Şeref meselesi

17 Mayıs 2015 Pazar

Kapı dinleyen karakterler; 7/24 salt entrika düşünen tipler; erkek tavlamaktan başka hiçbir işi gücü olmayan kadınlar yok bu dizide…
Tabii evet mafya var ama yalnız mafya yok…
Dostluk, arkadaşlık, aile bağları, gücün yüceltilmesi karşısında adaletin etkisi ya da etkisizliği…
Ortalama bir Türk dizisinde sık rastlanmayan böyle pek çok konuyu sıcak, hafif bir öykünün sarmalında önümüze getirip koyuyor “Şeref Meselesi”…
“Koyuyordu” demek daha doğru çünkü bu gece bitiyor.

Sezonun kayda değer tek dizisi, böylece ekrandan kalkıyor.
Oysa zengin oyuncu kadrosundaki yan karakterlerin bile izlemeye değer kıldığı bir diziydi bu.
“Sibel’in annesini” oynayan Neriman/ Sezin Bozacı örneğin…
Evladının yasını tutan bir kadın bu kadar mı sahici olur?
Sibel’i canlandıran güzeller güzeli Yasemin Allen beri yandan…
Her göründüğünde bana Julianne Moore’u düşündürüyordu.
Annesi Suna Yıldızoğlu’ndan çok Moore’un ışığı var Yasemin Allen’de.
Öyle ki “Ben Julianne Moore’un kızıyım!” dese, inanılır…
Cıvıl cıvıl gözlerinin içini konuşturan Burcu Biricik’in usta oyununu; doğallığı ve cana yakınlığı ile izleyiciyi kendine bağlayan Şükran Ovalı’yı; karizmasına abanan Kerem’i ve yakışıklı Şükrü Özyıldız’ı saymıyorum bile.
Eh bir TV dizisinden daha ne beklenir?

Ahlak sırf ‘aile boyu’ olunca
Öykü aslında Çizme’de üç sezon oynayan “L’onore e il rispetto” isimli bir diziden uyarlama.

Türkiye uyarlamasını başarılı bulsam da senarist Teodosio Losito özünde alabildiğine İtalyan bir mimari kurmuş.
Losito İtalya’da fazlasıyla bilinen ve üzerinde çok konuşulan “familismo amorale” konusunu ekrana taşıyor.
Türkçeye “ahlak dışı ailecilik” olarak çevirebileceğimiz bu kavramla; “ahlak değerlerinin” sade aile yakınları için geçerli olduğu; “aile dışında ise iyinin ve kötünün/yanlışın… özetle ahlakın es geçildiği” bir dünya anlatılıyor.
Yani “aile” ve “toplum” da iki farklı değer sisteminin geçerli olduğu bir düzen tarif ediliyor.
Ailede “yamuk yapmamak” gibi ahlaki kaygılar öncelikli olurken “aile dışında kalanlar” hepten ahlak dışında tutuluyor.
Bu ikilem, siyah-beyaz netliğinde bir ayrım içeren ve her zaman, her yerde geçerli olan ahlak anlayışı yerine; “genel geçer ahlak kavramı dışına çıkan/taşan” anlamında bir “ahlak dışılık” olarak tanımlanıyor.
Bu bağlamda aileye asla yanlış yapmayan tipler, aile dışında canavar olabiliyor. Başkalarına acımasız davranabiliyor.
“Kerem Bürsin/Yiğit” tam böyle bir karekter.
Ailede dört dörtlük bir kardeş, oğul, potansiyel baba…
Aile dışında tetiği çeken bir mafyozi…

‘Gerekirse yasa delinir’
Teodosio Losito “Yiğit” karekterini; İtalya’da sosyologların
üzerinde ciltler ürettiği bu “familismo amorale” olgusunu düşünerek yaratmış.
İtalyan toplumunda bu, çok geniş tabanı olan bir tipleme olduğundan, “yoz mafya kültürünün” de mayası sayılıyor.
“Adı konmasa” da bu fenomen gerçekte bizde de yaygın.
Temiz “aile babası” insanlar; bakıyorsunuz, aile dışında göz kırpmadan Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’ninkini Ali’ye giydirebiliyor…
“Birader bunu kafana sok tamam mı? Ne zaman ne kadar gerekirse kanunlar o kadar delinir anladın mı?” diyerek “savcı” kardeşine meydan okuyan “Yiğit” Türk izleyicisine bu yüzden, “kanun adamı” Emir’den daha yakın geliyor.
Sosyal medya yazarları “Yiğit”i sıklıkla “delikanlı” payesiyle överken “kurallar içinde yaşamaya çalışan” “Emir”i kafadan “itici” buluyorlar.
“Ahlak”, bizde de İtalya’da olduğu gibi çünkü evin duvarları dışına her zaman kolaylıkla çıkmıyor.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020