Başkanlık Sisteminin Yargı Bağımsızlığı (!)

05 Mart 2016 Cumartesi

Başkanlık sistemine geçilmesini canla başla savunup bu kapsamda kuvvetler ayrılığı ilkesinin de güçlü şekilde yaşama geçirileceğini anlatanlar her geçen gün biraz daha açığa düşüyor.
Savunulanların mihenk taşı da Anayasa Mahkemesi’nin, Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre hak ihlali kararı.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın AYM’nin kararına karşı paylaştığı tweet’ler, bakanlığının AYM’ye gönderdiği görüşle de tam bir çelişki halinde.
Adalet Bakanlığı, başvuru ile ilgili olarak AYM’nin görüş isteyen yazısına verdiği yanıttan, özellikle 14’üncü maddesinde, AYM’nin 14.7.2015 tarihli ve 2015/144 sayılı bireysel başvuru kararının 92’nci paragrafına gönderme yaparak şöyle diyor.
“Başvuruculara isnat edilen eylemin suç oluşturup oluşturmadığı, yapılacak yargılama sonucunda toplanan delillere göre davayı göreceli olarak mahkemede belirlenebilir. Keza bu belirlemenin hukuka uygun olup olmadığı kanun yollarında incelenebilir. Anayasaya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açıkça keyfilik halinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren durumlar hariç olmak üzere, isnat edilen eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığı, tutuklamaya dahil olanlar da dahil kanun hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır.”

***

Paragrafın siyah harflerle alıntıladığım bölümü, AYM’nin 2015 yılında, benzer bir karar verdiğinin yanı sıra yerel mahkeme kararlarını hangi durumda değerlendireceğini de gösteriyor.
Daha önce benzeri verilmiş ve son karar gibi tepkiye neden olmamış bir karar ortadadır.
Can ve Erdem için verilen benzer karara, tepkilerin kişisel kızgınlıklardan kaynaklandığı açıktır.
Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nijerya’daki büyükelçilikte gazetecilere söylediklerinin şu bölümü dikkat çekicidir.
“Eğer birinci mahkeme kalkar da kararında diretirse Anayasa Mahkemesi’nin verebileceği hiçbir karar yoktur. Nereye gider bu? Bundan sonra isterlerse AİHM’ye gidebilirler. AİHM eğer Anayasa Mahkemesi’nin verdiği istikâmette bir karar verirse o da sadece tazminat bakımından bağlayıcıdır. Devlet de itirazlarını yapar veya o tazminatı öder.”
AKP’nin anayasanın 90’ıncı maddesine eklemekle övündüğü insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuktan daha üstün olduğunu vurgulayan bölüm de bir kalemde yok sayılabiliyor.
İşte size başkanlık sistemindeki erkler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının uygulanma yöntemini de yansıtan yaklaşım.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları