008 yılında -önceki seçimlerde AKPden Diyarbakır milletvekili adayı olan- Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç atanmış. İki dönem rektör adayı olan Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, bir muhafazakâr olarak rektörün kadrolaşmasından yakınıyor:

Rektör 450-500 arası öğretim üyesi aldı 2008-2012 arasında. Bu, herhalde rekor. Bölgede terörle mücadele ya da Kürt siyasetiyle mücadele adına YÖK buraya diğer üniversitelere yapmadığı pozitif ayrımcılığıyapmış olabilir! Alınan elemanların kahir ekseriyeti de, dışarıdan belli bir görüş çerçevesinde kişiler. 150ye yakın öğretim üyesi de üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Buna muhafazakâr öğretim üyeleri de dahil. Erdeme AKP kadrolaşması mıdiye sorduğumuzda Yok canım, AKPyi kimsenin dinlediği yok. Cemaatler konfederasyonu. Üç cemaatin birleşmesinden oluşan bir yapı var. Gülen, Kırkıncı ve Menzil. Menzil zayıf, asıl belirleyici olan diğerleri diyor.

Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkun da kadrolaşmadan yakınıyor. Akademik vizyon problemli. Üniversite-kent işbirliği yok. Üniversite sadece fiziksel değil, ruhen de kente sırtını dönmüş diyor. Yeni bir cami yapılmasına karşı değil, geniş kampusta bunun ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Gençlerin gelecek kaygısı taşıdıklarını, çok politik olduklarınıvurguluyor. Diyarbakırda okumuş bir öğrenci olarak sizin keşkedediğiniz bir şey var mısorumuza Çok politiktik. Keşke o kadar politik olmasaydım karşılığını veriyor.

‘İki fakülte arasına duvar’

Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi temsilcileri de, üniversitede cemaat kadrolaşmasının örgütlenmeye de yansıdığını, Eğitim-Bir-Sen üye sayısının 64ten 650ye yükseldiğine dikkat çekiyorlar. Üniversitenin temel sorunlarını da şöyle sıralıyorlar: En temel sorun cemaat eksenli kadrolaşma. Yönetimin yandaş olarak görmediği personele sürekli idari soruşturma açılıyor, mobbing uygulanıyor, kadro verilmiyor. Rektörlük, gerek personeliyle, gerekse öğrencisiyle sürekli savaş halindeymiş görüntüsü veriyor. Bu durum, fakülteler arasına duvar örülecek kadar ileri bir noktaya taşındı. Dicle Üniversitesinde öğrencisini, personelini birbirinden ayırmak için tıp fakültesi ile fen fakültesi arasına duvar örmeye kalkıştılar, tepkiler üzerine yarım bırakıldı.

Öğrenci kulüpleri arasında ayrım yapılıyor. Yapmak istedikleri etkinlikleri bu kulüpler aracılığıyla yaptırıyorlar. Yandaş olmayanlara hiç salon verilmiyor. Kongre merkezindeki etkinliklerin çoğu bilimsel değil, çoğu dini konularla ilgili.

Rabıta’nın camisi

Dicle Üniversitesi öğrencilerinin büyük bölümü, bölgeden gelen OHAL çocukları. OHAL, 2002de kaldırıldı, yani topu topu 11 yıldırolağanhaldeler. Her ne kadar OHAL bitmiş olsa da, hayatın olağanlaşması kolay gözükmüyor. Herkesin çekindiği birileri var. Bazıları PKKlilerden, bazıları Hizbullahtan, bazıları cemaatlerden, bazıları da iktidardan çekiniyor. O nedenle konuştuğumuz çok az kişi adının yazılmasına izin verdi. Bir akademisyen Burada olay olmaz, çünkü PKK-BDP hâkimdir. Son olaylarda Hizbullah, PKKnin kalesi olarak gördüğü yerdeKahrolsun PKKsloganları atınca kavga büyüdüdiyor. Kadrolaşmada liyakat, bilimsel yetkinlik yok. Bizim cemaatten mi, değil mi ona bakıyorlar. Üniversitede bilim yokgörüşünü dile getiriyor. Üniversite içindeki sosyal tesislere önce alkol yasağı gelmesi ve arkasındanzarar ediyor diye kapatılmasından da yakınıyorlar.

27 bin dekar alan üzerine kurulan Dicle Üniversitesi kampusu içinde 3 cami var, dördüncüsü de inşaat halinde. Camilerden biri Suudi Arabistan kökenli Rabıta örgütü tarafından yaptırılmış. Üniversitenin bir Merkez Kütüphanesi var, ancak birçok akademisyenin varlığından haberi yok. Başbakan Tayyip Erdoğanınakil insan olarak seçtiği iki akademisyen Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem ve Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkunu görev yaptıkları hukuk fakültesinde ziyaret ettik. Prof. Fazıl Hüsnü Erdem,Doğru dürüst kütüphanemiz yok. Hukuk fakültesinin kütüphanesi vardı, merkezi kütüphane oluşturulacak diye birkaç kez kütüphanemizi boşalttık, daha kendi kütüphanemizi oluşturamadıkdiyor. Erdem, 4. camiye ihtiyaç var mı diye sorduğumuzda Nerede ihtiyaç olsun? Ama konuşamıyoruz. Ben muhafazakâr bir insanım, ama söyleyemiyorsunuz. Çünkü onun üzerinden siyaset yapılıyorkarşılığını veriyor.

Biraz ders, araya hadis

Kafe Kampusta bir grup meslek yüksekokulu öğrencisiyle sohbet ettik. Sıkıntılarını iki cümleyle özetlemek olası.İyi bir eğitim yok. Sosyal aktivite yok. Son olarak, oturdukları kafede okey oyununun yasaklanmasından şikâyetçiler. İçlerinden biri iyi bir eğitim almadıklarını anlatırken, örnek veriyor:Elektrik dersi yapılıyor. Hoca biraz elektrik anlatıyor, sonra araya bir hadis atıyor, ders bitiyor. Din adamları sık sık konferans veriyor, bu konferanslara zorla götürülüyoruz. Gelmeyen yok sayılıyor ya da orada imza attırıyorlar. Burada eğitim yok.

Aktif politik öğrenciler değiller. Diyarbakırın çocuğuyuz, kimliğimize sahip çıkıyoruz. Ama bir örgüte üye değiliz diyorlar. Gelecek kaygıları da büyük. Barış olursa umutluyuz. Buradaki işadamları bile Batıya yatırım yapıyor. Ancak barış gelirse bizim de gelecek umudumuz olur sözleriyle çözüm sürecine destek veriyorlar.

 

‘Şort giydim, deniz mi geldi diye laf attılar’

Üniversiteden ayrıldıktan sonra Diyarbakır muhabirimiz Mahmut Oralla birlikte kentte kısa bir tur atıyoruz. Gençlerin gözde buluşma yeri Sanat Sokağında duraklıyoruz. İki gencin konuşmasına kulak misafiri oluyoruz. Üniversitedeki olaylar tedirginlik yaratmış, genç erkek yanındaki arkadaşına Bari namaza başlayalım, Hizbullah bizi öldürmesindiyor.

Üniversiteli üç genç kızla sohbet ediyoruz. Ayşegül, Üniversite dışında her şey güzel. Üniversitede hiçbir sosyal faaliyet yok. Eğitim kısıtlı ya da sık sık sekteye uğruyor. Üniversite dışında kendi arkadaşlarımızla oluşturduğumuz ortamda rahatız diyor. Özge İzmirli, ÇYDD üyesi. İlk geldiğim yıl Atatürk kolyesi takıyordum, sanki gözleriyle parçaladılar. Üniversitede PKKlilerin bildirisini alıp yere atamazsınız. Burada Kürt ve Sünni olman gerekiyor! Üniversitelerde türbanlıların da özel desteği var. Otobüste mesela ayaktayız hepimiz, Kızım sen gel diye türbanlı olanlara özel olarak yer veriyorlar diyor. Özge, kılık kıyafet konusundaki baskılardan şikâyetçi. Bir şort giyip dışarı çıkamazsınız diyor. Elif, Adıyamanlı. Geçen yaz bir gün kapri şort giymiş. “Burada deniz var da bizim mi haberimiz yokdiye laf atmışlar.

 

Türey Köse/ Yazı dizisi- Yarın Hatay - Mustafa Kemal Üniversitesi