Kavala’nın bitmeyen trajik öyküsü

15 Aralık 2019 Pazar

Osman Kavala:

Hem “Gezi Direnişi”ni hazmedemeyenlerin intikam duygularıyla...

Hem de aslında emperyalizmin kuklası olanların içeriye yönelik olarak yaptıkları “Dış Güçlerin Saldırısı” iddialı, gerçekleri saptıran temelsiz propagandanın kurbanı olarak...

Haksız ve hukuksuz bir biçimde...

Bir yıldan fazlası iddianamesiz olmak üzere...

İki yılı aşkın bir süredir Silivri Cezaevi’nde.

Dördüncü duruşması 24 Aralık’ta.


*  *  *


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık’ta Kavala’nın “derhal serbest bırakılması” gerektiği konusunda karar verdi.

Bu karar üzerine, Osman Kavala’nın avukatları özetle şunları belirttiler:

Avrupa I·nsan Hakları Mahkemesi 10 Aralık 2019 tarihli kararında:

Osman Kavala’nın s¸iddete bas¸vurmaya niyeti oldugˆu yo¨nu¨nde herhangi bir makul s¸u¨phenin bulunmadıgˆı...

Kavala’nın yalnızca so¨zles¸menin gu¨vence altına aldıgˆı hakları kullandıgˆı...

Bu eylemlerin bir insan hakları savunucusunun olagˆan fiil ve faaliyetlerinden ibaret oldugˆu...

Bas¸vurucunun uzun tutukluluk halinin hak savunucusunu sessizles¸tirmek art niyeti tas¸ıdıgˆı...

Gerekc¸eleriyle ihlal kararı vermis¸ ve derhal serbest bırakılması gerektigˆi sonucuna ulas¸mıs¸tır.

Mu¨vekkilimiz Osman Kavala’nın bu karar uyarınca, o¨zgu¨rlu¨gˆu¨ne bir an o¨nce kavus¸masını sagˆlayacak adımların vakit kaybetmeden atılmasını o¨nemle vurguluyoruz.”


*  *  *


DW Türkçe, AİHM kararı açıklanmadan önce Kavala ile Silivri Cezaevi’nde yüz yüze görüşmüştü.

Beril Eski’nin haberine göre Kavala, söyleşinin girişinde özetle şunları söylemiş:

Benim ve diğer suçlananların beraat edeceklerinden şüphem yok.

Gezi protestolarının hükümeti yıkmak için dış güçlerce planlanmış, finanse edilmiş ve benim lideri olduğum gizli bir yapı tarafından yönetilmiş olduğu son derece mantık dışı bir iddia...

Dolayısıyla iddianamede de suçlamalara dayanak olabilecek hiçbir delil mevcut değil. Bu nedenle davanın sonucu ile ilgili endişeli değilim.

Ancak, tutuklanmam fiili bir cezaya dönüşmüş durumunda. Tutuklama için kesin delil gerekmez şeklinde bir akıl yürütmeyle tahliye taleplerim reddediliyor.

Üç milyonu aşkın insanın katıldığı Gezi protestolarıyla ilgili bir tek ben tutukluyum. Sadece bu durum dahi yapılanın ne kadar mantıksız olduğunu gösteriyor.”

16 ay iddianamenin hazırlanmasını bekledim.

Dava başladıktan sonra üç defa mahkeme heyetinin başkanı değişti. Bunlar, bana tutukluluğumu uzatmak için yapılmış gibi görünüyor.”

İddianamede benimle ilgili iddiaların kaynağı olan Emniyet raporlarının Gülencilikle suçlanan polisler tarafından hazırlanmış olduğu ortaya çıktı.

İddianamenin temel aldığı soruşturma dosyasını hazırlayan savcı da FETÖ üyeliğinden aranıyor.

Bu tuhaf durumun da tutuklama uygulamasının meşruiyeti konusundaki soruları artırmakta olduğunu düşünüyorum.”


*  *  *


Değerli okurlarım, bu satırların yazıldığı sırada, Kavala, AİHM’nin kararına rağmen hâlâ serbest bırakılmamıştı.

Yukarda giriş bölümünden sadece birkaç önemli cümlesini aktardığım söyleşisinin tamamını https://www.dw.com/tr/kavala-bu-işin-daha-çok-uzayacağını-tahmin-etmiyorum/a-51652119 adresinden okursanız, Kavala’nın trajik öyküsünün ayrıntılarını daha iyi görebilirsiniz.


*  *  *


Ergenekon, Balyoz ve OdaTV davalarındaki haksızlık ve hukuksuzluklarla tarihe geçen “Birinci Silivri Trajedisi”, Kavala davasıyla, bugünkü yargıya da METASTAZ yapmış galiba:

AİHM’nin 10 Aralık Kavala kararı, bu METASTAZ’ın tescili gibi görünüyor.


*  *  *


HER ZAMAN, HER YERDE, HERKES İÇİN, ADALET!


Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet nedir? 29 Ekim 2020