Yazgülü Aldoğan

Bilim ödüllerinde kadın farkı

23 Mart 2019 Cumartesi

Kadir Has Üstün Başarı Ödülü’nün 15.’sini bu yıl Prof. Dr. İvet Bahar, Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü’nü ise Dr. Canan Dağdeviren alıyor. Bu iki bilim insanının da ortak yanı bilimsel çalışmalarını ABD’de yürütüyor olması. Her ikisi de eğitim yaşamlarına Türkiye’de başlamış. Prof. İvet Bahar uzun yıllar kadrosunda çalıştığı Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci yetiştirmesiyle ünlü. BÜ’nin ilk doktora öğrencisi Türkan Haliloğlu da onun öğrencisiymiş. Ve geçtiğimiz yıl NATO’nun “Barış İçin Bilim” ödülüne layık görülmüş. İvet Bahar’ın Kadir Has’tan aldığı ödül de araştırmacı, doktora ve sonrası pek çok öğrencisiyle birebir ilgilenerek bilim insanı yetiştirilmesine verdiği katkılardan ötürü. Tabii ki hocanın moleküler biyoloji ve bilgisayar destekli ilaç keşiflerinde yürüttüğü araştırmaların ve 250’den fazla makalesinin de payı var ama o kadarını anlatması biraz zor. Prof. Dr. İvet Bahar, 2004 yılından beri Pittsbourgh Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilgisayar ve Sistem Biyoloji Bölümünde Kurucu Başkan ve Seçkin Profesör olarak çalışmalarına devam ediyor.

Genç ve iddialı
Dr. Canan Dağdeviren ise 2014 yılında Harvard Üniversitesi’nin “Genç Akademi Üyesi” ödülünü alan ilk Türk olmuş. 7 patent, 40’ın üzerinde ulusal ve uluslararası ödüle sahip genç bilim insanının çalışma alanı vücut içine ve deri üstüne giydirilebilir elektronik aletler. Bunlar fizik, elektronik, kimya ve malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren, esnek ve katlanılabilir aletler. Canan Dağdeviren, kendi araştırma grubunu kurduğu MIT Media Lab’de akademisyen olarak çalışmalarına devam ediyor.

Kadın kadını fark ediyor
İkisiyle de Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durakanoğlu’nun davetiyle tanışıyor ve 15 yıl sonra bu yıl ilk kez bu ödüllerin kadınlara verilmesinin tesadüf olmadığını anlıyoruz. Sondan Durakanoğlu, “Feminist değilim” diyor ama göreve gelir gelmez, üniversitesinde kadın öğretim üyelerinin oranının yüzde 60 olmasına rağmen komisyonlarda hiç kadın bulunmadığını fark etmiş ve bu oran şimdi yüzde 60’ı bulmuş. İşte feminizm tam da bu; kadınların yaşadığı engellerin farkında olmak ve bu eşitsizliği değiştirmek!
Üç bilim insanının üçünün de uzmanlığı, kadınların geleneksel olarak seçtiği sosyal alanların dışında, nöropsikoloji, bilgisayar, biyolojiden konuştukça onlarla gurur duyuyoruz. Konu, bilim insanlarının tersine göçüne, çalışmak için Türkiye’ye dönmesine geliyor. TÜBİTAK’ın bu konuda mali destek sağladığını anlatıyor Kadir Has Üniversitesi Rektörü. Kendilerinin şu sıra dört akademisyenle konuştuklarını ve üniversitenin verdiği maaşın üstüne TÜBİTAK’ın dönmek isteyen akademisyenlere 25 bin TL’ye kadar ek ödenek verdiğini, araştırma yapmak için TÜBİTAK ve AB fonlarından mali destek almalarının da gayet mümkün olduğunu anlatıyor. “Ya bilimsel özerklik, özgürlük, bunun garantisini verebiliyor musunuz” soruma ise hocanın verdiği yanıt: “Biz siyaset ve uluslararası ilişkiler gibi sosyal konularda çalışmıyoruz, fen bilimlerinde laboratuvarınıza çekilip çalışırsanız sıkıntı yok” oluyor. Barış akademisyenlerinin başına geleni ise “O bilim dışı, siyasi bir konu” diye yanıtlıyor. Buradan çıkarılacak sonuç, fen bilimlerinde çalışan bilim insanlarının tehlikeli sularda yüzmemek koşuluyla yurda dönmelerinde sakınca yok!

Eşit işe eşit ücret
Kadın duyarlılığı konusuna dönersek, Canan Dağdeviren’in yaşadığı olay ilginç. Şu anda çalıştığı MIT’den iş teklifi aldığında kadınlara daha düşük ücret verildiğini duyduğu için küçük bir araştırma yapıp, kendisine erkek meslektaşlarından yüzde 10 daha düşük ücret önerildiğini görüyor. İş görüşmesinde “Erkek meslektaşlarımdan bir dolar azına razı olmam, ama bir dolar fazlasını düşünürüm” diye kadınların pek âdeti olmamasına rağmen para konuşuyor. Sonuç, yüzde 20 daha fazla ücret elde etmekle kalmıyor, kurumda çalışan diğer kadınların da ücreti artırılıyor! Evet, kadınlar belki de talep etmeyi beceremedikleri için daha azla yetiniyor!  


Yazarın Son Yazıları

Gazeteciyim, casus değil! 11 Haziran 2020
Maskeli balo! 30 Nisan 2020