Türkiye Usulü Hukuksuzluk

03 Şubat 2015 Salı

Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü açıklamasında neleri kastettiği ancak satır aralarından okunabilecek; “Hukuk mu? Kanun mu?” başlıklı bir sorgulama yaptı. Sonra da Cemaatle olan son dönemin keskin hesaplaşmasına oturtuyormuş izlenimi vererek, kişisel görüşünü “Kanuna uygunluk, hukuka uygunluk anlamına gelmez..”çerçevesinde bir yorum getirdi. Örneklemeyi de siyasette kullana kullana hiç tüketemediği, okuduğu şiirden mahkûm olduğu olayın gelişmesine oturttu. Mahkûmiyetinin yürürlükteki yasa maddeleri ile uyumlu, ancak hak hukukla uyumsuz olduğunu savundu...
Kimi yasalarımızın hak-hukuk ile uyumsuzluğu kuşkusuz doğru. Ancak Türkiye’nin en uzun süreli parlamento çoğunluğunu elinde tutmuş İktidarlarının sorumluluğunda, sayısız yaşamsal yasada sayısız değişiklikler yapmış, istediği yasayı çıkarma gücünü elinde tutmuş, aynı konuda yasa değişiklikleriyle hukuku yazboz tahtasına çevirmiş İktidarlarının sorgulanamayan lideri için, siyaseten artık kullanılamayacak bir sorun yakınma değil mi? En hafifi ile şimdilerde çok yakındıkları Cemaat, paralel iktidarın başından sonuna oluşumundan sorumlu oldukları, icraatlarına işlerine geldiği, siyasal İslamcı rejim değişiklikleri projeleri, kadrolaşmalarında önlerini açtırdıkları, engel gördükleri tüm düşünce ve örgütlenmelerin temizlenmesinde kullandıkları için.. doğrudan destek verdikleri, yani şimdi yakındıkları her şeyden sorumlu oldukları gerçeği bir yana...
Seçmenin çok da yaşamını ilgilendirmediğini sanarak, algılama sorunu yaşadığı günden tartışmalarında, söylem cambazlığında sözcüklerle yaratılan algı yönetimine bakmak gerek... Cumhurbaşkanı’nın son günlerde yeniden öne çıkardığı gündemden yandaş seçmenin anladığı tek gerçek.. “Paralelle uzun soluklu gerçek bir hesaplaşmadan çok, Cumhurbaşkanı’nın, İktidarlarının her konuda son sözü söyleyecek tek lider olmaktan vazgeçmediği, eskiden beri açık açık dile getirdiği Başkanlık sistemi, daha açıkçası Başkan olmasının önünü açacak anayasa değişikliği için, önümüzdeki seçimi araç, tek yol olarak gösterdiği...” Uzun sözün kısası, AKP’ye oy vereceklerin kendisini Başkan yapacak bir seçim başarısı için çalışma yapmaları kampanyasını açtı bile...

***

Bakıyorum da yandaşlar korosu çok güçlü destekle, “Tamam bugünkü anayasal düzen, yasalar, Cumhurbaşkanı yemini görev ve sorumlulukları kapsamında tarafsız Cumhurbaşkanlığı kurumu ile uyuşmuyor. Ama o da zaten bildik Cumhurbaşkanı portresi çizmeyeceğini açıça söyleye söyleye oy istemiş, Cumhurbaşkanı seçilmişti..” demeye getiriyorlar. Cumhurbaşkanı’nın baştan sona görev ve sorumlulukları ile çatışan, ilgili yasal hükümlerin tümünü birden çiğneyen icraatlarını sorgulamıyorlar... Evet çok doğru, ilgili anayasa ve yasa maddeleri Cumhurbaşkanı’nın parlamenter düzenimiz içindeki görev ve sorumluluklarının sınırlarını çizerlerken sadece tarafsız olmasını da değil, Hükümet, Meclis icraatlarının bütünü için kamu yararı denetim sorumluluğunu öngörüyorlar. AKP Hükümeti, İktidarları ile bütünlük içinde, liderlik yönlendirmeleri belirleyiciliğin-de bir Cumhurbaşkanlığı icraatlarını unutun.. Atılan her adımda yürürlükteki yasal yükümlülüklerin çiğnenmesi söz konusu. Gelin görün ki söz konusu yasal düzenlemelerde, bir cumhurbaşkanının söz konusu yasal yükümlülüklerinin dışına çıkmaları halinde cezalandırılmaları öngörülmemiş olmalı ki, hukuk, yasa ihlalleri için düzenlemeler de yok...
Ülkemizin gündemindeki sorun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı için geçerli yasal yükümlülüklerinin sınırlarını tanımaması çerçeveleri ile sınırlı değil. En güncel sorun, yaklaşan seçimlere yönelik ortaya çıkan çok çarpıcı hukuksal çelişkiler... Sonuç olarak anayasal, yasal düzeni Cumhurbaşkanı’nın dışında kimselerin öyle kolay kolay çizebilmeleri söz konusu değil... Hükümet, siyasi partiler, seçmenler, seçimleri sağlıklı yürütmekle sorumlu yargı, kamu görevlilerinin hepsi için uyulması zorunlu yasalar var. En basiti ile seçimlerde oylanacak olan siyasi partiler, belirledikleri adaylar, bağımsız adaylar olacaklarına göre, seçimlere girecek siyasi partilerle iktidardaki hükümetin yarışı söz konusu... Seçime AKP Hükümeti Başbakanı girecek ve programları ile oylanacaklar, diğer siyasi partilerle bugünkü parlamenter düzen içinde yarışacaklar.
AKP seçmeni AKP iktidarı, Davutoğlu Hükümeti’ne oy veriyor gibi yapıp, bugünkü hukukumuza aykırı olarak, Başkanlık sistemi, Başkan Erdoğan için mi oy vereceker? Kim kimi aldatıyor? Kimler kimleri uyutuyor? Alan razı, satan razı denip geçiştirilecek bir durum mu bu? Sonuçta aday listeleri ağırlıklı Erdoğan onaylı, Davutoğlu Hükümeti, AKP yönetimleri, milletvekili adayları, sonuçta geçersiz kılınacak parlamenter düzen yerine, Erdoğan liderliğinde sonradan çıkarılacak anayasal yasal düzenlemelerle oluşturulacak Türkiye usulü başkanlık sistemine oy vermeye rızalılar varsayalım... Sayısız yasa, hukuk düzenlemesi ayaklar altına alınmıyor mu? Dünyada “Önceden yasasız, hukuksuz dayatalım, sonra hukukunu oluşturabildiğimiz güçler dengelerine göre yaratırız, olmadı bir daha bir daha yaratırız...” diye bir demokrasi, hukuk devleti düzeni, modeli görülmüş mü?
 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları