Bu “elektronik camekan”ın içinde vaaz hiçbir şeydir... Reyting her şey!..

16 Haziran 2016 Perşembe

 

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Ramazan’dan önce ekranlarımızın gözde “televaiz”lerini toplayıp onlardan bazı isteklerde bulunmuş olması beni ziyadesiyle şaşırttı.

Çünkü şunu biliyorum: Yıllar önce, başbakan olduğu dönemde Recep Tayyyip Erdoğan da Diyanet’in önde gelenlerine yaptığı bir konuşmada onlardan bir istekte bulunmuş, “Lütfen bizi şu medya vaizlerinden kurtarın” demişti.

Diyanet 'ekran hocaları'nı uyardı: Ağlamalı dualar...

Yıl, 2010. Başbakan Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş yıldönümü ve 2010 Kur’an Yılı etkinlikleri açılış töreninde Kurum’un kurmaylarına, “Halkın medya vaizleri tarafından doldurulduğunu görüyoruz. Bizi onlardan kurtarın” der.

Ona göre, gerçek bilim adamlarının, gerçek aydınların, münevverlerin boş bıraktığı alanlar “medya vaizleri” tarafından doldurulmaktadır ve işte bu boşluğu esas doldurması gereken de Diyanet olup ona bu bakımdan büyük görevler düşmektedir.

Aradan bunca yıl geçti. Diyanet TV biraz da bu yönde bir motivasyonla yayın hayatına başladı. Ve giderek Kurum’un “çekirdeği” denilebilecek Din İşleri Yüksek Kurulu, toplumun işine karışan fetvalarıyla bol bol gündemde olmaya başladı.

Aslında bunların hepsi işte o “boşluğu” doldurmak içindi.

Ama belli ki olmadı. Meydan, daha doğrusu “camekan” hâlâ “televaizler” tarafından doldurulmakta ve halkımızın onlara rağbeti de parmak ısırtır cinsten!...

O zaman anlaşılıyor ki Diyanet, “televaiz”leri doldurdukları alandan edemeyince bir ara formül ürettti ve tasfiye edemediğini “tanzim” etme cihetine gidiyor!..

Gidiyor da olur mu?.. Olmaz. Televizyon sonuç itibarıyla şov ve eğlencedir.

Eğlence, onun işleyişinde sanatın da, edebiyatın da, bilimin de, hukukun da, eğitimin de, tıbbın da, siyasetin de, tefekkürün de ve nihayet elbette dinin de “üst-ideoloji”si...

Yani, ne yaparsanız yapın ekranda, ister siyaset, ister tartışma, ister bilgi ya da düşünce paylaşımı ve isterseniz de vaizlik, ama mutlaka “eğlenceli” yapın!..

Bu noktada Diyanet “televaiz”lerimizin “ağlamalı dualar”ına takmış ya, bunun eğlence ve şov ile ilişkisini kurmakta zorlanmayalım!.. Ağlamalı dualar, bir “atraksiyon” olarak seyri teşvik eden, onu hayli kışkırtan bir dinamiğe sahiptir.

Üstelik bu “atraksiyon”, dinî sohbetlerin yolu televizyona düşmeden çok çok önce de camilerde, tekkelerde karşımıza bol bol çıkardı. “Yaşarmayan göz görmez” sözü de dindar çevrelerde sıklıkla dillendirilmez mi?!

Diyanet, bu “geleneği” de din-dışı sayıyor olsa gerek ki böyle bir bildirimde bulunmuş “televaiz” hocalarımıza...
Üstelik “Reyting uğruna programın zayıflamasına izin vermeyin diye de not düşmüş.

Hiç oldu mu şimdi?! Burası cami, değil “camekan”!..

Bu “elektronik camekan”ın içinde vaaz hiçbir şeydir... Reyting her şey!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları