Celal Üster

Churchill’in saati, Atatürk’ün saati

22 Mayıs 2015 Cuma

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Churchill’e hediye edilen saat müzayedeye çıkıyor. Anafartalar’da Atatürk’ün hayatını kurtaran saat de, bugün elimizde olsaydı, mezata çıkarılır mıydı?

Nazi Almanyası’nın Müttefiklere kayıtsız şartsız teslim oluşunun, başka bir deyişle II. Dünya Savaşı’nın sona erişinin 70. yılının kutlandığı bugünlerde bir haber: Churchill’in Zafer Saati satışa çıkıyormuş...
Ünlü saat, Sotheby’s’in 22 Eylül’de Londra’da düzenleyeceği müzayedede 60 bin- 100 bin sterlin fiyat aralığıyla satışa sunulacakmış...
Efendim, İsviçreliler malum pek çok konuda bitaraf kalmayı sevdikleri gibi kibar insanlardır. II. Dünya Savaşı sona erince, Müttefik Devletler’in önderleri Churchill, De Gaulle, Stalin ve Truman’a izzetli bir ikramda bulunmak istemişler.

Aziz George’un mızrağı
Bir kutu çikolata gönderseler hafif kaçacak. Tutmuşlar, zamanın meşhur saat tasarımcısı Louis Cottier’ye alımlı çalımlı bir saat sipariş etmişler.
Cottier de yememiş içmemiş, hünerini döktürmüş. Saatin mineli kadranına, ejderhanın leşini yere seren Aziz George’un tasvirini kondurmuş; saatin akrebi de üç çatallı mızrak olmuş. Mahfazanın arkasına ise, “zafer” anlamına gelen “victory” sözcüğünün “V”si nakşedilmiş.
Gerçi, burada hangisi efsanede genç kızı ejderhadan kurtaran Aziz George, Churchill mi, De Gaulle mü, Stalin mi, yoksa Truman mı, bilemem. Ama Churchill’e hediye edilen saatin arkasında kişiye özel bir ithaf var: “1939 – Başbakan Winston Spencer Churchill – 1945”.
İngilizlerin, bir eserin açık artırmaya çıkarılma nedeni konusunda üçlü bir kuralı vardır: Ölüm, boşanma ve borç. Churchill’in Zafer Saati’nin haraç mezat satılacak olmasına bunlardan hangisi neden oldu, bilmiyorum.
Ama milyonlarca insanın can verdiği koskoca Dünya Savaşı’ndan günümüze kalan bir anı saatinin bile satılması karşısında, Vergilius’un bir sözünü anımsamadan edemiyorum: “Zaman her şeyi alır götürür, aklı bile”.
Bize de o ünlü özdeyişi acı bir gülümseyişle yinelemek kalıyor galiba: Vakit nakittir...

‘Atatürk’ün bir saati vardı’
Churchill’in saati derken, Atatürk’ün saati geldi aklıma. Hani şu, bir şarapnel parçasına siper olup Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’in hayatını kurtaran cep saati.
Taarruzdan sonra Mustafa Kemal’in, 5. Ordu Komutanı Alman Mareşal Liman von Sanders’e armağan ettiği saat.
Melih Cevdet Anday’ın dizeleriyle şiire dökülen efsane: “Atatürk’ün bir sözü vardı / Yediveren gül gibi açardı // Atatürk’ün bir atı vardı / Etilerden beri yaşardı // Atatürk’ün bir resmi vardı / Buğday tarlası gibi ağardı // Atatürk’ün bir saatı vardı / Durmadı.”
Şimdi o saat nerede, bilmiyorum. Savaştan sonra Von Sanders’in evine giren hırsızlar tarafından çalındığı söyleniyor.
Peki, ya Atatürk’ün saati bugün elimizde olsaydı, Churchill’in saati gibi mezata çıkarılıp birilerine okutulur muydu acaba?
Hemen, “Olmaz öyle şey!” demeyin.
Ben o kadar emin değilim.  


Yazarın Son Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018
Kâr ve kapital 14 Nisan 2018
Orwell yaşasaydı... 5 Ekim 2017
Kitapla 1 dakika! 1 Ekim 2017
Konuş, belleğim! 6 Eylül 2017
‘Hayır’ diyen insan... 21 Ağustos 2017