Ayşegül Yüksel

‘12 öfkeli.’ kamuoyunun sorumluluğuna sesleniyor

19 Mart 2019 Salı

Yüksek tavanlı büyük bir oda. En geride büyük kent görüntülerine açılan büyük pencereler. İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nin her derde deva oyun alanının tam ortasına uzunlamasına yerleştirilmiş 12 kişilik bir toplantı masası ve sandalyeler. Oyun alanı geri düzleme doğru, başka ayrıntıların eklenmesiyle genişliyor. Oyuncu giriş ve çıkışları arka düzlemde. Toplantı masasının iki yanında ve arkasında ise birkaç sıra seyirci koltuğu yer alıyor. Kısacası, izlenecek tiyatro olayı dört yandan seyirci tarafından kuşatılmış. Oyuncuların soluğunun seyircininkine karışacağı bir atmosfer oluşturulmuş böylece.
Az sonra sahneye geri düzlemden 12 oyuncu gelecek ve masadaki yerini alacak. Onlar bir saat 35 dakika aralıksız süren oyun boyunca bu odada tutsak kalacaklar. Çünkü New York kentinin adliye binasındayız. O gün mahkemede bir davanın son celsesi yapılmış.
Karar jüri üyelerine kalmış. Odadaki 12 kişi zanlının suçlu olup olmadığını saptayacak.

Kamuoyunun sorumluluğu
Zanlı, babasını öldürdüğü tanıklarla belirlenmiş 16 yaşında bir çocuk. Toplumun ezilenler sınıfından. 12 jüri üyesinin vereceği karara göre suçlu bulunursa ölüm cezası alacak.
Savcı, avukatlar ve tanıklar, celseler boyunca yasal düzlemde yapılması gerekenleri yerine getirmişler. Şimdi zanlının yazgısı bu 12 insanın iki dudağı arasında. Amerikan hukuk sistemine göre halk arasından seçilen jüri son kararı verecek. Bir başka deyişle, son aşamada adalet dağıtıcısı olan, ‘kamuoyu’nu temsil eden bizim gibi insanlar…
Adaletin yetkili organlar tarafından sağlanmasını bekleyen, adalet duygusu da ‘devletin kestiği parmak acımaz’ görüşüyle sınırlanmış toplumlara dudak büktürebilecek bir uygulamayla karşı karşıyayız. Özellikle söz konusu davada olduğu gibi ‘ölüm cezası’ olasılığı olan durumlarda kamuoyunun aklına ve vicdanına başvuran bu yöntem, aslında ‘demokrasi’nin ‘olmazsa olmaz’ yaklaşımlarından birinin canlı simgesi: Toplumu ilgilendiren her koşulda kamuoyunun taşıdığı sorumluluk… Tıpkı sandığa oy atarken, yalnız bireysel çıkarları değil, tüm toplumun esenliğini düşünme sorumluluğu gibi…
Genellikle Hollywood senaryo yazarı olarak bilinen Reginald Rose’un 1955’te oyun olarak yayımladığı, 1957’de de başrolünü Henry Fonda’nın oynadığı, çok ödüllü ‘12 Öfkeli Adam’ filmiyle benim kuşağımdakilerin çok iyi tanıdığı yapıt, jüri sisteminde kamuoyu sorumluluğunun doğru dürüst taşınmadığı durumları tartışmak için yazılmış. Dolayısıyla, ‘12 Öfkeli.’ Bir mahkeme oyunu olmaktan öte, ‘demokrasi’nin işlerliğini tartışan ve düşünce özgürlüğünü savunan -üstünde düşünülmesi gereken- bir oyun.
Jürinin ‘oybirliği’ ile karar verme zorunluğu oyunu ateşliyor. Çünkü 12 kişiden biri zanlının suçlu olmayabileceğini düşünüyor. Ve oyun, toplumun çeşitli kesimlerinden seçilmiş, ikisi kadın 12 kişinin davayı yeniden tartışarak birbirlerini etkilemeye çalışmasıyla ivmelenip sürüyor.

Ankara’da yılın oyunu
Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı ‘12 Öfkeli.’yi sahneleyen Akif Yeşilkaya, siyah-gri-beyaz tonlarla oluşan (hem siyah beyaz filmi anımsatan, hem de adliye yapılarının donukluğunu imleyen) bir görsel ortamda sunuyor oyunu. Efter Tunç’un dekor, Özlem Karabay’ın giysi, Yakup Karabay’ın ışık tasarımları bu görsel yaklaşımı kusursuzca gerçekleştirecek ustalıkta. Yeşilkaya, oyun broşüründe özel isimleriyle değil de numaralarıyla anılan 12 jüri üyesinin ön düzlemden sağa sola ve geriye, orta düzlemden öne arkaya ve iki yana, arka düzlemden çeşitli yönlere hareket etmesini sağlayan, bu hareketliliğe karşın doğal akışı koruyan bir koreografi uygulamış.
Yapımın işitsel zenginliği ise Arın Aykut’un, 12 oyuncunun her birine -karakter özelliklerine göre- yazdığı müzik cümleleriyle oluşuyor. Her oyuncunun yorumuna-canlandırdığı- karakteri yorumlayan müzik bölümleri eşlik ediyor. Alper Tazebaş, Ulaş Ersoy, İrfan Kılınç, Edip Tümerken, Şekip Taşpınar, Meva Küçükakyüz, Dilek Arıbal, Murat Kesim, Onur Kayabaşı, Akın Berk Sağıroğlu, Eren Özkan ve Kadircan Şener’in 12 jüri üyesini oynadığı kadro, görsel-işitsel düzeyde inceliklerle bezeli bu çok yorucu çalışmayı parlak sonucuna götürüyor.
‘12 Öfkeli.’ Ankara’da sunulan oyunlar arasından öne çıkarak, Sanat Kurumu’nun En İyi Yönetmen, En İyi Dekor, En İyi Müzik, En İyi Yapım ve genç sanatçılara verilen Övgüye Değer Oyuncu (Eren Özkan) ödüllerine değer bulundu. Kutlanacak bir çalışma!


Yazarın Son Yazıları

Ne Savaş Ne Salgın 17 Mart 2020