Özdemir İnce

Akrep akrepliğini yapar

14 Haziran 2019 Cuma

Mevlânâ’dan pek hoşlanmam ama bugün işim düştü. Kendisinden “huy” izlekli iki öykü aktaracağım. Yaptığımız her işe uygun bir Mevlânâ öyküsü vardır mutlaka.

***

Bir gün Mevlânâ hazretlerine kötü huylu ve kötü tabiatlı kimselerden soruldu. Bunun üzerine şu ibretlik olayı anlattı: Bir gün bir akrep bir ırmağın kenarında dolaşıyordu. Bir kaplumbağa akrebin yanına gelip ona, ‘Burada ne yapıyorsun?’ dedi. Akrep, ‘Ben ırmağın öte yanına geçmek için bir çare arıyorum. Çünkü benim bütün yavrularım ırmağın öte yanındadır’ diye söyledi. Kaplumbağa da iyi yürekli ve yardımsever olduğu için onu en yakın bir akrabasıymış gibi sırtına alıp su üzerinde yüzmeye başladı. Irmağın ortasına gelince akrebin sokmak arzusu uyandı. Kaplumbağanın sırtına iğnesini dokundurdu. Kaplumbağa, ‘Ne yapıyorsun’ diye sordu. Akrep, ‘Hünerimi gösteriyorum. Sen bana iyilik edip yarama merhem oldun. Ben de sana iğnemi sokuyorum. Benim göstereceğim şefkat de ancak budur’ dedi. Bunun üzerine kaplumbağa hemen suya daldı. Akrep de boğulup gitti.’ Mevlânâ hazretleri bundan sonra şu beytleri okudu: ‘Câhil, yakınlık gösterse de sonunda câhilliğinden ötürü seni incitir.’ Sonra da, ‘Ahmağın sevgisi, ayının sevgisine benzer. Onun kini sevgi, sevgisi kindir. Haydi kötü nefsi öldürün. Bu hususta ihmal göstermeyin. Onu diri bırakmayın. Çünkü o akreptir’ buyurdular.

***

Aynı konuda bir başka öykü vardır: Akrep ile kurbağa arasında geçer. Akrep bu kez kurbağanın sırtına biner ve onu derenin ortasında sokar. Bunun üzerine iyi yürekli kurbağa konuşur:
Ne yaptın akrep kardeş? Hem kalleş hem döneksin. Ama sen de benimle öleceksin.
Ne yapayım kurbağa, kötüler hep aldatır. Hem sen işitmedin mi? Huy canın altındadır.

***

Fazilet Partisi kapatılıp ardından AKP kurulunca, hemen don (renk anlamında) ve ağız değiştirdiler. “Vallabilla, biz hepten demirkırat olduk bir anda, Allah’ın hikmeti, bir anda Cumhuriyet’in faziletini öğrendik, iki gözüm önüme aksın (‘anam avradım olsun’ anlamında) bir daha oyun bozanlık etmeyeceğiz” diye hüngür hüngür ağlamaya başladılar. Memlekette pek az kaplumbağa ve bol miktarda kurbağa olduğu için AKP akrebi kurbağanın sırtına bindi.
Milli görüş gömleğini çıkardık, artık süzme demokratız, ah ah eşek kafamız (bunu demediler), artık tövbeler olsun!” deyu eyittiler.
Başta ben, evet en başta ben (yazılarım meydanda) “Yahu Milli Görüş gömlek değil, deridir” dedikse de, şimdi namus kurtarmak için diz dövüp, “nasıl tahmin edebilirdik!” diye ağlaşan budalalar ile merkez medyanın sukabağı duayiyenlerini (!) inandıramadık.

***

Siyasete girdiğinden bu yana kendisiyle durmadan çeliştiği, sabah söylediğinin akşam tersini söylediği için artık ipiyle kuyuya inmek olanaksız. Buna kanıt olarak basından iki örnek vereceğiz:
“Seçim tartışmalarını geride bırakarak, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem, kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir.”
“Bizim siyasi kültürümüzde sandıkların kapanmasıyla seçim dönemi geride bırakılır. Seçim dönemi ile icraat dönemi farklıdır. Biz kızgın demiri soğutalım çağrımızla bu ince noktaya dikkat çektik.”

***

YSK’nin, İstanbul Büyükşehir Başkanlığı seçimini yenileme kararının anayasa, yasalar ve kendi kararlarına aykırı olduğunu bir yana bırakalım. Gerekçesi tuhaf da olsa açıklanmış bu karar oy hırsızlığından, yolsuzluktan söz ediyor mu? Etmiyor! Ama kızgın demiri soğutmak isteyen bir insan, oy hırsızlığından söz ederek ocağın körüğüne basarak ateşi harlatır mı? Harlatır, harlatır! Ama bu kez kurbağanın sırtına binemeyecek!  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları