Evet, barışa karnınız tok!

11 Ekim 2015 Pazar

Bugün gazetelerde öne çıkacak manşetleri bu yazıyı kaleme alırken bilmem mümkün değil ama büyük ihtimalle iki ana manşetten biri, tabii ki çok daha hacimli olarak “Ankara Katliamı”nı yansıtırken diğeri KCK’nin çatışmasızlık kararına yer verecektir.

Böyle olacaktır, çünkü dünkü gazetelere bakıldığında önümüze çıkan en önemli ve hassas haber, Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal’ın tek taraflı eylemsizlik kararını açıklayacaklarını söylemesiydi. Paralel olarak Kandil’den de seçimlerin bir barış havasında yapılabilmesi yolunda ateşkes ilanına dair haberler geldi.

Bu haberleri gazetelerde taze taze okuduğumuz sabah saatlerinde hepimiz Ankara’da patlayan kanlı bombalarla sarsıldık. Belki de okuduğumuz çatışmasızlık, ateşkes, eylemsizlik kararlarına bir karşılık olarak!..

Sözün bittiği yerde söze devam etmek, etmeye çalışmak, en olmadık iş. Memleketim Ankara’da ulaşamadığım bazı yakınlarım, arkadaşlarım, öğrencilerimden haber alma derdindeyim bu yazıyı yazarken... Kızım, cumartesi sabahı hızlı trenle İstanbul’dan Ankara’ya yol tutmaktan son anda vazgeçerek cuma gecesi uçakla gitmeyi tercih etti. Trenle gitseydi patlamaların gerçekleştiği saat 10 dolaylarında Ankara Garı’nda olacaktı!..

Böyle bir durumda insanın elinin kalem tutması bile bir lüks. Her an tetikte olmalıyız artık!..

Tabii ki söz konusu olan, elimizin tetik tutması değil; bu ömrümüz boyunca hiç olmadı. Ama aklımızla-kalbimizle, bu cehennemî atmosferde hayatta kalma yolunda, her an her yerden gelebilecek bir ölümcül tehlike karşısında tetikte olmak durumundayız.

Türkiye’de bu cehennemi yaratan bir “ihtiras tramvayı” var. “İktidar”, bu tramvayın adı...

Başbakan Davutoğlu birkaç gün önce Rusya’nın Suriye üzerinden Türk hava sahasını ihlali karşısında, “Maalesef Rusya Suriye içinde olan bir krizi, Türkiye’yi de içine alacak şekilde tırmandırma yönünde ciddi birtakım yanlışlar içinde” beyanında bulundu.

Ne kadar trajikomik! Türkiye’nin Suriye krizini topraklarına sıçratma yolunda hiç kimseye ihtiyacı olmadı ki!.. Biz, o “ateş”in Türkiye ile de sınırlı olmayan hastalıklı bir iktidar tutkusuyla memleket sathında nasıl tutuşturulduğuna hanidir şahidiz. En son nişanesi de dün Ankara’da karşımıza çıktı.

İnsanın eli kalem tutmak istemediği gibi zihni de yorum yapmak istemiyor; ama anlaşılan o ki meşruiyetini çoktan kaybetmiş bir iktidar tarafından, ne yapılırsa yapılsın hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı her geçen gün iyice anlaşılır hale geldikçe seçimin tekrarının da kâr etmeyeceği bir noktaya varıldığı hissediliyor. O yüzden Türkiye’yi seçime götürme hesabının tutmadığı düşünülerek şimdi “seçimi götürme” yolunda bir başka karanlık stratejiye doğru rota değişiminde mi bulunulduğu sorusu akla gelmekte.

Hükümet kanadınca PKK’nin ateşkes kararına yönelik Yalçın Akdoğan tarafından telaffuz edilen “karnımız tok” ifadesi bu çerçevede de anlam kazanıyor. Ateşin kesilmesi değil, yanmaya devam etmesi istenmekte sanki. Hâlbuki örgütün geçmişte de bu tür taktik açıklamalar yaptığını söyleyenler, bir zamanlar buna benzer açıklamalara bağlı olarak silahların sustuğu, kanın durduğu ortamın savunucusu, sağlayıcısı konumundaydılar.

Ve o zamanlar kendilerine karşı bu tür ateşkes gösterilerine “karnı tok” olduğunu söyleyen muhalif çevrelere, “Siz anaların gözyaşı hiç dinmesin istiyor, hep kanla besleniyorsunuz” nev’inden karşılıklar veriyorlardı.

Şimdi geldikleri “ölümüne iktidar”, ne pahasına olursa olsun “400” noktasında kendileri kanla beslenir durumda.

O yüzden barışa karınlar tok!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları