Libya’da öncelik İhvan aşkı mı?

19 Aralık 2019 Perşembe

İktidarın Libya ile Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması genel kabul gördü. Akdeniz’deki kederli yalnızlığa son verme yönünde bir adım olabileceği görüşü öne çıktı. 

Türkiye ile Libya’yı denizden birleştirince Doğu Akdeniz’in iki yakası bir araya gelmiş oluyor. Bölgede böyle bir ikili güç birleşimi olursa buna öteki ülkelerin de kayıtsız kalması zordur. Nitekim ilk işa-ret Yunanistan’dan geldi.

Doğu Akdeniz haritasına bakan bölge ülkeleri ve çokuluslu şirketler, buradan çıkacak doğalgaz ve petrolün, Türkiye olmaksızın Batı’ya ulaşmasının güç olduğunu elbette görüyor.

Bu bağlamda Türkiye’nin attığı adımı devam ettirmesi, Mısır, Lübnan, Suriye, İsrail’le de diplomasiyi geliştirmesi aklın yolu...


***


Madalyonun bir yüzü böyle... Öteki yüzü ise akla 2011’den bu yana AKP’nin tekrarlamaktan bıkmadığı hataları çağrıştırıyor.

Kısaca 2011’den bu yana olanları anımsayalım. 17 Aralık 2010’da Tunus’ta üniversite mezunu seyyar satıcı Muhammet Buazizi güvenlik güçlerinin tezgâhını alması üzerine kendini yaktı ve “Arap Baharı”nın fitilini ateşledi. Kısa sürede yayılan sokak gösterilerinden sonra Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali ülkeyi terk etti. Oluşan yeni ikili yapının bir yanında İhvanı Müslimin’in (Müslüman Kardeşler) başı çektiği Nahda Hareketi, öteki kanatta da laikliği temel alan Nida Hareketi vardı. AKP ilk seçimi kazanacağı hesabıyla Nahda’dan yana tavır aldı. Nida kazandı!

Mısır’da Mübarek’in devrilmesinden sonra 24 Haziran 2012’de yapılan ilk seçimi İhvan’ın desteklediği Mürsi kazandı. Seçime katılma oranı yüzde 40’ta kaldı, Mürsi yüzde 51 oy aldı. İlk işi, çıkardığı kararların anayasa hükmünde olmasını sağlamak oldu. Ardından Genelkurmay Başkanı Tantuni’yi değiştirdi, Abdülfettan Sisi’yi atadı. İlk yurtdışı ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yaptı. Ziyaret yeri ise AKP kongresiydi. Erdoğan’a teşekkürlerini iletti. Sisi, göreve gelişinin birinci yılı dolmadan darbe yaptı. Onun da ilk işlerinden biri Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı’yı  “istenmeyen adam” ilan edip sınır dışı etmek oldu. 

Libya’da Kaddafi devrilmeden önce son demecini TRT’ye verdi. “Dostum” dediği Erdoğan’ın ona destek vereceğini düşünüyor, ekliyordu:

Libya’da el Kaide kazanırsa felaket olur!”

Erdoğan önce, “NATO’nun Libya’da ne işi var” dedi. Ertesi gün, “NATO’nun Libya operasyonu için İzmir üs olarak kullanılsın” izni verdi. 

Kaddafi’nin linç edilerek öldürülmesinden sonra Libya fiilen üçe bölündü; doğu, batı, güney...

Müslüman Kardeşler lideri Feyiz Sarrac, Trablus’a hâkim oldu. General Halife Hafter de Tobruk’a. Sarrac 2014’te yapılan seçimleri kaybedince, “Katılım düşük, sonuçları tanımıyorum” dedi. BM, Sarrac’ın kurduğu milli mutabakat hükümetini tanıdı. AB, Afrika Birliği, Arap Birliği, Rusya, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri Hafter’i destekliyor. 


***


Türkiye, Sarrac’la yukarına aktardığımız anlaşmayı imzaladı. Devamında şunu söylüyor:

Sarrac isterse asker de göndeririz!”

Bunun Türkçesi şu:

Türkiye, Libya’daki iç savaşta tam taraf olacak!

Nedenleri bir yana...

Bu politika Tunus’ta kaybetti, Mısır’da kaybetti, Suriye’de kaybetti...

Libya’da başka sonuç mu bekliyorsunuz?

Yoksa ortada Akdeniz planı yok da salt İhvan aşkı mı var?


Yazarın Son Yazıları

B-rezilya! 17 Haziran 2020