Liberallerin Tarihi Yanılgısı

06 Aralık 2012 Perşembe

Düşünüyorum da kâbus nasıl bu noktaya geldi; işler, nasıl açık açık dünyanın en kıdemli diktatörlükleriyle özdeşleşen Latin Amerika usulü başkanlık sistemive Türk usulü başkanlıksistemi istemeye dek ilerledi?

\n

Eskiden hiç olmadı ileri sürülen rejim değişikliğine meşruiyet kılıfı sağlamak adına, sadece öykünülen gelişmiş demokrasi modelleri gündeme getirilir; ABD usulü başkanlık”/“Fransanın yarı başkanlık sistemiörnek gösterilirdi...

\n

2012 sonu itibarıyla tavan yapan acayip özgüven patlamasıyla bu tür göz boyama taktiklerinden de vazgeçtiler. Damardan Latin Amerika/Türk usulü başkanlık sistemiisteyecek kadar açık-sözlüleştiler.

\n

Kendime bu noktaya nasıl vardık sorusunu sorduğumda ister istemez filmi geri sarıyorum. Filmi geri sarınca zıvanadan çıkıyorum. Zıvandan çıkmam için zaten liberaldenen aydınlarımızın günlük yazılarını takip etmem yetiyor.

\n

Öyle şeyler yazıyorlar ki sanki siber uzaydan buraya ışınlanmışlar, duruma asla müdahil olmamışlar, denge-fren mekanizmalarının devreden çıkmasıyla baş gösteren kontrolsüz güç ve özgüven patlamasına en ufak katkıları bulunmamış; onlar da bizler gibi, sonunda ortaya çıkan tabloya eli mahkûm maruz kalmış...

\n

İş işten ve atı alan Üsküdarı geçtikten sonra, bugün şimdi Erdoğanı yerden yere vuruyorlar.

\n

Ortadoğululuğumuzu \t\tyeni keşfediyorlar

\n

Ahmet Altan geçen gün Üçüncü Meşrutiyetbaşlığıyla bir yazı yazdı. İstenilen Törkiş Başkanlıksistemi için; Bu sistemin örneklerini bulabilmek için 140 yıl kadar geriye gitmek gerek. 1876 ya Osmanlıya. Bir padişahla bir meclisinolduğu meşrutiyet dönemine AKPnin istediği sistem gelirse biz kendimize bir padişahseçeceğiz. Yeni bir Abdülhamitdedi.

\n

Bonjour!

\n

Yazının gerisi de ilginç.

\n

AKP, halka bu cumhuriyeti demokratikleştirmesözü vererek iktidar oldudiyor Altan: Demokratik bir cumhuriyet kuracaklardı. Bir zaman bu yolda yürüdüler gerçekten. AB uyum yasaları çıkartıldı, askeri vesayet geriletildi (ve) AKP yüzde 50 oy aldı. Demokrasi yolunda hiçbir engel yoktu önünde. Ama neticede burası bir Ortadoğu toplumu ve Erdoğanda Ortadoğulu bir lider. İktidar açlığını tatmin etmek neredeyse imkânsız. Ve onların başkanlık önerisiyle birlikte biz neyle karşılaştık şimdi: Üçüncü Meşrutiyetle

\n

Türkiyenin bir Ortadoğu toplumu ve Erdoğanın da Ortadoğulu bir liderolduğunu sanki yeni keşfetmiş gibi yazıyor Altan. Ülkeye sanki ilk kez ayak basan bir Birleşmiş Milletler gözlemcisiymiş gibi konuşuyor

\n

Bu uzakgözlemcitonunu sıklıkla kullanan bir diğer kalem erbabı da Hasan Cemal. Dün Ergin Yıldızoğlu da atıfta bulundu...

\n

Mesele nedir? Erdoğanın zihniyetidirdiyor Cemal: Mesele nedir? Erdoğanın gücü kullanma tarzıdır, demokrasi anlayışı, kültürü, hukuk anlayışıdır!

\n

Kral çıplak!

\n

Türk siyasetinin bir nevi hakemliği mertebesine yükseltilen liberallerimiz; Erdoğanın zihniyeti, demokrasi kültürü, hukuk anlayışıyla sanki yeni tanışıyor, Erdoğanın bir Ortadoğu toplumunun Ortadoğulu lideri olması keyfiyetiyle yeni yüzleşiyor, bu durumun sonuçlarıyla yeni hesaplaşıyor ve karşı karşıya olunan badireleri, harikalar diyarına henüz adım atan bir Alis misali yeni fark ediyorlar.

\n

Bunu nasıl açıklayabiliriz?

\n

Yalnızca eyyamcılık, sağduyusuzluk, öngörüsüzlük, basiretin bağlanması, analiz yetersizliği ve siyasi körlükle mi?

\n

Bunların hepsi mutlaka geçerli.

\n

Ancak Türkiyenin yönünü Ortadoğu diktatörlüklerine çeviren en belirleyici yanılgı, gözü kapalı ABye yaslanmak oldu

\n

Bugün ne diyeceklerini, ne söyleyeceklerini şaşıran liberallerin ortak noktası, AB referansını fazlasıyla ciddiye almış olmaktı.

\n

Her şeyi çok iyi bildiklerini düşünen bu ekibe göre, Türkiye nasıl olsa Erdoğanla birlikte ABye çıpalanmaktaydı. Erdoğanın demokratik sicili fazla güvenilir olmasa da nasıl olsa Kopenhag Kriterlerivardı.

\n

Raydan çıkma teşebbüslerini nasılsa Brüksel denetim altına alır, Kopenhag Kriterleri bizi, bize karşı korurdu

\n

AB çıpasını yitirmek istemeyen Erdoğan ilk günden zinayı suç yapmak dayatmasından vazgeçmemiş miydi? Binaenaleyh Erdoğanı tanımlayan ilk özelliği otoriterliği değil, pragmatikliğiydi.

\n

Türkiyeyi İran olmaktan kurtaracak en büyük fark işte buydu!

\n

Bugün aydan gelmişçesine birdenbire TürkiyeninOrtadoğululuğunukeşfeden arkadaşlar; sanıyorum fazlasıyla bu şablona itibar etti. Tüm bahislerini bu taktik destek üzerinden Erdoğana oynadılar. Taktik ters tepince kontrpiyede kaldılar.

\n

Şimdi kral çıplak! Buradan devam ederiz….

\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020