Doğmayan halkoylaması: Yok hükmündeki anayasa

16 Temmuz 2019 Salı

15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’yi bir felakete götürdü: Başarılı olsaydı, kışla-cami ittifakıyla Türkiye çok koyu bir faşizme kurban olacaktı.
Esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ana gövdesinin, ona ek olarak, Silivri kurbanı olan Atatürkçü subayların ve AKP-Erdoğan iktidarına muhalif olan demokrat kamuoyunun da karşı çıkması ile bu girişim bastırıldı.
Şükür ki başarılı olamadı; ama bu kez de 20 Temmuz’da Erdoğan-AKP iktidarının Olağanüstü Hal, OHAL ilan etmesiyle ülke başka bir darbenin kurbanı oldu:
Darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak niteleyip, “Bu girişim olmasaydı, şimdi yaptıklarımızı yapamazdık” diyen iktidar, OHAL koşullarında uyguladığı baskılar altında, haksız, adaletsiz, dengesiz bir “sözde halkoylaması” yaparak, üstelik bu “sözde halkoylaması” sırasında, yasalara açıkça aykırı olan mühürsüz zarf ve oy pusulalarını da sayıma dahil ederek, rejimi değiştirdi.
Fakat rejimi değiştirecek, yeni bir anayasa yapacak bilgiye de, beceriye de, desteğe de sahip olmadığı için, ortaya, yamalı bohça biçiminde, çelişik maddelerden oluşan, “Tek Kişi Yönetimine” dayalı, ama onu dahi kurallara bağlayamamış olan, kimseyi de tatmin etmeyen “Ucube Bir Anayasa” çıktı.
Bu “Ucube Anayasa”nın tek yaptığı iş, yasamayı ve yargıyı bütünüyle “Tek Kişinin Yönetimine” vererek Demokrasiyi katletmesi oldu.

***

Haksız ve hukuksuz bir biçimde kabul ettirilen bu “Ucube Anayasa” için yapılan “sözde halkoylaması” için Yargıtay Eski Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, “DOĞMAYAN HALKOYLAMASI” diyor.
Bu konuda bir kitap yazan Selçuk’un kitabının tam adı: Hukuk Dünyasında DOĞ- MAYAN HALKOYLAMASI, Oylamanın Dürüstlüğü ve Ahlakiliği İlkesinin Çiğnenmesi. Ankara’da İmge Yayınevi tarafından 2018 yılında yayımlanmış.
Sami Selçuk, kitabında bu sözde halkoylamasının niçin geçersiz olduğunu uzun uzun anlattıktan sonra, çözüm için iki yol tartışıyor:
Birinci yol olarak geçersiz oyların sayımla belirlenmesi ihtimalini dile getiriyor.
Bu yol olanaklı değilse, (ki değil, çünkü bütün oylar ve zarflar sonradan takır takır mühürlendi) durum “YOKLUK YAPTIRIMI” ile sakatlanmış, oylamanın meşruluğu ortadan kalkmış demektir diyor.
Bu durumun yarattığı sonucu da şöyle özetliyor:
“Oylama ve oylamaya ilişkin YSK’nın son kararı, Cumhurbaşkanından en sade yurttaşa dek hiçbir kişiyi, TBMM’den en sıradan kurum ve kuruluşlara dek hiçbir kurum ve kuruluşu bağlamayacağı için, YSK; yaptırımın türünü yani yokluk (inexistence, nonexistence) yaptırımını gözeterek yeni bir hukuksuzluğa yol açmamak için, asla önceki kararlarını iptale kalkışarak onların hukuk açısından var olduğunu üstü kapalı olarak bile asla dile getirmemeli, sadece ortaya çıkan sonucu belirlemekle, kamuoyuna duyurmakla ve de yalnızca yeni oylama takvimini duyurmakla yetinmelidir. (siyah vurgu yazarın) 10.5.2017. Prof. Dr. Sami SELÇUK. (y.a.g.e., ss.91-92)

***

Zaten, sonucu bile meşru olmayan “sözde halk oylaması” ile kabul edildiği iddia edilen bu “Ucube Anayasa”nın öngördüğü “Tek Kişi Rejimi” ile ülkenin yönetilemediği görülmüştür.
Yanlışta ısrar etmek topluma onulmaz zararlar verecektir.
Artık toplumsal mutabakata dayalı yeni bir anayasa yapma vakti gelmiştir.
Gerçek bir Demokrasiyi öngören bir anayasanın gerçekten Demokratik yollarla, toplumun bütün sınıf ve kesimlerinin katılımıyla yapılması Türkiye’nin önünü açacaktır.  


Yazarın Son Yazıları