"Yüzmeye devam ediyoruz"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB Türkiye İlerleme Raporu'na, en az 11 fasılda o veya bu şekilde ilerleme kaydedildiğinin geçirildiğini belirterek, ''Şu anda dalgalar yüksek ama yüzmeye devam ediyoruz'' dedi.

16 Ekim 2009 Cuma, 20:55
Abone Ol google-news

British Council'in, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ile ortaklaşa düzenlediği 6. Boğaziçi Konferansı, İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda gerçekleştirilen gala yemeğiyle başladı.

Yemeğin açılışında konuşan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Hırvatistan'ın AB sürecinde çok başarılı bir yol izlediğini ifade ederek, ''Salona girmeden önce Hırvatistan'ın başmüzakerecisinden bir iyilik istedim. 'Lütfen yukarı çıktığınız asansörü geri göndermeyi unutmayın' dedim. Çünkü, Hırvatistan'ın bindiği asansöre, Türkiye binecek. Çünkü, bu konuda çok kararlıyız. AB'nin en üst katına biz de çıkacağız'' diye konuştu.

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in yeni AB iletişim stratejisi için bütçeden pay ayırdığını ifade ettiğini belirten Bağış, ''Şimşek, belki cep telefonunu kapatarak, bizim baskılarımızdan kurtulacağını zannetti, ama Türkiye'nin başmüzakerecisinin burada olduğunu ve taleplerini sıralayacağını unuttu'' diye espri yaptı.

İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu binasının herkes açısından çok önemli anılarla yüklü olduğunu ifade eden Bağış, binanın, Türkiye'nin AB girişim ve katılım müzakereleri sürecinde terörist saldırıya uğradığını anımsattı. New York, Londra, İstanbul'un demokrasi, insan hakları, ifade ve vicdan hürriyeti gibi aynı değerlerin arkasında durduğu için benzer saldırılara uğradığını kaydeden Bağış, ''Yaklaşık bin yıllık geçmişinde Türkiye yönünü hep batıya dönmüş bir ülke. Orta Asya'dan geldik, Viyana'nın kapılarına dayandık, şimdi Brüksel'in kapılarına dayanmış durumdayız, ama barış amaçlı'' şeklinde konuştu.

Konuşmasını Hrant Dink'e adadı

Devlet Bakanı Bağış, ''Büyük bir samimiyetle konuşmamı aramızdan bir kişi Hrant Dink'e adamak istiyorum'' diyerek, Dink'in Türkiye'nin AB yolculuğuna yürekten inanan bir kişi olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin şu anda geçmişe kıyasla çok daha demokratik ve cesur bir ülke olduğuna dikkati çeken Bağış, şöyle devam etti:
''Artık Kürt, Ermeni meselesinden büyük bir gönül rahatlığı ile bahsedebiliyoruz. Türkiye'nin Alevilerinden, Süryanilerinden söz edebiliyoruz. Onların demokratik haklarından, ihtiyaçlarından ve inançlarının gereklerini yerine getirebilme özgürlüklerinden söz edebiliyoruz. Bu kolay değil. Bundan 10 yıl önce bu ülkede insanlar Kürt olduğunu itiraf etmekten çekiniyorlardı. Artık Türkiye'de devlet televizyonunda günün 24 saati Kürtçe yayın yapan bir kanal var. AB, bu değişimi gerçekleştirmede en önemli çıta oldu.''

AB'nin, Türkiye'de değişimin lokomotifi olması açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Bağış, hala yapılması gerekenler olduğunu ve çok şey yapılmaya devam edildiğini söyledi.

Çevre faslı

Devlet Bakanı Bağış, bazı teknik konularla ilgili müzakerelerin günlük tartışmalara yansımadığını ifade ederek, vergiyle ilgili faslın açılması konusunu sürekli konuştuklarını anlattı. Vergilendirmeyle ilgili faslın açıldığını, çevre ile ilgili faslı açmaya çalıştıklarını anlatan Bağış, bu faslın açılması için 1500 sayfalık bir stratejik doküman hazırlanması gerektiğini, ilk taslak metin beğenilmediği için ikincisini, yeni tavsiyeler üzerine üçüncüsünü hazırlamak zorunda kaldıklarını anlattı.

