Zindaşti davasında gerginlik; sanıkları tehdit eden Orhan Ünğan hakkında suç duyurusunda bulunuldu

Kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Naci Şerifi Zindaşti ile aralarında polislerin de yer aldığı toplam 20 sanığın yargılandığı organize suç örgütüne ilişkin davada, gerginlik yaşandı.

26 Mayıs 2021 Çarşamba, 17:26
Zindaşti davasında gerginlik; sanıkları tehdit eden Orhan Ünğan hakkında suç duyurusunda bulunuldu
Abone Ol google-news

Kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Naci Şerifi Zindaşti ile aralarında polislerin de yer aldığı toplam 20 sanığın yargılandığı suç örgütüne ilişkin davada, gerginlik yaşandı. Usule uymadığı için mahkeme başkanı tarafından uyarılan müşteki Orhan Ünğan, "Benim kardeşim öldü. Bu namussuzlar öldürttü. Ya bırakın hesaplaşalım ya sokakta öldürtürüm bunları. Bırakın meramımı anlatayım" diye bağırdı. Mahkeme Başkanı, müşteki Orhan Ünğan'ın sanıklara yönelik sözleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ve sanıklar hakkında can güvenliklerinin sağlanması için valiliğe yazı yazılmasına karar verdi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 7 tutuksuz sanık katılırken, Zindaşti'nin öldürttüğü iddia edilen İlhan Ünğan'ın ağabeyi Orhan Ünğan şikayetçi sıfatıyla hazır bulundu. Duruşmada Naci Şerifi Zindaşti'nin suçu üstlenmesi için para verdiği iddia edilen başka suçtan tutuklu sanık İsmail Güçlü'nün savunması alındı. Naci Şerifi Zindaşti'nin milletvekilleriyle ilişkisi olan önemli bir iş insanı olarak tanıtıldığını belirten Güçlü, "Mahalleden bir tanıdığımın vasıtasıyla Basın Ekspres yolundaki bir ofise gittim. Bana Zindaşti'nin adının medyada isminin yansımaması ve lekelenmemesi gerektiğinden, Sarıyer'deki bir villanın kurşunlanması olayını üstlenmemi istediler. Zindaşti'yi ilk kez orada gördüm. Avukatı, adamları ve kardeşleri vardı. Maddi anlamda zor durumdaydım, kabul ettim. Bana silahı verdiler, bir avukatları eşliğinde Vatan Caddesi'ndeki emniyete gittik. Emniyette polisler bana, 'Senin yapmadığını biliyoruz. Sen bu adamın kim olduğunu biliyor musun? Bu suçunu üstlendiğin adam teröristlere destek veriyor' dediler. Vatanının milletini seven bir adam olarak olayı orada itiraf ettim, yapmadığını anlattım. Nezarethanede lazım olur diye bin 500 lira vermişlerdi, asıl parayı cezamı yatıp çıktıktan sonra vereceklerdi" dedi.

"CİNAYETİ ÇÖZMEK İÇİN MESAJLAŞTIM"

Tutuksuz sanıklardan emekli polis Ergül Kapukaya ise savunmasında, 2014 yılında İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı cinayet büroda görevli olduğunu, Zindaşti ile nöbetçi olduğu bir gün kızının öldürülmesi olayı aracılığıyla tanıştığını söyledi. Zindaşti'nin kendilerine bazı isimler verdiğini, bu isimler üzerinde çalıştıklarını belirterek "Kendisini ilk kez orada gördüm. Kimden şüphelendiğini sorduk. Dosyaya 4 ay baktım, sonra başkası devraldı" dedi. Mahkeme başkanı, Zindaşti ile sanık Kapukaya arasındaki mesajlaşmaların içeriğini okuyarak, Zindaşti'ye sık sık bilgi vermesinin sebebini sordu. Sanık Kapukaya, cinayeti çözmeleri için üstelerinden baskı yapıldığını bu yüzden Zindaşti ile mesajlaştığını söyledi. Mahkeme başkanının, "Bu kadar bilgiyi savcıya veriyor muydun? Emniyete gelen bir ihbar notunu da göndermişsin. Neden?" sorusu üzerine sanık Kapukaya, cinayeti çabuk çözmek için gizli olmayan bazı bilgileri Zindaşti'ye ilettiğini, bilgi notunu neden gönderdiğini hatırlamadığını söyledi. Sanığın savunmasının ardından söz alan müşteki Orhan Ünğan, "Sanık eşiyle birlikte bir bara gidiyor. Arka masada benim kardeşim oturuyor. Kardeşimin kesinleşmiş cezası var, aranıyor. Sanık, kardeşimin fotoğrafını çekip Zindaşti'ye gönderiyor, neden yapmış sorulmasını istiyorum" dedi. Sanık Kapukaya ise böyle bir olayı hatırlamadığını söyledi.

ŞİKAYETÇİ ÜNĞAN'IN AVUKATI REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDU

Sanığın avukatının beyanda bulunduğu sırada, Orhan Ünğan'ın avukatı Çağdaş Çelik tepki gösterdi. Mahkeme başkanı avukatın salondan çıkarılmasına karar verince, avukat reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebini reddetti.

2017 yılına kadar İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde çalıştığını söyleyen tutuksuz sanık Erkan Kocabaş ise 2017 yılında Zindaşti dosyasında bazı isimlerin çıkarılması, bazı isimlerin ise eklenmesi talebini kabul etmediği için çalıştığı şubeden gönderildiğini söyledi. Soruşturma kapsamında, Sarıyer'deki bir kurşunlama olayıyla ilgili delillerin, olaydan üç ay sonra kendisine teslim edildiğini belirten Kocabaş, "Bize verilen talimat, Zindaşti'nin eylemlerinin tespitiydi. Zindaşti oluşumu ve eylemleriyle ilgili çalışma yapmamız istendi. Dosyaya bakan cumhuriyet savcısıyla sık sık görüştük. Bu dosyanın şüphelisi olan savcının bu iddianameyi yazması ne kadar doğru bilmiyorum. Beni gazeteciye rüşvet vermekten tutukladılar. Benim burada tanık olarak bulunmam gerekirdi. Bilinçli şekilde dosyadan isimler çıkarılmış. Bana şubede ısrarla İlhan Ünğan'dan aldığım bilgileri şubeye verip vermediğimi sordular. Zindaşti ile İlker Dağlı'nın da benimle ilgili iddiaları var. Onların suç duyurusu üzerine buradayım. Burhan Kuzu'nun Zindaşti ile birlikte fotoğrafının yayınlanması hadisesiyle ilgim yok. Ama kim yaptırdıysa Allah razı olsun. Bu dosyayla alakalı benim bilmediğim şeyleri İlhan Ünğan biliyordu. Bir keresinde çocuğumla ilgili bir durum vardı, acil paraya ihtiyacım vardı. İlhan Ünğan'dan borç para istedim. Verseydi alırdım ama geri dönüş bile yapmadı." diye konuştu. Sanık Kocabaş, Mustafa Kaymış'ın (emniyet amiri) adının dosyadan çıkarılması için talimat alıp almadığının sorulması üzerine, "Evet talimat verildi. Şube müdürü Gaffar Demir verdi talimatı" dedi.

MÜŞTEKİ ÜNĞAN MAHKEME BAŞKANI TARAFINDAN UYARILDI

Müşteki Orhan Ünğan, sanığa soru sorarken usule uymaması gerekçesiyle mahkeme başkanı tarafından uyarıldı. Bunun üzerine Ünğan bağırmaya başlayarak, "Ben müştekiyim. Benim kardeşim öldü. Bu namussuzlar öldürttü. Ya bırakın hesaplaşalım ya sokakta öldürtürüm bunları. Bırakın meramımı anlatayım. Gencecik kardeşim öldü. 17 sene hapis yattım, nasıl ifade verilir biliyorum" dedi. Sanıkların beyanlarının ardından söz alan polislerin avukatları, müvekkilleri hakkındaki görevi kötüye kullanma davasının bu dava dosyasından ayrılmasını talep ettiler.

MÜŞTEKİ ÜNĞAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK

Ayrılma talebini reddeden mahkeme heyeti, sanıklar Efkan Övenç ile Cem Dursun'un tutukluluk hali ile sanıklar İlker Dağlı ve Naci Şerifi Zindaşti hakkındaki kırmızı bülten kararının devamına hükmetti. Firari sanıklar hakkındaki yakalama kararlarının da devamına hükmeden mahkeme heyeti, sanıklar Ekrem Öztunç ve Tolga Hakan Ceyhan hakkında kırmızı bülten çıkarılması için ilgili kurumlara yazı yazılmasına karar verdi. Duruşmada sanıklar öldürmekle tehdit eden müşteki Orhan Ünğan hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştıran heyet, tutuksuz sanıkların can ve mal güvenliğinin sağlanması için İstanbul Valiliği'ne yazı yazılmasına hükmetti. Duruşma ertelendi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, ikisi mağdur-müşteki olmak üzere, toplam 20 sanık yer alıyor. İddianamede, sanık Naci Şerifi Zindaşti'nin, 3 kişiyi "Tasarlayarak kasten öldürme" suçundan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenirken, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçundan 3 yıldan 9 yıla, "Birden fazla kişiyle silahla tehdit" suçundan 1 yıldan 2,5 yıla, "Silahla kasten yaralamaya teşebbüs" suçundan 3 aydan ile 9 aya ve "Resmi belgede sahtecilik" suçundan da 2 yıldan 5 yıla olmak üzere toplam 6 yıl 3 aydan 17 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Şüphelilerden Ali Koçak'ın 2 kişiyi "Tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ikişer kez, Ekrem Öztunç, İlker Dağlı, Tolga Hakan Ceyhan, Efkan Öveç ve Cem Dursun'un da aynı suçtan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor. İddianamede, polis memurlarının da aralarında bulunduğu diğer şüphelilere de "Örgüt üyeliği, örgüt adına suç işlemek, suç üstlenme, verileri aykırı olarak ele geçirme, silahla tehdit ve görevi kötüye kullanma" gibi suçlardan 9 ay ile 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezaları verilmesi talep ediliyor.

HASIMLARINI ETKİSİZLEŞTİRMEK İÇİN EYLEMLERDE BULUNDU

İddianamede, soruşturmaya konu suç örgütünün klasik anlamda "Mafya" olarak tabir edilen yapılanmalardan farklı olduğu, örgüt lideri şüpheli Naci Şerifi Zindaşti'nin (Naji Sharifizindashti) geçmişte uluslararası düzeyde uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerinin bulunması nedeniyle uyuşturucu piyasasında edindiği düşmanlar tarafından kendisi ve ailesinin canına kastedildiği, şüphelinin de intikam almak ve hasımlarını etkisizleştirmek amacıyla karşı eylemlerde bulunduğu belirtiliyor. İddianamede, "Başta cinayet olayları olmak üzere birçok olayın örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğinin ve somut delil bırakmama anlamında profesyonelce hareket edildiğinin görüldüğü, intikam adıyla hedefe konulan insanların kaçırıldığı ve hatta öldürüldüğü, örgüt liderinin kızının öldürülmesi olayı sonrasında, bu olayı yapan kişiler olarak maktuller Hacı Osman Sezen ve Turgay Akar'ın isimlerinin geçtiği, şahıslar hakkında Asayiş Şube Müdürlüğünce hazırlanan soruşturma evrakının ise, bu şahıslar öldürüldükten sonra tanzim edildiği, toplam dört şahsın öldüğü her iki cinayet olayıyla ilgili yapılan her ihbarda olayların daha da çözülemez ve karmaşık hale gelmesi için özel çaba sarf edilerek soruşturma dosyalarının manipüle edilmesine çalışıldığı anlaşılmıştır" deniliyor.