İktidar Askeri Zırhlanıyor Etyen’in Misyonu

27 Kasım 2014 Perşembe

Erdoğan’ın ettiği laflarla oyalanmayalım; kadınlar hakkında düşüncelerini yeni öğrenmiyoruz, tersini söyleseydi de boşver, pratiğe bakalım derdim.. Bunlar toplumun ağzına verdiği sakız, çiğne çiğne yorul..
Oysa, onlar adeta yüzlerce yıl iktidarda nasıl kalırızın hesapları içindeler.. Mesela jandarmayı hükümete bağlayacak tasarıları Meclis’te.. 200 bin kişilik iyi yetişmiş bir ordu, tamamen İçişleri Bakanlığı’nın, doğrudan hükümetin emir ve komutası altına alınıyor... Belleklerinizi tazeleyin: Birkaç yıl önce AKP jandarmanın kırsal alandaki asayiş ve denetim yetkisini polise vermek için girişimde bulunmuştu..
Bundan niye vazgeçtiler diye düşünürken çok daha cazip bir yöntem buldular: Jandarma ordusuna el koymak.. Böylece TSK’yi parçalamış ve iç güvenlik, iç denetim, sahil-sınır vb. gibi durmadan ve her an kullanılmaya hazır, son derece gelişmiş kriminal laboratuvarları da olan bir askeri gücü emir ve komutaları altına alıyorlar.
Gerçi jandarmanın başına yine Genelkurmay atama yapacak üçlü kararnameyle. Ama jandarmanın iş yapan esas gövdesi, valiliklerin emrine veriliyor. İl ve ilçelerdeki jandarma komutanlıklarının sicil ve tayini TSK’den, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan alınıyor, İçişleri Bakanı’na bırakılıyor. Jandarma demek fiilen il ve ilçe komutanlıkları demek, albay ve binbaşı vb. düzeyinde.. Bu şu demek: Tepede şeklen bir general, gövdede siyasal bir hiyerarşi.. 200 bin kişilik bir askeri gücün tamamen siyasileşmesi gündemde..
Şöyle bir toplama yapalım: 200 bin jandarma+350 bin polis= 550 bin kişilik, üstelik ağır silahlara da sahip bir “askeri” güç..
Neden jandarmayı ordudan kopartıyorlar ve doğrudan kendi emirleri altına alıyorlar? Ellerinde topluma karşı kullanacakları (onlar buna kamu düzenini sağlamak, diyor) büyük bir güç biriktiriyorlar.. Neden?
“Kamu düzenini”, kimlere karşı sağlayacaklar? Polisin gücünün yetmediği yerde, bu kez jandarmayı devreye sokacaklar, ki iktidarları aman tehlikeye girmesin..
İktidar kanadından dillendirilecek bir gerekçe, “PKK’nin toplumsal ayaklanma olasılığı”na karşı “önlem”, bahanesidir.. Bunun inandırıcı bir yanı yoktur, jandarma zaten hükümetin emrindedir... Burada temel nokta, sicil ve atamaların siyasi iktidara verilmesinden bahsediyoruz..

Yolsuzluklara yasak, bütünün parçası
Bütün bu gelişmeyi, Meclis’te bulunan fişleme konusunda diğer “güvenlik önlemleri” ile bütünleştirelim.. Bu fişleme şüphesiz ki bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor.. Tabii, bu fişleme sonucu elde edilecek verileri işleyecek diğer bir kurum da, “yeni jandarma” olacak.. MİT, Emniyet ve yeni jandarma üçgenine gerilmiş bir yurttaşlık dönemine giriyoruz..
Tabii hiç unutmayalım: AKP’li dört bakanın Meclis komisyonundaki soruşturmalarına mahkemenin koyduğu yazma, çizme, bahsetme yasağı da iktidarın, otoriter rejim altında sürdürdüğü ve bundan sonra sürdüreceği büyük yağmasını örtbas etmek amaçlı olduğunu söylemeye gerek yok.
Bu iş, Deniz Feneri ile başladı. Deniz Feneri dolandırıcılığı, iktidarın tepelerine doğru tırmanmaya başlayınca, her türlü yasa-hukuk dışı yönteme başvuruldu vedosya kapatıldı. Öyle sanıyorlar tabii, eninde sonunda bu dosyanın içinde kimler varsa, dibe vuracaktır..
Sonra 17 - 25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu örtbas etmeye geldi sıra. 17-25 Aralık, iktidarın atadığı yeni savcıların ve mahkemelerin soruşturmaya gerek yoktur kararıyla kapatıldı gibi.
Şimdi sıra 4 bakan soruşturmasında.
Tabii, yeni yasayla açılan yeni ve büyük arazi yağmasını unutmayalım. İşin bir parçası..

Etyen Mahcupyan’ın görevi, şekerlemecilik 
Etyen Mahcupyan’ı CNNTürk’te dinlerken iktidarın ondan daha iyi bir aklayıcı, milletin inandırıcı ve kandırıcı birisini bulamayacağını düşündüm. Etyen, başından beri bir AKP iktidarının adamı olarak, AKP’nin bütün yaptıklarını bir “vicdan bulamacı” ile sıvama görevini üstlenmiş durumda.. 
Buna “şekere bulama ile topluma yutturma” diyorum. 
Diyor ki “evet yolsuzluk yapılmıştır”.. Eeee? 
Ama amaçları yolsuzlukları ortaya çıkarmak değil, hükümete darbe yapmaktı.. 
Darbe girişimlerine karşı mücadele edilirken, hukuk dışına çıkılmıştır...” Eeee? 
Ama mecburdular, çünkü darbeyi savuşturmak zorundaydılar.. 
Bir yandan sureti haktan görünerek ‘olanı kabul’ etmekte, ama diğer yandan da millete şunu dedirtmektir: 
“Bak ne kadar doğru söylüyor, gerçekleri dile getiriyor, tabii ki hükümet kendisine yönelen darbe girişimlerine, elinden ne gelirse karşı koyacaktır; ilk yasa tanımazlığı, hukuk tanımazlığı yapanlar suçludur..” 
Türkiye’ye bu abuk sabuk vicdanı “yükleme” ve milleti böyle düşündürme görevini üstlenmiş bir Başbakan başdanışmanı.. 
Tarihe geçmenin türlü çeşitli yolları yöntemleri var.. Etyen’inki hayırlı olsun! 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları