Adnan Dinçer

İyi ki futbol var!

13 Mart 2019 Çarşamba

Gençliğimde rahmetli Namık Sevik Ağabey için “Gazetesini tersten okutan spor müdürü” denirdi. Gerçekten de öyleydi. Özellikle ortaöğretimdeki gençlerin gazete alacak parası olmasa da mutlaka bir yerden onun sayfasını takip etme yarışı yapılırdı. Ben yaşım ve şansım gereği birçok ünlü adamla çalıştım. Sevdiğim futbol dünyamdı ve hâlâ da öyle kopmadım. Ancak ne zamanki futbola ruhu alınıp büyük paraların girdiği sözde endüstriyel yapı girdi işler özellikle bizde dibe vurdu. Geçenlerde grubunda lider olmaya çalışana Vefa’nın bir maçına gittim. Gözlerim doldu ve çok mutlu oldum. Daha stadın kapısından girer girmez “Efsane geldi” diye bana sarılan, selam veren dostlarımı aynı biçimde uzun aradan sonra Hilmi Türkay ile gittiğim bir Süper Lig karşılaşmasında da yaşadım. Bu çok anlamlı buluşmalar bana aslında vefakârlığın devam ettiğini ama araya giren değişimin bizleri savurduğunu geçmişi arama ihtiyacımızın arttığını hissettirdi. Genel anlamda değişen çok şey yok sahada. Hâlâ futbolu çok seven ulus olarak birbirimizi kıskançlığımız ve tahammül eksikliği nedeniyle harcamaya devam ediyoruz.
Beşiktaş içinden gelen ve unutulmaz başarılara imza attığım bir kulüp olarak son yıllarda yeniden beklenen, ihtiyacı olan çıkışı yaptı ve rakipleri için de önemli örnekler sundu. Şenol Güneş ve yönetim için de yeni jenerasyon adına önemli bir hamleydi bu. Ancak sürekli kendi adıma uyarım vardı. Bizler başarıyı yakalayan ama orada kalamayan doyum içinde tüketen bir toplumuz. Çünkü kariyere, yetişmiş insan emeğine saygımız yetersiz.

Büyükler hırpalanıyor
Son gelinen futbol sürecinde temel taşlarımız üç büyükler bayağı hırpalanıyor! Beşiktaş değişime geç kalırken Fenerbahçe ve Galatasaray’da da bu sıkıntı beklenen sonu getirmeyebilir. Hayat böyle. Bir başarıyı boş bırakırsanız gelir başkaları doldurur. İşe biraz tersinden baksak iyi olacak. Neden yeteneklerimizi sürekli tutamıyor ve sahiplenmiyoruz? Çünkü çabuk doyuma ulaşıp zafer sarhoşluğumuz içinde dibe vurduğumuzda aklımız başımıza geliyor.

Sürekli başarı yok
Bizim ülkemiz insanı uzun süreçli başarıya tahammül etmiyor. Yıkıcılığın güdüsü ile sonunu asla hesap etmeden tüm hataları ile başarının üstüne gidiyor ve bir anda dibe vuruyor! Bu ülkede kimler, nerelere, nasıl hangi emekleri ile geldiler iyi anlatılmıyor. Son günlerde Beşiktaş, Şenol Güneş, Fenerbahçe Ersun Yanal, Ali Koç ve Fikret Orman’lar, tribün tepkileri geçmişten gelen eksik ve dolmuşa gelen yapılarla böyle anılıyor. Oysa yaşamda sürekli başarı yoktur. Süreç ve yenilenme geçerlidir. Arada unutulan budur. Buna karşı hazırlıklı ve dayanıklı olanlar ise bu toplumda fazla önemsenmemektedir. Yeni yüzyılda birçok gerçeklerden uzak kalmayı geçim ve sıkıntılı süreçleri aşmaya çalışanlar için iyi ki futbol var diye teselli bulmak zorunda kalırsınız. Oysa futbol sahadaki oyun gerçeğiyle en güzelini çağdaş olarak bize sunmak zorunda değil midir? Bizler onun adına saha dışında ve daha çok yabancı futbolcuların liginde yanlış ve çıkar ilişkilerinin yumağına dolanmış gidiyoruz! Olsun yine de iyi futbol var yoksa!  


Yazarın Son Yazıları

Açık ve net!.. 8 Temmuz 2020
Lung’u aşmak zor 7 Temmuz 2020
Ucuz kahramanlar! 1 Temmuz 2020
Yaptım oldu! 25 Haziran 2020
Kolay sonuç 21 Haziran 2020
Değişen ne? 18 Haziran 2020
Futbol ve iş 10 Haziran 2020
Tarih yine tekrar edecek! 3 Haziran 2020
Futbolda Titanik! 27 Mayıs 2020
Endüstriyel kaçış! 6 Mayıs 2020
23 Nisan ve çocukluğum 22 Nisan 2020