‘Helâl Noel Baba’ caiz midir?

06 Ocak 2016 Çarşamba

Diyanet, temaşa sanatından acı-tatlı örnekler vermeye devam ediyor. Halkımız neredeyse aynen Güzin Abla’ya, Haydar Dümen’e gazete sayfalarında yıllarca sorduğu soruları şimdi Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK) Dinî Bilgilendirme Platformu’na yönelttiği için oluyor bu…

Türkiye’nin seküler zemini, Kurum’un en tepe noktasındakilerin marifetiyle alabildiğine aşındırılıp hayatın tanziminde din tek ölçü yapılmaya çalışıldıkça, kimsenin şüphesi olmasın, bundan en büyük zararı din görecektir. Diyanet açısından da yer yer hazin, yer yer komik, yer yer de vahim durumlara düşülmesi işten bile olmayacaktır.

Çünkü şu zamanda hayatı dine göre düzenlemek, mızrağı çuvala sığdırmaya benzer bir sonuç doğurmaktan öteye gitmez.

DİYK, önceki günlerde “Nişanlıların rahat görüşebilmek için nikâh kıymaları uygun mudur” sorusuna karşılık olarak ve belli ki esas itibarıyla dindar-muhafazakâr camia içerisindeki gençlere yönelik şu bildirimiyle gündeme geldi:

“Bu dönemde nişanlıların mahremiyet ölçülerini gözetmek kaydıyla birbirlerini daha yakından tanımak amacıyla görüşüp konuşmalarında bir sakınca yoktur. Fakat nişanlıların flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, el ele tutuşmaları ve benzeri İslâm’ın onaylamadığı davranışlardan uzak durmaları gerekir.”

“Mahremiyet ölçüleri”; “ve benzeri İslâm’ın onaylamadığı davranışlar” gibi, sınırları, kapsamı, muhtevası müphem ve göreli ifadeleri de, “dost hayatı yaşama” gibi mecazı bile çirkin örneklemeleri de geçelim. Flörte, el ele tutuşmaya gelelim!..

Eğer “Müslüman”, İslâm’ın onaylamadığı bu davranışlardan uzak duransa, çevremizde, caddelerde, parklarda, kafelerde, okul kampüsünde, kantininde, koridorlarında gördüğümüz dindar-muhafazakâr gençlerce sergilenen tabloya bakıp bu memlekette din bitmiş kaygısına kapılabiliriz!..

İslâm üzere hayat sürdüren genç insanlar, nişanlılıkta bile flört etmeyecekse ne zaman edecek? Flört etmenin Türkiye’de genelleşmiş, sözlüklere de girmiş tanımı belli: Karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak, çıkmak…

Belli ki nişanlılıkta makbul değilse, öncesinde hiç ama hiç değildir. Peki, ne zaman flört edilecek, duygusal ilişki kurulacak, “çıkılacak”tır? Nikahtan sonra, evlilikte mi?..

Kadın-erkek ilişkilerinin bugünkü düzeyinde Diyanet kurumunun İslâm’ı toplum için nasıl bir “cendere”ye dönüştürdüğüne bakar mısınız?!

O zaman memleketimden başka manzaralar eşliğinde biz de soralım DİYK bilgilendirme platformuna, maksat muhabbet olsun!..

Yıllar önce basına düşen bir haberde dindar zenginlerimizin Başakşehir’de “gizli ikinci evlilikle aldıkları ikinci eş”lerine “gizli ikinci ev” açtıkları kaydediliyordu. Bizim seküler jargonda bu “gizli ikinci evlilikle alınan ikinci eş”e metres, “gizli ikinci ev”e de garsoniyer deniyor ya neyse, dallandırmayıp soralım: Bu “ikinci ev” ve “ikinci eş”ler caiz midir?

Hem dünyada, hem Türkiye’de “online” hizmete sunulan, geçen yıl da “Mekke-i Mükerreme”de açılan “helâl sex-shop”lar var. Bunlar caiz midir?.. Peki, memlekette neredeyse gizli-saklı, gözlerden uzak çalışan “sex-shop” dükkânları da helâl sertifikası alıp orta yerde hizmet verse bu caiz midir?

“Çocuk-pornocusu Hoca” meselesine girmeyelim, yayın yasağı var. Ama eğer “helâl sex-shop” caiz ise belli ölçüleri gözetmek kaydıyla “helâl porno” da olabilir mi, caiz midir?

Muhafazakâr kesimin önde gelen bir kadın doğum uzmanı kendisiyle yapılan röportajda “Nasıl güzel bir yemekten sonra Elhamdülillah diyorsanız, orgazmdan sonra da şükretmek gerekir” dedi. Uluorta böyle hararetli lâflar etmek caiz midir?

Ve işte yılbaşında gördük, “Alperenler” marifetiyle Noel Baba da Müslüman olmuş!.. (2006’da bir açılış töreninde de Miki Fare kostümlü biri dua edip Fatiha okumuştu!)

Noel Baba haram, anladık da…

“Helâl Noel Baba” makbul ve caiz midir?..

***

Diyanet’e yönelik eleştirel mahiyette bunları yazıyoruz ya, kraldan çok kralcı “ümmi” bir kesim, hakkımda dine hakaretten din düşmanlığına kadar ipe sapa gelmez yafta eşliğinde linç kampanyaları başlatıyor, şahsımı hedef göstermeye çalışıyor.

Onların alnını karışlarım!

Neredeyse çeyrek asırdır din üzerine antropolojik-sosyolojik mahiyette çalışıyor, kafa yoruyor, yazıyorum. Bunların hiç birinde ne dine hakaret, ne de din düşmanlığı bulunur. Aksine dine hep “eleştirel bir sempati” ile yaklaşmayı kendime şiar edindim. Bunu bilen bilir, en çok da “tepe”den tırnağa Diyanet camiası bilir.

Bizden dine düşmanlık değil, dostane uyarı gelir; tabii anlayana, kabul edene, dikkate alana…

Dine düşman arayanlar aynaya baksın!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları