Yılbaşı sıkıntısı

29 Aralık 2019 Pazar

Sivri rugan topukları kaldırımı kaplayan incecik kar tabakasını mıhlayarak yürürken “Biliyordum” diye söyleniyordu içinden. “Bu yılbaşını çıkarmayacağımızı biliyordum…”

Bir önceki yıla da aynı korkuyla girmişti. Bir öncekine de. Böyle böyle, yıllardır her yılbaşı muhteşem bir kavgayla tazelenen, çünkü her yılı ‘Onu yitirmek ihtimaliyle bitirip, yenisini O’nu kazanmak sevinciyle başlatan bir aşktı, Onlarınki.

Bu yıl da gelenek değişmemiş ve ikisinin de aslında gitmek istemediği bir davet öncesi, ‘kravatın/saçın/sen karışma’ bağlamında bulmuşlardı, ayrılık oyununun leziz ürpertisini.

İki bin yıllık kentin mazide kalan haşmetine özlem duyan azınlığın suni teneffüsle ‘bohem’ yaşadığı daracık sokaklar, bir yılbaşı gecesi daha yalnızlığını kucaklıyordu.

Açılıp kapanan kapılardan taşan insan mırıltıları, pencerelerden fışkıran müzik gürültüleri arasında yürüdü, yürüdü ve ses soluk çıkmayan ilk camekânın önünde durup ışıklı tabelayı okudu: ‘Sıkıntı Var’ ya da ‘Sıkıntı Bar’.

V ile B harfinin iç içe geçtiği tasarım, yoruma açıktı.

Eve dönüşü O’nu meraklandıracak kadar geciktirmek oyununu ayakları donmadan sürdürmek istiyorsa, durak bu duraktı.

Uğursuz bir gıcırtıyla açılan kapıyı itip içeri girdi.

****


Beş masadan ikisinde birer müşteri, önlerindeki içki bardaklarına bakarak oturuyorlardı.

Meyhanenin dibinde, duvara dayanmış esneyen garson, içeri girdiğinde yerinden kıpırdamadı bile. Tam tersine, gözlerini kaçırıp uzun uzun esnedi. Zaten üzerindeki gri önlükte de kocaman harflerle, ‘Sıkılıyorum’ yazıyordu.

İçinden gülmek geldi ama içerdekilerin sıkıntısına saygısızlık etmemek için kendisini tuttu, boş masalara sahne yüksekliğinden bakan bar taburelerinden birine ilişti.

Zamanın dışına düşmüş gibi donuk mekânın içindeki tek hareket, barın gerisinde bardak yıkayıp kurulamakta olan orta yaşlı kadın ve tek ses, bulaşık şıngırtısıydı.

Onu fark etmemiş gibi işine devam eden barmaid, nihayet kendisinden yana dönmeye karar verdiğinde, taktığı mor önlükte aynı ibareyi gördü: Sıkılıyorum.

İlk kez mi sıkılıyorsunuz?

Afalladı. Tüm işaretlere rağmen, orta yaşlı barmaid’den ‘Ne içersiniz’ sorusunu beklemiş, kadının onun sıkıntısına ortak olma merakına şaşırmıştı.

Bilmem diye kekeledi. Yani, sanmıyorum. Daha önce de olmuştu… 

Daha önce de sıkıldım, diyemedi.

Kadın, bilge bir nezaketle başını salladı: ‘Hangi sıkıntıyı istersiniz?’

İyice dağıldığını görünce, barın arkasındaki listeyi işaret etti:

Buradan seçebilirsiniz!’ 

O ana kadar fark etmediği kara tahtada, bir dizi sıkıntı sıralanmıştı.

Yalnızlık…37 TL. Ayrılık…28 TL. İhanet…40 TL. Umutsuzluk… 55 TL. Vicdan… 35 TL. Kırgınlık…25 TL. Şımarıklık… 30 TL.

Bunların içinde ne var’ diye sorarken buldu kendisini, çekingen bir sesle.

Barmaid omuzlarını silkti.

Kendi imalatımız sıkıntı kokteylleri. Siz adını koyun, ya uyar, ya uymaz…’

Tam, Benim sıkıntım yok ki!’ diyecekken kendini tuttu. Hem yersiz, hem de aptalca olurdu. Ama ağzından çıkacak ‘yalnızlık’, ‘ayrılık’, ‘ihanet’ gibi bir sipariş de gülünç geliyordu doğrusu.

Basit bir içecek, viski, cin tonik falan yok mu?’ diye kaçmaya çalıştı.

Kadının yanıtı sert ve kesindi: ‘Yok!

Bir Yalnızlık verin bari’ derken kendi sesini duyduğuna inanamıyordu.

Orta yaşlı barmaid, yalancı der gibi şöyle bir baktı, eğilip barın altındaki dolaptan değişik renkli şişeler çıkardı.

Meyhaneye tam bir sessizlik hâkimdi. İki müşteri yine önlerindeki bardaklara bakıyor, garson durduğu köşede tırnaklarını gözden geçiriyordu.

Barmaid etiketsiz şişelerden birer ölçü içki döktüğü karıştırıcıyı sallarken, o kötü bir büyüyü bozmak istermiş gibi yüksek perdeden sordu: ‘En çok hangi sıkıntı içiliyor?

Kadının epeyce geciken yanıtı ders verir gibiydi.

Yalnızlık. Ama önce hepsinden denemiş olurlar.

Daha fazla dayanamadı.

Yalnızlığına hazırlanan kokteyli beklemeden, dışarı attı kendisini.

Sıkıntı Bar’dan koşar adımlarla kaçarken, anlatacağı müthiş öyküyle yeniden kazanacağı O’nu düşünüyordu.


2020 uğur yılı, Nar Yılı olsun!

Değerli okurlarım, gülmeyi çok seven ben, nedense tarihçemde eğlendiğim bir yılbaşı gecesi anımsamıyorum! Belki bazılarınızla aynı kaderi paylaşıyoruzdur ve onları gülümsetirim umuduyla; yeni yılınızı okumuş olduğunuz tuhaf öykümle kutluyorum.

2019’un son gecesini izleyen 2020, artık Nar Yılı olsun, hepimize müjdeler ve sevinçler getirsin, ülkemizi düze çıkarsın, ışığa taşısın…


Yazarın Son Yazıları

Tavşanlar da ateş eder! 9 Ağustos 2020
Suat Derviş’in romanı 2 Ağustos 2020
Diriliş: Engizisyon 12 Temmuz 2020
Asla vazgeçme, asla! 5 Temmuz 2020
İman tamam, ya ahlak? 7 Haziran 2020
Bakteri yiyen virüsler 31 Mayıs 2020
Bir hâkim anlatıyor 10 Mayıs 2020