Zamanın ruhunu arayan şair

Ferruh Tunç, şiirimizi, duygunun dekoru olmaktan ruhun uzantısı olmaya taşıma çabasında olduğunu vurguluyor.

10 Nisan 2011 Pazar, 10:02
Abone Ol google-news

Bu yılki Necatigil Şiir Ödülü’ne “Melez Zamanlar” adlı yapıtıyla değer görülen Ferruh Tunç, Necatigil için “Akımlar dışı şahsiyet-şairlerden olması bakımından çok önemlidir bana göre. Türk şiirinin olağan bir olağanüstülüğe kavuştuğunu, böylece genişleyerek derinleştiğini deneyimleyeceğimiz en önemli şairlerden biridir” diyor.

Ödül, yarın saat 18.00’de Kabataş Erkek Lisesi Eğitim Vakfı Feriye Tesisleri Hamdi Saver Salonu’nda düzenlenecek törende verilecek. Tunç, bilindiği gibi, geçen ay da yine aynı yapıtla Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü almıştı.

Ferruh Tunç, bu iki ödülün de şiirimizin yol gösterici iki ustasının anısını yaşatan ödüller olduğunu söylüyor: “Değerli şair, yazar, eleştirmen ve düşün adamlarından oluşan seçici kurullara sahip olmuşlar hep. İlgili yılların verimi ile sınırlı olsa da o yılın en iyi kitapları arasından, adına ödül verdikleri ustanın kitapları ile bir bağ kurabilecekleri kitapları seçme gayreti içinde oldukları anlaşılıyor. Bunlardan daha az değerli olmayan bir yan da, bu değerli şairlerin ailelerinin örnek değer birliği... Bildiğimiz kadar, her iki ödül de sınırlı olanakları ile şairlerin aileleri tarafından yaşatılmaktadır. ‘Melez Zamanlar’ adlı kitabımla bu iki değerli ödülü alarak onurlandım. Galiba artık şiirlerimin, şairliğimin daha çok insan tarafından biliniyor olmasına alışmalıyım.”

Behçet Necatigil’in şiirlerini okuduğumuzda, kendi zamanının ötesinde de okunacak tarihsellikten akımlara, dönemlere, ideolojilere ait jargon-imgelerden oldukça arınmış bir şiirle karşı karşıya kaldığımıza değiniyor: “Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir şey; onun kalemiyle biricik hale geliyor. Onun kendi zamanına nüfuz edebilen, ona biçem veren bir şiiri vardır. Marjinal olmayı önemsemez, sorumlu bir hayatın merkezinde durur; ama bir o kadar da özgür ruhludur. Bir şair imgesi kurmaya, ona sığınmaya kalkışmaz; onu takdir edemeyen bizlerin içinde yüksünmeden dolaşır. Ondaki bu herkese indirgenebilen bireyselliğin, bilgelik de diyebiliriz buna, kuşkusuz mirasını iyi özümsemiş olmakla çok ilgisi vardır; ama daha çok modern şiirin yapıcıları arasında yer alışıyla ilgisi vardır. Yine de söylemeliyim, ben çoğunu olduğu gibi, mutlaka onu da -Harold Bloom’a bir göndermeyle- aslında kendi şiirime yol açan bir ‘yanlış okuma’ pratiğine konu etmiş olabilirim.”

“Melez Zamanlar”ın okumaya alışık olduğumuz şiirlerden başka bir yere doğru bir yolculuk olduğunu da söyleyen Tunç, “Melez Zamanlar” adlı yapıtıyla şairin, yazıyorsa özgün olması gereğine vurgu yapıyor. “Çünkü” diyor Tunç: “Şimdilerde şiiri ‘takdir’ edenler varsa da, onu hayatlarına dahil edenlerin sayısı iyice azalmakta. Hayatlara karışmayan bu takdir bilgisinin kuramsallaşmakla kalmadığını, şiiri de bu algı kalıbına sığmaya özendirerek/zorlayarak onu bir tekniğe dönüştürdüğünü düşünüyorum. Şiiri, işlevsiz sergilenmekte olduğu izlenimi veren vitrinden alıp asıl yerine, yurduna; hayatın içine koyma gayretindeyim. Kendi hayatımdan söz ediyorum elbette; bizim hayatımızdan, dünümüzden ve yarınımızdan; yani zamanımızdan böylece... Şiirimizi, duygunun dekoru olmaktan, ruhun uzantısı olmaya taşıma gayretindeyim. Zamanın ruhunu arıyorum.”