Bob Dylan ve direnen liseliler için!

16 Ekim 2016 Pazar

Sizleri tanımıyorum ama içinizdeki ateşi, yüreğinizdeki yaşam sevincini hissediyorum. Kendi geleceğiniz için, bizler için, ülkeniz için direniyorsunuz! Temelde tek bir isteğiniz var, iyi bir eğitim görmek. Kendinizi ve dünyayı daha iyi öğrenmek istiyorsunuz. Bu sizin temel haklarınızdan biri! Çünkü siz geleceksiniz! Çünkü siz dünyayı değiştirmek istiyorsunuz!
Şimdi sizleri ikna odalarına çağırıyorlar. Ailelerinizi tehdit ediyorlar! Korkutuyorlar!
Bütün bunları yapacaklar ama bilmiyorlar ki, hiçbir nehir tersine akmaz! Sizler duru bir su gibisiniz ve bu su önüne çıkan bütün engelleri aşar!
Çok görmüş geçirmiş bir dostunuz olarak söyleyebilirim ki, artık bu dünya değişmek zorunda! Hepimizi kıskacına alan bu acımasız kapitalist düzen sürdürülemiyor. Bu işçiyi, öğrenciyi, öğretmeni, beyaz yakalıları ezen düzen gitmiyor işte. Bunu da en çok kapitalistler biliyor çünkü işleri bu. Bunun için savaş çıkarıyorlar, amaçları yüksek teknolojiyle yapılmış yeni silahlarını satmak; bitkilerin tohumlarını değiştiriyorlar, dünyayı çoluk çocuk yok edecek tarım ilaçlarını piyasaya sürüyorlar, amaçları para kazanmak; bilimsel eğitimi yok ederek her şeye boyun eğen sürüler yetiştirmeyi kendilerine iş ediniyorlar. İşte başımızdaki dert bu. Bilimsel eğitimi yok et ve sürüler yetiştir! Siz sürü olmamaya direniyorsunuz! Biz bireyiz diyorsunuz, işte suçunuz bu! Ama bu suç güzel bir suç! Dünyayı değiştiren bir suç!
Bugünlerde dünyayı değiştirmek için, müziği ve şiiri kullanan bir güzel insan Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Bob Dylan! Bazıları çok şaşırdı. Neden o diye? Şaşırmaya gerek yok, yıllarını dünyanın değişmesine adamış bir aktivist, bir şair, bir ozan ödül aldı. Çünkü Nobel bile artık alttan gelen değişim dalgasına el vermek zorundaydı. Bob Dylan’a ödül vererek, eski güzel günlerin yeniden hayat bulmasını istediler.
Bob Dylan, Amerika’nın demokrasi götüreceğiz diye, işgal ettiği ve binlerce Vietnamlının ve Amerikan askerinin ölümüne neden olan Vietnam savaşına karşı çıkan Amerikan aydınlarının içindeydi. Kendi ülkesinin acımasız işgaline karşı çıkıyor ve Vietnamlıların yanında yer alıyordu. Amerika Vietnam’da yenildi. Şimdi düşünün ülkeniz bir başka ülkeyi hiçbir neden yokken işgal ediyor ve siz buna karşı çıkıyorsunuz. Size hemen “vatan haini” damgasını vururlar. İşte siz yaşlarda Bob Dylan vatan haini damgasını severek kabul etti. Bu nedenle hiç korkmayın! Size ikna odalarında korkutucu çok söz söylenecek. Sakin olun ve içinizden en çok sevdiğiniz şiirin her dizesini, sürekli yineleyin. O dizeler annelerinizin ninnileri gibi sizi avutacaktır. O dizeler sevdiğiniz öğretmenlerinizin hayata dair söyledikleri sözleri aklınıza getirecektir. O dizeler ilk öpüşünüzü size anımsatacaktır. Ve korku uçup gidecektir. Bu el ele tutuşmak gibi bir şey, elinizi geçmişe ve geleceğe uzatın! Ve yaşadım diyebilin!
Gelin şimdi de Nobel ödüllü, ödülünü tıpkı bir başka ödüllü yazar Marcuez gibi dünyayı değiştirmeye çalışan bir aktivist gruba vereceğinden hiç kuşku duymadığım Bob Dylan’ın sözleriyle bitirelim: Oh, mavi gözlü oğlum nerelerdeydin?/Nerelerdeydin canım yavrum?/ Oniki sisli dağların kenarında düşeyazdım/Yürüdüm, altı eğri otoyolda sürüklendim/ Yedi üzgün ormanın ortasında adım attım/ Bir düzine ölü okyanusun önünde durdum/Bir mezarın ağzında onbin mil ötedeydim/Ve sert bir, sert bir, sert bir, sert bir/Sert bir yağmur yağacak/ Bir mezarın ağzında on bin mil ötedeydim/Oh, ne gördün, mavi gözlü oğlum/ Ne gördün, canım yavrum?/ Etrafında azgın kurtlar olan bir yeni doğan çocuk gördüm/Kimsesiz elmastan bir otoyol gördüm/ Sürekli kan damlayan siyah bir dal gördüm/ Çekiçleri kanlı adam dolusu bir oda gördüm.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu ne biçim aşk? 9 Ocak 2022