Yeşim Gürer Oymak

03 Nisan 2019 Çarşamba

Geçen hafta seçim öncesi, propaganda hoparlörlerinin sesleriyle kulaklarımız uğuldarken, Galatasaray’ın ortasına doğru ilerliyordum. Eski bir İstanbul sokağında yer alan Fransız Sarayı’ndan içeri adım attığımda dingin ve anlamlı bir törene tanık oldum. Salon bir dönemin tarihini yaşatıyordu. Bu toplantı ne bir politikacı söylevi, ne de bir kurumun reklamıydı. Sadece kendini Türkiye’deki nitelikli müziğe adamış bir aydınımızın uluslararası alanda ödül almasını kutluyorduk. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak’ı Fransa Kültür Bakanlığı, Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı’na değer bulmuştu. Törende nişanı takdim eden Fransız Büyükelçisi Charles Fries, Yeşim’e hitaben şöyle dedi: “Fransa Cumhuriyeti, İstanbul’un kültür hayatına sunduğunuz üstün katkılar ve Fransa ile Türkiye arasındaki kültürel ve sanatsal işbirliği için minnettarlığını ve şükranlarını ifade etmek istiyor.”
Yeşim, yıllardır festival organizasyonunda sadece Fransa değil, daha nice ülkeyle sanatsal işbirliği yapmış, Polonya’nın da Bene Merito nişanını almıştı. Klasik müziğin geniş kitlelere ulaştırılmasında, festival programlarına çekici tatlar eklenmesinde ve eğitim hayatında çok önemli roller oynadı. Konuşmasını yaparken onu dikkatle izledim: Son derece sade giyimi, abartısız makyajı, yumuşak ses tonuyla çok-kültürlü genç bir Türk kadınının pırıl pırıl bir simgesi olarak karşımızdaydı. “Kültür sanatın -benim durumumda müziğin- toplumlar arası önyargıları yok etmekteki gücüne inanıyorum” sözleri derin anlamlar içeriyordu. Yeşim gibi konusuna vakıf, üretken ve enerjik yöneticilerimiz daha nice ödüllere değer.

Gencecik piyanistler
Emir İlgen (d. 2003) ve Salih Hakim Aktaş (d. 2001), geçenlerde İstanbul Filarmoni Derneği’nin düzenlediği bir yarışmada birinciliği paylaşmışlardı. Önceki hafta onları İDSO’nun solisti olarak dinledik. Her ikisinin de sahnedeki sıcacık duruşlarını kutlamalıyız. Yaratıcı birer yorumcu olarak parlak yarınlara doğru yol alacaklar. Emir’in Saint Saens’ın 2. konçertosu gibi karmaşık bir eseri rengârenk ve zevkle yorumlaması, orkestrayla bütünleşmesi, çok başarılıydı. Sadece üç buçuk yıldır piyano çalan Salih Haşim Aktaş ise özellikle bis olarak çaldığı Liszt’in “Aziz Français Dalgaların Üstünde Yürüyor” başlıklı şiirsel yapıtındaki güzel sonoritesiyle bize dalgaları, rüzgârı ve bestecinin gizemli dünyasını yaşattı.

36. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’ne doğru
Yarın akşam Ankara’nın 36 yıllık Uluslararası Müzik Festivali açılıyor. Şef Orhun Orhon yönetimindeki Orkestra Akademik Başkent, Çiğdem Aytepe’nin yönettiği TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu’yla Mozart’ın KV 717 Missası’nı seslendirecek. Ardından piyanist Gökhan Aybulus’un solistliğinde Rachmaninof’un 2. piyano konçertosu çalınacak.
Kendine özgü ilkeleri ve belli bir kişiliği olan bu festival her zaman genç sanatçılarımızı destekleyen yönüyle dikkat çekmiştir. Büyük orkestrayla açılır, bir başka büyük toplulukla kapanır. Yerli ve yabancı sanatçıların yer aldığı dans toplulukları, resitaller, oda müziği, flamenco, caz müziği bu yıl da festivali renkli kılan etkinlikler. Ben de Ankara’ya gidip onlarla bu açılış coşkusunu paylaşacağım.  


Yazarın Son Yazıları

Sanat çağını yansıtır 5 Ağustos 2020
Kusura bakma Beethoven 29 Temmuz 2020
Shakespeare şarkıları 22 Temmuz 2020
Onlar cennetin sesiydi 15 Temmuz 2020
Davuldan Kahveye Kadar 27 Mayıs 2020
Helikopterler ve müzik 20 Mayıs 2020
Sessizlik ve müzik 13 Mayıs 2020
Acılar ve müzik 6 Mayıs 2020