Osmanlı’dan bugüne sanayi.... Siemens....

26 Mayıs 2017 Cuma

Küçük bir topluluk... Rahmi Koç Müzesi’nde Wilhelm Kaiser II Vagonu’ndayız.
Prusya İmparatorluğu’nun son hükümdarı II. Wilhelm tarafından Sultan V. Mehmet Reşat’a hediye edilen bu vagon Prusya demiryolları tarafından özel kişilere tahsis edilen bir özel yemek vagonuymuş. Bu tarihi mekânda bulunuş amacımız Siemens Türkiye’nin 160. yılının anısına planlanan ve Osmanlı Tarihçisi ve Araştırmacı-Yazar Behice Tezçakar Özdemir’in kaleme aldığı “İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e Siemens Tarihi” kitabının üzerinden gerçekleştirdiğimiz “Türkiye’nin Endüstri Geçişlerine Makro Bakış” temalı küçük bir sohbet.
Dünyanın en inovatif şirketlerinden biri Siemens. Alman firması. Bu yıl 170. yaşını kutluyor, 161 yıldan beri de Türkiye’de. “6 padişah, 12 cumhurbaşkanı, 27 başbakan görmüş bir şirket Siemens” diyor Siemens Türkiye CEO’su Hüseyin Geliş: “Evet yeniliğe odaklıyız ama yeniliği ararken tarihsel geçmişimizi ve kurumsal hafızamızı da önemsiyoruz. Bunu resmi devlet arşivlerinden kaynaklarla sergilemek istedik.”
430 sayfalı kitap hayli ilginç. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kostaki Musurus Paşa, Charles William Siemens gibi önemli kişilerin imzalarını taşıyan 58 arşiv evrakının tıpkıbasımlarının yanı sıra daha Osmanlı döneminden başlayarak bugüne gelen sanayileşmenin izlerini de sürüyorsunuz. 1856 yılında İskenderiye-Süveyş telgraf hattı; 1920’de Silahtarağa’da ilk elektrik santralı, demiryolları, Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul’un birçok semtinde telefon santrallarını kurması, Haydarpaşa Limanı’nda Siemens’in taşıma vinçleri, vagon aydınlatmaları, elektrikli tramvaylar, dinamolar, sinyalizasyon sistemleri, Zeytinburnu’ndaki ilk çelik dökümhaneleri...
Batı’dan endüstri devrimlerini sırasıyla ithal eden Osmanlı’dan devr alınan Türkiye Cumhuriyeti. Dr. Mahfi Eğilmez “O dönemde Almanya’dan başka Türkiye’de yatırım yapan da yoktu. Atatürk de bu ilişkiyi sürdürdü” diyor, “Ama önemli bir farkla. O da, Atatürk Türkiye’sinin eğitim olmadan sanayileşmenin üstesinden gelemeyeceğini anlamış olması ve parlak başarılı gençlerini Almanya’ya çok farklı alanlara eğitime göndermesi...” Kitapta Almanya’da Siemens işletmelerinde eğitime gidenler arasında, döndükten sonra Tarım Bakanı olan Mehmet Sabri Toprak ve Gümrük Bakanı olan Ali Rana Tarhan’a ilişkin bilgi ve belgeler de var. Eğilmez ilginç bilgileri de paylaşıyor.
Örneğin; Osmanlı 1915 yılında sanayi sayımı yapmış: 283 sanayi işletmesi ve buralarda çalışan 14 bin 60 kişilik bir envanter.
Türkiye Cumhuriyeti de kuruluşunun ilk yıllarında bir sanayi envanteri çıkarmış. 1927 yılında. 65 bin işletme varmış. Ama yarısı tarımda.
Ama nedense 1992’den beri Türkiye sanayi envanteri çıkaramıyor...
Atatürk, o dönem çok akıllıca bir model daha hayata geçirmiş. Eğilmez’in anlattığına göre dünyada başka örneği yok. Sektörel banka kurmak ve orada toplanan para ile o sektörlere yatırım yapmak. Sümerbank, Tütünbank, Denizbank, Tekstilbank, Etibank hepsi bu düşüncenin eseri.

Peki, ya bugün?
Dünya bugün, Hannover 2011 Fuarı’nda Almanların ortaya attığı Endüstri 4.0 deyimiyle tanımlanan yeni bir sanayi devrimini konuşuyor.
Üretim alanında şimdiye kadar biri tarım kesiminde üçü sanayi kesiminde olmak üzere 4 büyük devrim yaşandı. Türkiye hepsini çok geç yakaladı. Bugün hâlâ endüstri 2.5’lerde. Endüstri 4.0’dan kaçma, reddetme gibi bir lüksümüz yok. Ya doğru bir şekilde hazırlanacağız ya da geçmiş sanayi devrimlerinde olduğu gibi trenin yanımızdan geçip gitmesini seyredeceğiz.
Geliş, “Biz bu vizyonu Türkiye’de tanıtmak ve ülke stratejilerinin belirlenmesine katkıda bulunmak için yoğun çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diyor.  


Yazarın Son Yazıları

Uslu dur, itaat et... 24 Temmuz 2020