Barış Doster

Brexit sonrası Avrupa ve dünya

27 Kasım 2019 Çarşamba

Bir hafta sonra, 3 - 4 Aralık tarihlerinde NATO, 70. yaşını kutlayacak Londra’da. ABD emperyalizminin işgal ve saldırı aygıtı olan, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle düşmansız kalan, kendine yeni düşmanlar icat eden ittifakın geleceği tartışılacak. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füzeleri ve Barış Pınarı Harekâtı da konuşulacak mutlaka. Zirveden çok kısa süre sonra da, 12 Aralık’ta genel seçime gidecek Birleşik Krallık. Seçim tartışmalarının merkezinde Brexit var.   


İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’den oluşan Birleşik Krallık, 1 Ocak 1973’ten beri üye olduğu Avrupa Birliği’nden (AB), 2016’da yapılan referandumla, yüzde 52 oyla çıkma kararı aldı. Çıkış müzakereleri çetin geçiyor. İktidardaki Muhafazakâr Parti’yi hayli yıprattı. Brexit oylamasının yapıldığı dönemin başbakanı David Cameron ve halefi Theresa May dahil çok sayıda siyasetçi koltuğundan oldu.  

AB’nin, Almanya’dan sonra ikinci büyük ekonomisi olan İngiltere, ABD’nin de İsrail’le birlikte iki stratejik ortağından biri. IMF’nin 2019 yılı tahminlerine göre, 2.8 trilyon dolarlık ekonomik büyüklükle, dünyada 6. sırada. 2018’de ise 5. büyük ekonomiydi. Bu yıl, Hindistan’ın gerisinde kalacağı öngörülüyor. İhracatının yüzde 44’ünü, ithalatının yüzde 53’ünü AB ülkeleriyle yapıyor. Yani, Londra ve Brüksel arasındaki ayrılık, diplomatik ve politik düzlemde gerçekleşse de, iktisadi bağlar güçlü. Kopması zor. Kaldı ki, iki taraf da iktisadi ilişkiyi korumak istiyor. Zorlu geçen ayrılık müzakereleri sonrası, gelecekte nasıl ilişki kurulacağına yönelik görüşmelerin başlayacak olması da bunun kanıtı. AB’nin istediği 44 milyar Avro tutarındaki “boşanma tazminatını” İngilizler ödemek istemiyorlar. Ama bir yandan da AB ile ekonomi ve güvenlik ağırlıklı özel bir ilişki kurmak istiyorlar. Birleşik Krallık içinde 3 milyon AB vatandaşının, AB ülkelerinde 1 milyon Birleşik Krallık yurttaşının yaşaması da, bu insanların oturma ve çalışma iznine ilişkin çözülmesi gereken önemli bir sorun.  

 

İngilizlerin kararı ve dünyanın gidişatı

 

Dünyada diplomasinin, istihbaratın ve emperyalizmin kitabını yazmış olan İngilizler, AB’den çıkarken, bir yandan da Çin’le ilişkilerini geliştiriyorlar. Çin’in öncülük ettiği Bir Kuşak Bir Yol projesine katıldılar. Bu amaçla Çin’le 1 milyar dolarlık ortak yatırım fonu kurdular. Başına, eski başbakan David Cameron’u getirdiler. ABD’nin itirazına rağmen, Asya Altyapı Yatırım Bankası’na da ortak oldular.


Londra şunun farkında: ABD hegemonyası geriliyor. 1957’de Roma Antlaşması ile kurulan AB’nin (o dönem adı Avrupa Ekonomik Topluluğu) geleceği de parlak değil. Dünyanın ekonomik ve politik ağırlığı Atlantik’ten Avrasya ve Pasifik’e kayıyor. IMF verilerine göre; 2000 yılında dünyanın ilk beş ekonomisi, ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa şeklinde sıralanırken, günümüzde ABD, Çin, Japonya, Almanya, Hindistan şeklinde değişmiş. Avrasya güçlerinin, dünya toplamı içindeki ağırlığı artıyor. Almanya’nın Rusya ve Çin’le yakınlaşması da ayrıca dikkat çekiyor.


Bizim açımızdan yakıcı soru ise şu: Dünya dengeleri değişirken, Türkiye neleri tartışıyor? Hangi tartışmalarla zaman ve enerji kaybediyor?


Yazarın Son Yazıları