Yunus’un şiir dili tadında iki çocuk öyküsü... Şükran Soner’in yazısı...

Turan Karakaş, Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan kitaplarından, şiirsel dille yazdığı Keçi ile Ağlayan Kaya’da, çevreyi korumayı odağa alıyor. Doğanın tüm varlıklarını, canlılarını kimlikleri ve dilleriyle tüm duygularıyla çocuklara anlatmayı, sevdirmeyi başarıyor. Karakaş, Çocuklar için 23 Nisan’da ise Atatürk’ün, 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesinin anlamını, tüm boyutları ile çocuklara anlatmayı amaçlıyor. Toplumsal sorumluluklarını edinmeleri, önceliklerinin geleceğe dönük yol göstericiliğine ışık tutuyor.

23 Ocak 2022 Pazar, 00:02
Abone Ol google-news

ŞİİR DİLİ VE TÜRKÇEMİZ

Turan Karakaş’ın adına imzaladığı iki kitabını eline tutuşturduğumda, 7.5 yaşındaki küçük torunuma sadece; “Gazeteden çok sevdiğim, saydığım bir hukukçu arkadaşımızdan, zorlandığın Türkçeni geliştirmede dili ile çok seveceğin, çok şey öğreneceğin kitaplar” demekle yetinmiştim.

Salgın nedeniyle birinci yılı uzaktan eğitimde boşa geçmiş, ancak matematikte üstün başarılı torunumun bir sonraki buluşmamıza kadar, kendi kendine ilk kitabın çoğunluğunu okumuş olabileceğini ve de çok sevdiğini söylemesini beklememiştim.

“Kalanını ben sana sesli okumak istiyorum. Şiir dili çok güzel, Türkçemizde okunan şiirin vurgulamaları, ses tonları çok etkilidir, kulağına yerleşsin, sen de öyle okumaya çalış, daha çok seveceksin” demiştim.

Bitene kadar pek çok sevinç çığlığı attıkta sonra, “Bayıldım” deyince, başından okumayı önerdim. Sonrasında bize bıkmadan kaç kez okuttuğunu bilemiyorum.

Doğrusu tek neden şiir dili hiç değil. Doğa sevgisi, canlı cansız tüm varlıkların düş gücünü de besleyen niteliklerinin, renklerinin sınırsız kullanılmış olmasının bu yaştaki beni bile çok etkilemesi yetmezmiş gibi; çocukların bugünlerin yaşamına da dönük sorunlara bakışı, yol çizmedeki işlevine ilişkin kurulmuş bağlantıların çarpıcı etkileri hiç hafife alınacak gibi değil.

DOĞANIN TÜM VARLIKLARI

“Bir keçi varmış,/ hiç kılı yokmuş./ Bu keçi soğukta üşür,/ sıcakta yanarmış./ Yatsa dikeni batar,/ yatmazsa olmaz../ Bütün bunlar az gibi,/ bir de herkes/ alaya alınmış onu.” dizeleri ile o şiir tadında başlıyor Keçi ile Ağlayan Kaya.

Ve doğadaki tüm varlıkları, canlıları yaşamdaki değişken işlevleri, durumlarına göre duyguları, tepkileri, sesleriyle çocukların dünyasında buluşturmakla yetinmiyor.

İklimler, bölgeler, orman yangınları, dünyanın dönüşü üzerinden akışlar içinde dolaştırırken, keçinin yaşamını olumlu geliştirmek üzerinden arayışlarını öyküsünün odağına taşımış olarak bir yandan tüm canlı hayvanları kendi dünyaları içindeki halleri, doğa güzellikleri, felaketleri üzerinden başlarına gelenler ile birlikte tepkileri, sesleriyle yapabileceklerini paylaşarak keçinin tanıklıklarının içine katıyor.

En sevimli canlılar içinde kuşları, mutluluk, eğlenceli halleri içinde, orman yangınında canları yanmış olarak çırpınırlarken çıkardıkları sesleri ile paylaşan öykünün içinde, elbette ormanların vahşi hayvanları, doğanın tüm bitkileri renk ve güzellikleri, kokuları ile birlikte varlar.

KEÇİNİN MUTLULUĞU!

Tanıklıkları içinde yaşadığı zorluklarda canı yanarken bile olumlu sonuçlar çıkarabilmek için çırpınan keçinin doğanın cansız varlıkları, kayalar üzerinden aldığı dersler bir o kadar anlamlı, çocukların dünyasında düşleri besleyici.

Gül kurusu masal dünyasındaki düşleri besleyen gül kurusu rengindeki sihirli bulutun araya katılması ile, Alaaddin’in lambasını anımsatan büyülü gücüyle ormanların yanmaması için büyücü buluttan yağmur dilemesi..

Tüm doğadaki canlıların yaşamlarını, yanan ormanları kurtaran yağmur bulutlarının büyüsünden keçinin de pay alması, insancıl değerlerin savunuculuğu sayesinde ödüllendirilmesi “derisi kılla dolmuş,/ Keçi de,/dünyanın en güzel/ tüylü,/ bol sütlü,/ keçilerden biri olmuş./” sevinçle hoplaması, çayırda otlaması paylaşılmış.

‘ÇOCUKLAR İÇİN 23 NİSAN’

Turan Karakaş, Çocuklar İçin 23 Nisan adlı kitabında ise öncelikle 23 Nisan’ın Atatürk’ün 23 Nisan’ı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak dünyada tek örnek olarak çocuklara armağan etmesi ile amaçladıklarının bütününü çocuklara anlayacakları yine şiirsel bir dille anlatmayı amaçlıyor.

“Atatürk gibi olun çocuklar./ Çalışkan, cesur ve yurtsever./ Atatürk gibi olun çocuklar./ Yurdumuza ve yurttaşımıza hizmeti,/ En yüce görev sayın./ Bilimin gösterdiği yoldan gidin./ Emeği en yüce değer sayın./ Haktan ve emekten yana olun./ Haksızlığa boyun eğmeyin./ Atatürk gibi olun.” dizeleri ile yaptığı girişten sonra, altını çizdiği vurgular dikkat çekiyor.

Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara bayram olarak vermesi ile çocuklara, hepimize görev ve sorumluluklar da verdiğinin altını çiziyor. Bilimin gösterdiği yolda yürünmesini istediği, her zaman doğrunun söylenmesini, herkese hakkı olanın verilmesini, hakkın gösterdiği yoldan yürünmesini, hakkın gösterdiği yoldan yürünmesinin, adil ve dürüst olunmasının altını çizdikten sonra da, tek tek söz konusu kavramların açılımını yalın dille veriyor.

DÜŞLERDEKİ ATATÜRK VE ATATÜRK’ÜN ÇOCUK SEVGİSİ

Atatürk’ün yaşamını, yaptıklarını canlandıran düşlere geçiş yapıyor. Çocukların düşlerine giren atı üzerinde Atatürk’ün heykelinin parmağına konan bir kuş ile, Atatürk’ün çocuklarının sporcu olmalarıyla, 23 Nisan’ın farklılıklarıyla, Milli Egemenlik Bayramı olması, çocuk bayramı olması bileşkeleri içinde Çocuk Bayramı olarak kabul edilmesi süreçlerini işliyor ardından.

Atatürk’ün çocuk sevgisine, Çoban Mustafa’nın anılarına, kendisinin çocukluk anılarına geçişler yapıyor. Ve ünlü yazarların 23 Nisan’a ilişkin anılarından paylaşımlardan, çocuklara ilişkin beklentilere kadar gelecek kuşakların çocuklarının bilinç altlarına kazılmasını istediği söylemler ve görüşleri paylaşıyor.