Barış Doster

Libya’da yapılan hesap hatası ne?

01 Ocak 2020 Çarşamba

Dışişleri Bakanı, muhalefet partilerine Libya’ya asker yollanmasıyla ilgili bilgi vermiş. Niçin asker yollanması gerektiğini anlatmaya çalışmış. Ege Denizi’nde, 19 Türk adasının, Yunanistan tarafından işgal edilmesini sessizce seyreden bakana, selefi olan hariciye vekilinin de, Suriye meselesine böyle hevesli, böyle hesapsız atıldığını anımsatmak gerekir. Sonuç ortada.

Dahası var. Türkiye’nin Libya’yla sınırı yok. Libya’dan Türkiye’ye yönelik bir terör tehdidi yok. Libya’daki iç savaşta Türkiye’nin taraf olmasını gerektiren bir durum da yok. Fakat iktidar için, İhvan kardeşliği önemli. Libya’yla deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat muhtırası imzalayarak, geç de olsa olumlu bir adım atan iktidar, Libya’ya asker yollamanın Türkiye için doğuracağı risk ve tehditlerin farkında değil.

Suriye’de yapılan hatalardan ders alsa idi, Libya’da iç savaşta taraf olup ülkenin bölünmesini hızlandırmak yerine, ülkenin bütünlüğünü sağlamaya çalışırdı. Belli ki gereken ders çıkarılmamış. Anımsatalım, kısa süre önce Gelecek Partisi’ni kuran eski dışişleri bakanı da, bakanlığı sırasında, bol bol “ritmik diplomasi”, “enerjik diplomasi”, “dinamik diplomasi” gibisinden laflar ederdi. Sabah Türkiye’nin “merkez ülke” olduğunu söyler, öğlen Türkiye’nin “oyun kurucu” olduğundan bahseder, akşam ise Türkiye’nin “pivot ülke” olduğunu öne sürerdi. “Stratejik derinlik” sahibi bakan, gece ise Türkiye’nin “küresel güç adayı” olduğunu vurgulayarak uykuya dalardı. Sonuçta elde, değerli yalnızlık kaldı.

Yanlış adımların ağır maliyeti

Türkiye; Libya iç savaşında taraf olmak yerine, yıllar önce, Doğu Akdeniz’de kendi münhasır ekonomik bölgesini (MEB) ilan etmeliydi. KKTC’nin tanınması için daha cesur adımlar atmalıydı. KKTC’de deniz ve hava gücü için üs kurmalıydı. Suriye politikasını düzeltmeliydi. Mısır’la ilişkileri normalleştirecek hamleler yapmalıydı. Bunların bir kısmını hiç yapmadı, bir kısmında da gecikmeli adımlar attı.   

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan; bir yandan İsrail bir yandan Mısır’la anlaşırken, arkalarına ABD ve Avrupa Birliği’ni (AB), dahası Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu Rusya ve Katar’ı alırken, Türkiye gerekli diplomatik girişimlerde bulunmadı.   

Daha vahimi, AB; sürekli olarak kıta sahanlığı haritaları yayımlarken, bu haritalarda Türkiye’nin kıta sahanlığı, olması gerekenden çok daha küçük gösterilirken, Türkiye güçlü tepki vermedi. GKRY; Mısır’la 2003’te, Lübnan’la 2007’de, İsrail’le 2010’da MEB anlaşmaları imzalarken, Türkiye anında karşı çıksa, sıradan açıklamalar yapmanın ötesinde, ciddi uyarılarda bulunsa, daha doğru olurdu. Nihayetinde Türkiye geç de olsa tepki verdi. Doğu Akdeniz’de arama, sondaj çalışmalarına başladı.

Fakat bu kez de, Libya’ya asker yollayarak hatalı bir adım atıyor. Kısacası iktidar; yanlışların esas, doğruların istisnai olduğu bir dış politika izlemeyi sürdürüyor. Bunun ağır maliyetine ise Türkiye katlanıyor.





Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları