Hikmet Çetinkaya

Dindar değil kindar...

02 Şubat 2017 Perşembe

Bunca kötülük, bunca haksızlık karşısında ne yapacağını şaşıran insanlığın fotoğraf karelerinde çoğalması, şiddet sarmalında acıların çoğalması...
Hayatın yadsınamayan gücü...
Çocuksu yakarışlar, yitip giden günler, haftalar, aylar, yıllar...
İslam dinine olan inancını, özgür, insanca koşullarda, barış içinde yaşamak isteyen, milyarlarca inanmış Müslümanın, artık akıllarını başlarına devşirip dünyanın her yerinde en yoksul, yoksunlar arasında bedel ödeyenler olmalarını sorgulamalarının zamanı gelmedi mi?
Şöyle bir baktığımızda her yıl binlerce Müslüman ölüyor...
Ortadoğu coğrafyasında, Afrika’da ırk, mezhep, inanç, şeriat yorum farklılıkları yüzünden birbirlerini öldürüyorlar.
IŞİD’in kendi örgütlenme gücünü nasıl reklama çevirdiği göz önünde...
Hem insanlık dışı katliamların üzerini örtmek için “İslam Cumhuriyeti” adını kullanmasını reddedecek duyarlığı gösterecek, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin laik eğitim politikalarına dinsizlik yaftasını takarak, halen sorgulanamaz hukuksal devlet sorumluluğu kapsamında olan Cumhuriyetin eğitim ilkelerini katledeceksiniz...
Tek mezhep öğretisinin dayatması bir toplumu nereye götürür söyler misiniz?

***

Bölük pörçük sevdalarımız, içimizde büyüttüğümüz sevinçlerimiz darmadağın olmuş...
Havanın gizlediği uzak şarkıları özledik...
Savaş değil barış istiyoruz...
Ayrımcılıktan yana değil birlikten yanayız... Dünyada açlığın, hastalıkların
olmamasını istiyoruz...
Yasaklara karşıyız...
ABD Başkanı Trump’ın yedi Müslüman ülkenin yurttaşlarına uyguladığı yasak, din sömürüsü yapanları neden ilgilendirmiyor?
İran, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Sudan ve Somali...
İran dışındaki ülkelerin tümünde mezhep, inanç çatışması var. Yine bu yedi ülkede demokrasi, temel hak ve özgürlükler yok.
Oralar şairin dizeleri gibi:
“Ey ölü geçitlerden dökülen uzaklar
Beni bağışlayan uzaklara süzülemem
Unutkanlığın dişlerini almadan
..........
Kefenimi ellerimle alıyorum
Sonra yürüyorum
Merdiveni gül ve kınayla çıkıyorum
Duru fırtınam içimde
Sevgilerin dallarını birbirine ulaştıran
Yarın nehirde birleştirecek
Kokuları ölümle kalkacak”

***

Eğitimde mezhep öğretisi dayatılırsa bir toplumda ayrışma olur; bilime, aydınlanmaya, akla aykırı, ilkel, kendinden olmayanları düşman olarak gören, saldırgan, hak tanımaz, tek tip insan yetiştiren bir anlayış çıkar.
Hele hele tarikatlar,cemaatler böyle bir yapılanmaya girerse daha kötüsü olur...
FETÖ böyle bir ortamda kök salmıştır Türkiye’de...
15 Temmuz 2016’da Türkiye bunu yaşadı... Halkın gücü kanlı darbe kalkışmasını durdurdu...
Bu acı yüreklerimizi dağladı.
Bilir misin gök çayırlara dökülür, hayat yıldızlarla buluşur...
Soğuk sözcüklerdir bizim yalnızlığımızı alan...
Onun için laik, demokratik, hukuk devleti geçirdiği sarsıntılara karşın yücedir.
Özlemini çektiğimiz toplumsal düzen böyle kurulur.
Din ve mezhepsel kimlik öne çıkmadan...
Fethullahçı örgütlenme, mezhepsel kimlikten yola çıkılarak ülkemizin başına musallat olmuştur.
Öyle bir yapılanmadır ki bu yıllar alır onların temizlenmesi...

***

Bizim güzel düşlerimiz olmalı... Yaşama tutulmalıyız sımsıkı.
Yargının bağımsızlığı hiç kimse tarafından sorgulanmamalı...
FETÖ böyle bir mezhepsel kimlik üzerinden kök saldı Türkiye’de, devlet tarafından hep korunup kollandı ve başımıza bela oldu...
En yaşamsal kaleleri silahlı güç, yargı ve eğitimdi.
Dindar değil, kindardı Fethullahçılar...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018