Adnan Binyazar

Bir Kitabın Düşündürdükleri

24 Aralık 2008 Çarşamba

Uzun yolculukların kitabı oylumludur. Bir yerde uzun kalınacaksa hem oylum, hem sayı değişir. Günübirlik gidiş-dönüşlerde tek kitap bile çok gelir.

Kırk yıl var ki benim uzun yol kitabımDon Quijotedir.

Uçağa, trene ya da otobüse ayak basar basmaz kitabı elime almış da olurum, yol boyunca çantadan çıkarmamış da...

Okumasam da kitabın varlığı bana güven verir.

Kitap, tutku yarattığı ölçüde kişiyi özgür de kılar; onu okumak ya da okumamak size kalmıştır.

***

Ankaraya son gidişimde, orada otuz saat kalacaktım. Yola çıkmadan, okunmasını bekleyen kitapları gözden geçirdim.

İki yüz sayfalık bir kitap yeter de artardı.

Kimi kitapların adı, alaycı bir hava estirir. Alexandre Jardinin Fanfanını öyle algıladım.

Yazılması editörlere kök söktüren arka kapak bilgileri iyi bir kılavuzdur. Kitabın arka kapağında Jardinin Robinson Crusoenun soyundan geldiğini okuyunca, Fanfanı gözü kapalı, çantama koydum.

***

Bir ölçüde romanın başkişisi de olan Jardin, çağımızda Fransız edebiyatının en parlak yazarlarından sayılmakla kalmıyor, yirmi beş yaşında, dünya dillerine en çok çevrilen yazar unvanını da taşıyor.

Romanda, annesiyle babasının yaşadıkları aşk serüvenleri ortamında büyümüş bir genç anlatılıyor.

Genç, başka biriyle evlenmek üzere iken Fanfanla karşılaşır.

Evliliği şaka gibi algılayan bugünün gençleri için tadına doyulmaz bir roman Fanfan!

Benim gibi, klasiklerden gelenler açısından, romanın kışkırtıcı yanı belki merak uyandırır, ama 121. sayfada kışkırtıcılığın yerini düşünsellik alınca Fanfanayrı bir boyut kazanıyor.

***

... Deniz fenerinin en üst katına kurduğu çalışma odasında Bay Tiyi görmeye tek başıma gittim. Onu adam eden ne kadar kitap varsa, bir ana çocuğunu nasıl yetiştirirse öyle, ihtiyar hepsini orada biriktirmişti. Sanırım sevdiği yazarlar ona gerçek ana baba olmuşlardı. Bay Ti, yazarların, birbirleriyle çağlar ötesinden rastlaşmalarının olasılığına inanır, kendi gözleri aracılığıyla örneğin Mussetyi, Zweigı keşfedebilirdi.

Yazar, Bay Tinin odasında kendinikitaplardan oluşan bir okyanusta bulunca şaşkına döner. Onun bilgeliğinin nerden geldiğini anlamıştır. Ayrıca yaşlı Bay Ti, kitapları miras olarak ona bırakacaktır.

Okurlar açısından da; yazara, kitap yazmamış olmaktan bir burukluk duymadığını belirten Bay Tinin şu yargısını aktarmak sanırım yerinde olacaktır:

... Yeteneğim, onları güzel bir biçimde okumak ve birikim yapmak yönünde işlemiştir hep. Dünyada büyük yazarlardan daha çok, büyük okur eksikliği olduğunu düşünürüm ben.

***

Herkes, kitabı yönelimine göre seçer. Serüvene alışmış birine düşünsel bir kitabı zor okutursunuz. Bu, kişiyi eylemsiz okur durumuna düşürür. Tek yanlı okur ise kitaptan ne beklediğini de bilmez, kitabın ona ne verdiğini de...

Fanfanda olduğu gibi, öyle kitaplar vardır ki, bir tek tümce onu okumayı zorunlu kılar.

Uzaktan İstanbulun ışıkları görününce Fanfanı bitirip çantaya yerleştirdim. Otobüsten ininceye kadar şu soruyu sormak geçti içimden:

Hep büyük yazarlardan söz edildiğini, büyük okurluğun en az büyük yazarlık kadar önemli olduğunu, okur olmadan yazarın büyüklüğünün bir anlam taşımayacağını hiç düşünmüş müydünüz?..

[email protected]


Yazarın Son Yazıları

Hayatı karartılanlar 7 Ağustos 2020
Ayasofya gerçeği 31 Temmuz 2020
Orhan Karaveli 24 Temmuz 2020
Adalet Ağaoğlu 17 Temmuz 2020
Ağaçlara kıymayın! 10 Temmuz 2020
İyi ki yazmışlar! 3 Temmuz 2020
Gençlerin sorunları 26 Haziran 2020
Bilim insanları 19 Haziran 2020
Amasanga 12 Haziran 2020
Dayanışma bilinci 5 Haziran 2020
Çorum kadını 29 Mayıs 2020
Vicdanınız kurusun! 22 Mayıs 2020
Dünya haykırıyor! 15 Mayıs 2020
Acı Portakal 8 Mayıs 2020
Uyarı! 1 Mayıs 2020