Özgür Mumcu

İktidarın iflası

23 Mayıs 2015 Cumartesi

HDP’nin olası bir AKP azınlık hükümetine dışarıdan destek verip vermeyeceği bu hafta bir hayli tartışıldı. Can Dündar, Cumhuriyet’in HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile yapılan mülakatta böyle bir izlenim edindiğini yazdı. Demirtaş ise böyle bir niyetlerinin olmadığını açıkladı.
Önceki gün Hayat TV’de Demirtaş’a aynı soruyu yönelttiğimde cevabı açıktı. Cumhuriyet’in haberinin kötü niyetli olmadığına inancının altını çizerek AKP’yle koalisyon ya da AKP’ye dışarıdan desteği asla düşünmediklerini ifade etti.
Barış sürecinin yürütülmesi için çaba göstereceklerini ancak bunun hükümete dışarıdan destek verecekleri anlamına gelmeyeceğini kuvvetli vurgularla tekrarladı.
Başkanlığa karşı olduklarını ve hatta cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanacağı parlamenter bir sistem öngören bir anayasadan yana olduklarını söyledi.
Bir başka ilgi çekici husus ise NATO karşıtlığıydı. Ortadoğu politikaları açısından önemli bu tavrı not etmekte fayda var.
Zannederim AKP karşıtlığıyla HDP’ye taktiksel sebeplerle oy verecek kitlelerin bu konudaki kaygıları giderilmiştir.
Programda haliyle Diyanet İşleri Başkanlığı tartışmaları da önemli bir yer tuttu. Parti olarak özgürlükçü bir laiklik anlayışına sahip olduklarını söyleyen Demirtaş, dini devletin boyunduruğundan çıkaracak bütün inançları kapsayacak özerk bir İnanç İşleri Başkanlığı önerdiklerini de ekledi. Cemaatlerin şeffaflaşması için tüzelkişiliğe sahip olmaları gerektiğini düşündüklerini belirtti.
AKP’nin koparttığı kuru din propagandasının gölgesinde kalmadan üzerinde konuşulması gereken öneriler.
Bu hafta, CHP beklenen büyük projesinin adını koydu. Merkez Türkiye, CHP’den kapsamlı ve iddialı projeler beklemeye alışık olmayan iktidar cenahında hafif çaplı bir sarsıntıya yol açtı. “Vallahi önce ben düşünmüştüm” diyenden, projeyle dalga geçmeye kadar giden bir yelpazede belli ki hazırlıksız tepkiler verildi.
Proje, dünyanın çok tartıştığı “Yeni İpek Yolu” meselesiyle bağlantılı. Türkiye’nin, önceliğini dev bir lojistik merkezi olmaya vermesi ve ülkenin yükünü İstanbul’dan alması enine boyuna tartışılmayı hak ediyor. Asya ve Avrupa pazarlarını demiryollarıyla birbirine bağlamada Türkiye’nin ön plana çıkması önemli. İlk izlenim Kanal İstanbul denen felaket projesinden daha rasyonel bir kalkınma hamlesi olduğu.
Muhalefet partileri sosyal ve ekonomik projelerini, çoğulcu bir toplum yapılanmasının imkânlarını seçim gündemi yapma çabasında.
İktidar ise gündemin peşinden soluk soluğa koşturuyor. Erdoğan ve Davutoğlu mitinglerinden geriye sadece Diyanet, Kuran, Kâbe, Kudüs ve Mercedes kalıyor.
İktidar bir anlamda siyasi fikrinin iflasını ilan etmekte.
Özetle, HDP başkanlığa karşı ve bir AKP hükümetine dışarıdan destek vermeyecek. Barış sürecinin sürdürülmesi için ise çaba göstermeye devam edecek.
CHP, ekonomik kalkınma ve sosyal devlet uygulamalarını odağına almış sosyal demokrat bir programa sahip.
İktidar ise sadece seçim kürsülerinde Kuran gösterip, Diyanet İşleri Başkanı’na araba hediye etmekle uğraşıyor.
Erdoğan’ın partide tek hâkim olma arzusu partisinden geriye bir tek hamaset bırakmışa benziyor. Parti örgütündeki heyecansızlıktan yakınmasına şaşırmamak gerek.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları