‘Yüzde 90’ını başardık’

Selmanpakoğlu, CHP’nin vaatlerini son 10 yıldır Hacı Bektaş’ta hayata geçirmek için çalışıyor.

25 Aralık 2018 Salı, 22:16
Abone Ol google-news

İç Anadolu’nun kadim kültür ve inanç merkezlerinden Hacı Bektaş’ı 3 dönemdir yöneten CHP’li Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, projelerini ve yeni döneme ilişkin hedeflerini Cumhuriyet’e anlattı. Emekli Tuğgeneral Selmanpakoğlu, 2004’te başladığı yolculuğunda 5 bin kişilik küçük bir ilçede yaşanan dönüşümü, bütçesizliğe karşın 10 yıl süren projelerindeki ısrarı, sosyal belediyecilik anlayışı ile geçen 15 yıllık mücadelesinde 50’ye yakın ciddi projeye ilişkin deneyimlerini paylaştı.

15 yıllık başkanlık sürecini nasıl anlatırsınız?
15 yılın bizim için en önemli konusu Hacı Bektaş’ın bilim ve kültür merkezi olarak tanıtılması ve bu doğrultuda da gelişmesinin sağlanmasıydı. Çünkü ortaçağ karanlık döneminde Hacı Bektaş bütün dünyaya “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyerek bir aydınlanma meşalesi yakmıştır. O meşalenin de en önemli 3 temel unsuru akıl, bilim ve adaletti. Atatürk’e bakıyoruz, o da akıl, bilim ve adalete dayanan aydınlanma projesini ortaya koymuştur. Ben de “Hacı Bektaş ortaçağ karanlığı döneminde nasıl bir aydınlanma merkezi ise tarihten gelen o özelliklerini de dikkate alarak, yeni baştan bir aydınlanma, bilim ve kültür merkezi haline getirebilir miyiz” şeklinde bir anlayışla buraya belediye başkanlığına geldim.

Bu süreçte neler yaptınız?
Ulusal ve özel günlerinde paneller, konferanslar düzenleyerek kültürel etkinliklerle katkı sağlıyoruz. Bunlar içinde en önemli 2 tanesi var. Biri Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri, diğeri de Atatürk’ün Hacı Bektaş’a gelişi nedeniyle Atatürk’ü anma etkinliğimiz. Bununla da yetinmedik harabe halindeki bir anfi tiyatronun restorasyonunu yaparak ikinci bir kültür merkezi binası haline getirdik. Bu binamızda ayrıca bir de müze bölümü açtık. Türkiye’nin ilk insanlık müzesi. Müzemizin adı “Karanlıktan Aydınlığa İnsanlık Müzesi”.

Bu müze başka hangi içeriklere sahip?
Bu müzede katledilen aydınlarımız var. Müzede gezen insanlar onların neden katledildiğini ve neler yapmak istediklerini çok kısa bilgiler halinde görme imkânları oluyor. Müzemizin bir bölümünde de Turhan Selçuk’un karikatürleri var. Yine İlhan Selçuk köşemiz var müzede. Fikret Otyam bölümümüz var. Bireysel katledilen aydınlarımızın her biri için ayrı bir köşemiz var. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Turan Dursun başta olmak üzere bütün isimler var.

Hacı Bektaş’ta altyapının tamamen yenilemesi neden büyük bir ihtiyaca dönüştü?
Hacı Bektaş’ta su ve kanalizasyon başlı başına bir sorundu. İlçeye su yetmiyordu. Çünkü su hatları çürümüştü. Hatların bir olumsuz özelliği de kanserojen madde üreten asbestli borulardan oluşuyordu. Bunların hepsini değiştirdik.

 Dönüşüm için başka ne tür projeleriniz oldu?
Hacı Bektaş’ın imar planı, ilçemize bağlı köylerin imar planı kadar gelişmiş değil. Bu yüzden de otel, misafirhane yapmak çok zordu. İmar planını değiştirdik. Bu kapsamdaki en önemli sorunlardan biri de iskan sorunuydu. İki etaplı TOKİ getirttirdik. Türkiye’de ilk defa TOKİ ile özel anlaşma yaparak dar gelirlileri ev sahibi yaptık.

Yeni döneme ilişkin proje ve hedefleriniz neler?
Görevde olduğumuz 3 dönem sonunda projelerimizin yüzde 90’ını tamamladık. Yüzde 10’luk yapılacak iş kaldı. Yollarımız bozuldu, onları mutlaka yapmamız gerekiyor. Kültürel etkinlikler açısından kültür ve gençlik merkezini açacağız. Altyapıyı tamamladık, sıra üstyapıda. Kültür etkinliklerine hız vereceğiz. Kaçak kurban kesimi için ilçeye her gelen yabancı arabayı çeviriyorlar satış için ve bu bize yakışmıyor. Bununla mücadeleye devam edeceğiz.

Dönüşüm sürecinde ölüm tehditleri aldım

Hacı Bektaş’ın özelliği burada yılda 15 binin üzerinde adak kurban kesimi yapılıyor. Geçmişte sokakların her yerinde koyunlar dolaşırdı. Sinekten geçilmezdi. Biz de baktık olacak gibi değil, buna bir çare bulmak için mezbaha kurduk, kurban satış reyonları kurduk. Fakat burada bir kurbancı aile ve gruplar var. Bunlar yanaşmadı bu işe. Çünkü buranın rantını hep onlar ellerinde tutmuşlar. Ben bunlara tek başıma savaş açtım. Rant o kadar tatlı olduğu için yaklaşık 15 yıldan fazla yanlarında çalışan bir kişiyi benim üzerime saldırttırdılar. Bu davranışlarından ötürü mahkemede ceza aldı, bu adama “Belediye başkanını öldür, biz sana hapisten çıkınca 250 bin lira veririz. Aranızda husumet de var der, kısa sürede çıkarsın” demişler. Biz bunu işten atıldıktan sonra karakoldaki ifadesinden öğrendik. Savcılığa başvuruda bulundum. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar geldi, mahkemeye dahi çıkartılmadılar.