Hikmet Çetinkaya

Kanun hükmünde kıyım...

11 Şubat 2017 Cumartesi

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayımlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 4 bin 464 kişi kamu görevinden çıkarıldı...
Bunlardan 330’u bilim insanı. Üniversitelerden ihraç edildiler. Aralarında Fethullahçı terör örgütüyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan öğretim üyeleri de bulunuyor.
İçlerinde yakından tanıdığım, hiç tanımadığım yurtsever, demokrat, sol kültürden gelen çok sayıda akademisyen var.
BirGün yazarı Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Prof. Dr.Öget Öktem Tanör, Nâzım Oratoryosu’nu sahneleyen orkestranın şefi İbrahim Yazıcı da ihraç edilen bilim insanları arasında.
İhraç edilen bilim insanlarının 115’i Barış İçin Akademisyenler imza kampanyasına katılanlardan oluşuyor...
İhraçlar hem devlet üniversitelerinden hem de vakıf üniversitelerinden...
Öğrencilerin “efsane hocası” olarak bilinen, Türkiye’nin ilk nöropsikoloji çalışmalarını yapan 82 yaşındaki Prof. Dr.Öget Öktem Tanör, saygın bir bilim insanı. Diğerleri de öyle... Yaşamları başarı dolu. Çok sayıda öğrenci yetiştirmişler.
Kaboğlu da saygın bir anayasa hukukçusu. Ben yazılarını hiç kaçırmadan okurdum. Pek çok insan da öyle.
Kaboğlu aynı zamanda Anayasa Hukukçuları Derneği başkanlığı görevini yürütüyordu.

***

Türkiye altı aydır OHAL’le yönetiliyor.
Varlık Fonu gündemi oluştururken bir gecede çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’yle uyanıyor.
Hukuk askıya alınıyor, bireysel hak ve özgürlüklerle birlikte... Bilim insanlarının başvuracağı bir yer yok.
Düşünceleri farklı olsa da bu akademisyenler kolay yetişmiyor.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Bölümü’nden üçü profesör beş akademisyen ihraç edilirken bölümde sadece dört akademisyen kalıyor.
İhraç gerekçeleri nedir sorusu akla geliyor...
Acaba bir tiyatro bölümünde ne yapmış bu akademisyenler?
İbrahim Yazıcı en başarılı orkestra şeflerinden birisi...
Peki onun suçu nedir?
Yaşananlar karşısından genç kuşaklar da tedirgin...
Bunca birikimleri bir gece ellerinden alınıyor hocalarının. Bir gün kendilerinin de ellerindeki avuçlarındaki birikimlerinin ansızın ellerinden alınacağını düşünüyorlar...

***

İster istemez düşünüyor insan...
Bir üniversitede tiyatro dersi, ekonomi, hukuk dersi veren bir bilim insanı OHAL’lik nasıl bir suç işler?
Kaboğlu bir anayasa hukukçusu değil midir?
Kaboğlu, öğrencilerine bilimsel açıdan anayasa hukukunu öğretir.
Bu bir suç mudur?
İbrahim Kaboğlu diyor ki:
“İhraç edilmeyi beklemiyordum. Çünkü suçlu biri değilim.
Ben ömrümü darbelere karşı, cemaatlere karşı mücadeleyle geçiren biriyim. Yazdıklarım, konuştuklarım hep hukuk devleti için oldu. Benim hesap veremeyeceğim hiçbir merci yoktur.”
Hayatları darbecilerle, cemaatlerle mücadele içinde geçenlerin bir bölümü ya FETÖ’cü, PKK’li olarak yaftalanıp şüpheli sıfatıyla cezaevinde yatıp iddianamenin yazılmasını bekliyor ya da kanun hükmünde kararnameyle mesleğinden ihraç ediliyor.
11 arkadaşımız 104 gündür cezaevinde...
İki kişi dışarıda...
Yurtdışı yasağımız var benim ve Aydın Engin’in...
FETÖ-PKK yaftası boynumuzda.
Henüz ortada iddianame yok.
Bir an önce iddianamenin hazırlanmasını istiyoruz.

***

Türkiye’de yaşananlar birkaç bilim insanının sorunu değil. Gelecek kuşakların da sorunu...
Alın teriyle elde edilmiş, büyük emeklerle yetiştirilmiş bir kuşağın geleceğiyle oynanıyor.
İnsanın yüreğini acıtan da bu zaten... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018