Olaylar Ve Görüşler

Kırım’ın Rusya ile yeniden birleşmesi

21 Mart 2019 Perşembe

Bundan 5 yıl önce gerçekleşen Kırım Cumhuriyeti’nin Rusya Federasyonu’na katılımı, dünyada çok çelişkili tepkilere yol açtı. Bu konudaki siyasi tartışmalara fazla girmeyerek (ki son yıllarda ortatya atılan çarpıtma ve oluşan klişeleri bir anda ortadan kaldırmak mümkün değil) söz konusu önemli ve tarihi olaya ilişkin Kırımlılar ile Rusyalıların vizyonunu açıklamak yararlı olacaktır.
Kırım halkı açısından Kırım’ın Rusya ile yeniden birleşmesi, Kırım’ın “evine dönüş”ten başka bir şey değildir. Bunun nedenlerini anlamak için yarımadanın yakın tarihine kısaca bakmak gerekmektedir.
Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSR) içerisinde bulunan Kırım Özerk Cumhuriyeti, 30 Haziran 1945’te Kırım Bölgesi (İli)’ne dönüştürüldü, 1954’te ise Kırım Bölgesi, Nikita Kruşev’in inisiyatifiyle SSCB’nin o zamanki mevzuatına aykırı olarak, bir referandum yapılmadan, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dahil edildi. Bu, özellikle lojistik ve ekonomik sebeplerden ötürü atılan idari bir karar olup o dönemdeki koşullarda da büyük bir önem taşımıyordu. Zira yapılan şey, yalnızca ülke (SSCB) içerisinde idari sınırların değiştirilmesiydi. O zamanlar, SSCB’nin bir gün dağılabileceği, kimsenin aklına bile gelmezdi.

Kendi kaderini tayin hakkı
Sovyetler Birliği’nin yıkılışına doğru Ukrayna’nın SSCB’den ayrılabileceği yönünde dedikodular yayılmaya başladığından itibaren Kırım halkı, Rusya içinde kalmak istediğini bildirmeye başladı. Ancak Kırım’a Ukrayna’nın sınırları içerisinde dahi kendi kaderini tayin etme hakkı hiçbir zaman tanınmadı.
Ocak 1991’de (daha Sovyet Birliği dağılmamışken) Kırım Bölgesi’nde bir referandum yapıldı. SSCB tarihi boyunca bu referandum, tek referandum olma özelliği taşımaktadır. Bu husus aynı zamanda referandumun yapılmasının önemini de ortaya koymaktadır. Referanduma katılım yüzde 81.3 olup katılanların yüzde 93’ü “Özerk Cumhuriyet” statüsünü geri alıp “SSCB içinde kalmayı” tercih etti. Referandumun sonuçlarına göre Ukrayna Yüksek Konseyi, Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yeniden kurulmasına dair bir kanun kabul etti. 4 ay sonra özerkliğin yeniden kurulması hususu, 1978 tarihli Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin anayasasına da dahil edildi. Eylül 1991’de Kırım Yüksek Konseyi, “Kırım Devlet Egemenliği Deklarasyonu”nu yayımladı.
Ukrayna’nın SSCB’den ayrılma kararı alınırken SSCB’deki “Birlik Cumhuriyeti’nin SSCB’den Çıkmasıyla İlgili Sorunların Çözümüne” ilişkin kanunun 3. maddesine aykırı hareket edildi. Bu maddeye göre aslında Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde ayrı bir referandumun yapılması ve Kırım halkına SSCB’de mi yoksa SSCB’den ayrılmakta olan Ukrayna SSC’de mi kalmak istediği sorulması gerekiyordu. Ancak bu yapılmadı.
1992’de Kırım Anayasası kabul edildi ve ‘devlet başkanı’ (“prezident”) mevkii oluşturuldu. 20 Mayıs 1994 tarihinde Kırım Cumhuriyeti Devlet Yapısının Anayasal Temellerinin Yeniden Tesisi’ne dair Kırım Cumhuriyeti Anayasası kabul edildi. Ancak 21 Eylül 1994’te Ukrayna Parlamentosu (Verhovnaya Rada) Kırım Cumhuriyeti’nin adını Kırım Özerk Cumhuriyeti olarak değiştirdi, 1995 yılında ise Ukrayna Devlet Başkanı ve Ukrayna Parlamentosu’nun kararıyla ve Kırım halkının onayı olmadan Kırım Anayasası yürürlükten kaldırıldı, devlet başkanı mevkii lağvedildi. Böylece Kırım’ın statüsü, Ukrayna içerisindeki egemen devletten Ukrayna Devleti’nin bir birimi olarak özerk cumhuriyet şekline dönüştürüldü.

Rusya’ya katılım
Nihayet Ukrayna’da iktidarın hukuk dışı ve zorla ele geçirilmesinden sonra (22 Şubat Darbesi) - yani son derece ekstremal şartlarda, 16 Mart 2014’te Kırım halkı, kendi kaderini tayin etme hakkını kanuni bir şekilde hayata geçirip demokratik ve özgür referandum sonucunda Rusya ile yeniden birleşmeyi seçti. (Oy kullanma hakkına sahip nüfusun yüzde 83.1’i referanduma katılmış, katılanların yüzde 96.77’si Rusya Federasyonu ile yeniden birleşmeden yana oy kullanmıştır)
Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde Kırımlıların Rusya ile yeniden birleşmeye neden Kırım’ın uzun ve engellerle dolu “evine dönüş yolu”na olarak baktığı daha iyi anlaşılmaktadır.
Kiev başta olmak üzere bazı ülke ve aktörler Rusya’nın Kırım ile birleşmesini Rusya’nın Ukrayna’daki 2014 darbesini bahane ederek Kırım’ı sözde “işgal ve ilhak” şeklinde nitelendirerek Rusya’ya suçlamalarda bulunmaktadırlar. Halbuki, Ukrayna’nın kendi bağımsızlığını ilan ederken SSCB’deki Ağustos 1991 tarihli darbe tehdidine atıfta bulunduğunu da hatırlatmak gerekmektedir. Ancak neyse, yazının başında siyasi tartışmalara girmeyeceğimize dair söz vermiştik. En azından bu sefer...

Dimitry Evdokimov / Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolos Yrd.- Müsteşar


Yazarın Son Yazıları