Deniz Yıldırım

‘Yüksek Yanılgılar Kurulu’

03 Temmuz 2019 Çarşamba

Erdoğan, 15 Mayıs’ta yeni bir kararnameyle Yüksek İstişare Kurulu’nu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı mimarisi içine yerleştirdi. Yeni sistemin teşkilatlanmasını düzenleyen ilk kararname 10 Temmuz 2018’de yayımlandığına göre, 10 ay sonunda sistemin “istişare”ye ihtiyaç duyduğunun anlaşılması güzel, haksız mıyım?
Zaten ne diyordu kararnamenin gerekçesinde: “Bilgi ve birikim sahibi kişilerin bu kazanımlarından istifade edilebilmesi amacıyla.” Öyle ya, istişare niye yapılır? Devlet işlerinde akıl danışmak için.
İyi de, akıl kime danışılır? Danışan kişi gibi aynı hataları geçmişte tekrarlayanlara mı, yoksa geçmişteki uyarıları haklı çıkanlara, düşünülmeyeni düşünenlere, günlük siyasete göre değil de, geleceğe göre değerlendirme yapanlara mı?
Doğrusu ikincisinedir, öyle değil mi?
Sonuç mu? Mayıs sonunda Yüksek İstişare Kurulu’na yine kararnameyle ilk atama yapıldı; tanıdığımız bir isim, Bülent Arınç. Kurul, Yüksek İstişare Kurulu, yani istişare kurullarının en tepesi; atanan ilk isim de Arınç olduğuna göre “acaba hangi düşünülmeyeni düşünmüş, hangi uyarıları haklı çıkmış geçmişte” diyerek bir daha baktım arşive.

Öngörülerin lideri
12 Eylül 2010’da anayasa değiştirdi bu iktidar. Gülen, “mezardakilere oy kullandırın” diyecek kadar önemsiyordu. En hararetli savunucularından birisi de Arınç’tı. “Bir daha cunta, darbe dönemi olmayacak” dedi. Sonrası mı? Yargı, Gülencilerin eline geçti; Ergenekon ve Balyoz tasfiyeleriyle ordudaki örgütlenmeyi hızlandırdılar, ardından da 15 Temmuz’da darbe girişimi oldu. Yargıdaki yeniden yapılanma için Arınç, “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor” diyordu. Öngörü gibi öngörü.
Zaten, “bugün biz ne yapabiliyorsak, 12 Eylül 2010 referandumundan aldığımız güçle yapıyoruz” demişti Arınç. “Bu camiaya yüzyıllar boyu hakkımızı helal etsek bundan dolayı geri kalmayız” diye de eklemişti. Hangi camia olduğunu biliyorsunuz. Ufuk gibi ufuk.
2010’da Mavi Marmara gemisi Gazze’ye hareket etti; İsrail saldırdı, canlarımızı yitirdik. Gülen, “İsrail devletinden izin alınmalıydı” dedi. Görüşü sorulan Arınç, “Hocaefendi her zaman olduğu gibi doğruyu söylüyor” dedi. Saptama gibi saptama.
Sonra mı? 17-25 Aralık operasyonlarının ardından, Ocak 2014’te Hükümet Sözcüsü Arınç kameraların karşısındaydı. Konu, 12 Eylül 2010 referandumuyla HSYK’nin denetiminin Gülencilere geçmesi. Bu sefer ne dese beğenelim? “Ne bilirdik bu kadar saf olacağımızı?” Devlet aklı gibi devlet aklı. Tam istişare edilecek bilgelik.
15 Temmuz’da darbe girişimi oldu, Arınç video yayımladı. Ne diyordu bazıları için? “Ne kadar da ahmak bir insanmışsın, herkes söylüyordu, sen itiraz ediyordun diyebilir. Ben o gece öğrenmiş olabilirim.” Düşünün, en yükseğinden istişare edilecek kişi, herkesin söylediği şeye itiraz etmiş yıllarca.
Kozmik odaya girilmesiyle sonuçlanan süreci, Ergenekon operasyonları için söylediği “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” cümlelerini, Öcalan’ı zor duruma düşürüyorsunuz” diyerek HDP’yi eleştirmesini de eklesek yazı bitmez.

Halka ‘edepsiz’ diyemezsiniz
Demek Arınç çok yanılanlardan, öngörüleri en çok çökenlerden. Yüksek İstişare yapmak için ölçü bu mu? Öyleyse bu Yüksek İstişare Kurulu’nun apar topar kurulmasını ve başına da eski AKP’lilerin atanmasını, hep kandırılanları hatalardan döndürecek bir “istişare” hedefi ile değil, içinden çok parça çıkacağı düşünülen AKP’nin eski kadrolarının kopuşunu önleme hedefi ile açıklayabiliriz. Yani devlet için değil, parti için. “Yanımızda tutalım da, Gül’e, Babacan’a, Davutoğlu’na gitmesinler” telaşından başka bir şey değil özetle.
Bunları bildiğinden olsa gerek; Arınç Bey sinirli, gergin biraz. İlk toplantılarında maaşlarına 5 bin lira zam yaptıkları yönündeki haberleri sorgulayan yurttaşlara “Edepsizler” diyor ve “Milletvekili ne kadar alıyor, emeklisi ne kadar alıyor. Seni ne ilgilendirir kardeşim” cümlesini de ekliyor.
İlgilendirir Arınç Bey; biz halkız, sorumlu yurttaşız, edepsiz değiliz. O paralar bizim emeğimizden, bizim vergilerimizden. AKP’nin dağılmaması için oluşturduğunuz bir yapıyı ya da sizin geçmiş yanılgılarınızı biz finanse etmek, masraflarını cebimizden ödemek zorunda değiliz. Kendinize başka çareler bulun.  


Yazarın Son Yazıları

Ada 30 Mayıs 2020
Sosyal üzerine 27 Mayıs 2020
Gemi 16 Mayıs 2020
Maskematik 9 Mayıs 2020
Planlama gerek 6 Mayıs 2020
Virüsten sonra emek 2 Mayıs 2020
Feda edilebilenler 29 Nisan 2020
Virüsün sınıfı 25 Nisan 2020
Semptom 22 Nisan 2020
Kerala modeli 18 Nisan 2020
İstifa 15 Nisan 2020
Unutturulan ilke 11 Nisan 2020