Liberallerin Tarihi Yanılgısı (2)

08 Aralık 2012 Cumartesi

Liberallerin ortak noktası AB referansını fazla ciddiye almak oldu. En büyük yanılgıları, Erdoğanla beraber ABye çıpalanmış olmayı varsaymaktı. Erdoğanın demokratik sicili güvenilir olmasa da, nasılsa AB var diye düşündüler. Varsayım uyarınca, Kopenhag Kriterleriher türlü raydan çıkmayı denetim altına alacaktı…”

\n

Tek adamlığa yürüyen Erdoğan kâbusunu... Türkiyenin başına saran liberallerin tarihi yanılgısını ilk yazımda böyle özetlemiştim.

\n

Okurum Prof. Dr. Zerrin Söylemezden şu iletiyi aldım:

\n

(Liberallerin) AB çıpasının sağlam bir çıpa olmadığını bilmeleri gerekirdi. AB üyesi olmak bile yetmedi. Macaristan AB üyesi değil mi? AB, Macaristan anayasasını çıkarılırken gördü mü?

\n

Prof. Söylemez; Macaristanın yeni diktatörlük anayasasıkarşısında Kopenhag Kriterlerinin esamisinin okunmadığına; kriterlerin Birlik ülkelerinde dahi otoriter eğilimleri frenlemeye yetmediğine işaret ediyor.

\n

Tarihi perspektifi doğru koymak için şu gerçeği teslim etmek lazım:

\n

Erdoğana endeksli biçimdeAB kuyruğuna takıldığı yıllarda dünya farklı bir yerdi. Konjonktür değişikti.

\n

ABden müzakere tarihi aldığımız 2004 yılında, ABde görünür bir kriz yoktu

\n

AB hâlâ, Avrupanın periferi ülkelerini, çekirdek Avrupanın refah ve demokrasi modellerine demirleyecek bir güç diye görülüyordu.

\n

Krizler silsilesinin ilki olan, anayasa referandum krizleri yaşanmamıştı...

\n

Avro krizi çıkmamıştı

\n

Ekonomik kriz Kıtayı sarmamıştı

\n

Bugünkü çok katmanlı krizin aksine; 20. yüzyılın son çeyreğinde İspanya, Portekiz ve Yunanistana çağ atlatan faşizm düşmanı Avrupaetkisinin Türkiyede de hissedilmesi demokrat kesimlerce isteniyor ve bekleniyordu...

\n

Liberaller, Avrupa havucu ile birlikte Erdoğan bahsinin ortasına böyle daldılar.

\n

Avrupa”, aynı zamanda liberallerin Erdoğanı Türk kamuoyu nezdinde yaygın biçimde meşrulaştırma zemini olarak kullanıldı.

\n

O yılların Türkiyesi’nde, Avrupaya sırtını dayamamış bir Erdoğanı; Türk kamuoyuna gözü kapalı kabul ettirmek bugünkü kadar kolay değildi.

\n

‘Tarihi yürüyüşe devam!’

\n

Müzakerelerin açıldığı 2005 Ekimi’ne gelindiğinde Hasan Cemal Tarihi Yürüyüşe Devambaşlıklı köşesinde (4 Ekim 2005) örneğin şöyle yazıyordu:

\n

Türkiye yüzü Batıya dönük tarihi yürüyüşünü sürdürüyor. Bu yürüyüş, Osmanlı döneminde modernleşme açılımlarıyla başladı. Atatürk ve dava arkadaşlarının Cumhuriyet Devrimi ile olağanüstü bir sıçrama yaptı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok partili demokrasiye atılan adımla devam etti.

\n

1980’lerden 2000lere bütün iniş çıkışlarıyla -ABye uyumun da gerektirdiği- ekonomik ve siyasal liberalleşme atılımları gerçekleştirildi... Kolay gelmedik 3 Ekime. Türkiyenin bu tarihi yürüyüşünde bugünkü dönüm noktasına ulaşıldıysa, bir noktayı vurgulamak lazım: AKP hükümetinin, Başbakan Erdoğan-Dışişleri Bakanı Gül ikilisinin payı...”

\n

Erdoğan, Türkiyeyi çağdaş Batı uygarlığından koparmak bir yana, tarihi yürüyüşün devamcısı”, Atatürkle aynı yolun yolcusu olarak sunuluyordu.

\n

Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmak şöyle dursun, devrimlerle yapılansıçramanıntaşıyıcısı olarak betimleniyordu.

\n

Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlamızideolojisinin mirasçısı olduğu unutulmuştu.

\n

Çatışmacıdeğil de, bu devamcıkimlikle Erdoğanı tanıtmanın tek yolu Avrupaydı. Avrupayı aradan çektiğinizde tüm denklem çöküyordu. \t

\n

‘Cami-kışla’ ideolojisiyle uyumlu

\n

Hasan Cemal ekolünün, o tarihte Macar anayasasını öngörmesi.. evet tabii mümkün değildi. Ancak biz gene de bu arkadaşlara,Avrupa çıpasıylayola çıkılamayacağını söylüyorduk. Zira Türkiyeye ucu gösterilen çıpa”, “çıpadeğildi

\n

Açık uçlulukbaşta olmak üzere Türkiyeye, AB değerleriyle örtüşmeyen şartlar koşulmuştu. Çıpanın arkasında, İspanya, Portekiz, Yunanistan örneklerinde görmüş olduğumuz siyasi iradeninvar olmadığı açıktı. Müzakerelere başlarken dahi, Türkiye gerçeği ile sanki ilk kez karşılaşılıyormuş gibi, Ankara Avrupanın parçası mıdır değil midir?tartışmaları yapılıyordu. İlk tökezlemede, ipe un serileceği belliydi. Böyle de oldu. Avrupa hayali söndü. Erdoğan başa kaldı.

\n

Şimdi Başbakan, Camiler kışlamızideolojisiyle uyumlu biçimde camileryaptırıyor

\n

Liberal takım bugün isyanları (ve hayretleri!) oynuyor: (Erdoğan) üç yanı denizlerle, dört yanı minarelerle çevrili bir kışla yapmaya çalışıyor ülkeyi diye dert yanıyorlar.

\n

Avrupa illüzyonunun iflas ettiği noktada, Erdoğanın gerçek kimliğiile yeni tanışıyorlar.

\n

Ne büyük gaflet değil mi? Ne müthiş yanılgı?

\n

Erdoğanın kim olduğunu yeni anlıyorlar.

\n

Rağmen Türkiyeye akıl vermek iddialarını gazete köşelerinden sürdürüyorlar.

\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020