Türkiye'nin bugün itibariyle çevre faslı ile ilgili müzakere pozisyonunu açıklayan bir belgeyi hazırladığını ve üyelerin dikkatine sunulduğunu belirten Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Büyük ihtimalle aralık ayında İsveç'in dönem başkanlığı döneminde çevre ile ilgili fasıl açılacak. Aslında çevre genellikle aday ülkelerin en sona bıraktığı bir fasıldır. Çünkü, çok teknik ve maliyetlidir. Sivil toplum örgütlerini, parlamentonuzu, muhalefet partilerini bu fasıl konusunda ikna etmeniz zordur. Ancak biz Türkiye'nin samimiyetini ifade etmek için, Türkiye'nin müzakereler konusundaki iradesinin devam ettiğini ortaya koymak için ve Türkiye'nin bir değerler kulübünün bir parçası olmak istediğini ortaya koymak için bu teknik faslı bu aşamada müzakere etmeye karar verdik. Çünkü, bu süreç ve yolculuk sayesinde bizim ve sizin çocuklarınız temiz bir hava soluyacak, daha temiz bir su içecek ve daha güvenli denizlerde yüzecek. Bunu sadece Brüksel'de veya üye ülkelerde birilerini memnun etmek için yapmıyoruz. Türk halkı daha iyi bir yaşamı hak ettiği için, Türk halkı daha temiz bir hava solumayı hak ettiği için yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.''

''17 faslın dokunulmazlığı var"

Bazı siyasi zorluklar ve yaptırımlar olduğunu belirten Bağış, 33 fasıldan 17'sinin siyasi nedenlerden dolayı dokunulmazlığı bulunduğunu kaydetti.

AB Türkiye İlerleme Raporu'nun açıklandığını anımsatan Bağış, ''Olli Rehn'in ilerleme raporunu sarı-lacivert kravatla açıklamış olması raporu, benim gözüme daha güzel gösterdi'' diye espri yaptı.

Bağış, en azından 11 fasılda o veya bu şekilde ilerleme kaydedildiğinin rapora geçirildiğini ifade ederek, ''Şu anda dalgalar yüksek ama yüzmeye devam ediyoruz, sonuçlar elde etmeye devam ediyoruz'' dedi.

''Önümüzdeki maçlara bakmak lazım"

Devlet Bakanı Bağış, Olli Rehn'in Kıbrıs ile ilgili futbol maçı benzetmesi kullandığını belirterek, ''Ben de buna inanıyorum. Dünkü maçı dünde bırakmak ve yarına, önümüzdeki maçlara bakmak lazım'' diye konuştu.

Bugün Güney Kıbrıslıların, Kuzey Kıbrıslılarla ticaret yaptığını, ithalat ve ihracat yaptıklarını anlatan Bağış, şöyle konuştu:

''Biz, diğer 26 AB üyesi ülkenin aynı şeyi yapmasını istiyoruz. Yani eğer Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs ticaret yapabiliyorsa, AB'nin diğer ülkeleri de doğrudan ticaret yapabilmeli. Bizim limanlarımızı açabilmemiz için beklediğimiz tek şey, AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrısla doğrudan ticarete başlaması. Hristofyas ile Talat, çok farklı bir çözümle bile masaya gelebilirler. Ama bu iki başkanın üzerinde uzlaşabilecekleri ve kamuoylarını ikna edebilecekleri herhangi bir çözüm, Türkiye'nin eksiksiz desteği ile karşı karşıya kalacaktır. Hepimiz iki başkanı destekleyelim, onlara cesaret verelim ve bu güzel adada barışa ulaşacak çözüme ulaşmaları için onları destekleyelim. Hepimiz için çok güzel bir mekan olan bu adada ulaşacakları herhangi bir çözüm konusunda onlara el verelim.''