İnsanoğlu ölümden beter

27 Haziran 2017 Salı

İnsanlık, tarihin en büyük kıyımlarına yol açan, kitle imha silahlarının kullanıldığı iki paylaşım savaşını da yaşadığı 20. yüzyılda, maruz kaldığı yıkımların da etkisiyle, düşünsel alanda insanı kutsallar hiyerarşisinin en üst basamağına oturtacak düzeye erişti, bu düşünceyi yaşama geçirme mücadelesine girişti.
Bu çağdaş uygarlığın ulaştığı en yüksek düzeydi.
Türkiye 21. yüzyıla AKP’yi iktidara taşıyarak ve çağdaş uygarlıkla her türlü ilişkisini keserek, laik eğitimi hurafenin eline teslim ederek girdi.
Birey, insanın onuru, kutsallığı, özgürlüğü ayaklar altına alınarak, hurafenin esiri, devletin kulu, dayatma kutsallar âleminin paryası mertebesine indirildi.

***

Toplumun bu gidişe karşı olan yarısından çoğu, devlet desteğini arkasına almış olan öbürünün aldırmazlığı, hatta tasvibi ve iktidarın baskısıyla susturulmakta, itilip kakılmakta, haklarından yoksun bırakılmakta, tutsaklığa, haksızlığa, zulme, zillete mahkûm kılınmaktadır.
20. yüzyılda insanlık tarihinin en büyük hamlelerinden birini gerçekleştirmiş olan bir toplum, bu gidişe hayır diyebilmesini sağlayacak bütün olanakların teker teker alınmasını, Ortadoğu bataklığı mahlukatı arasında yer almaya itilmesini eli böğründe seyretmektedir.
Oluşan toplumsal tepki, bütün çabalara karşın içinde debelenilen hamakat çukurundan çıkabilmeye yetmemektedir.

***

Bu hayhuy ortasında, iki genç Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, haklarını arama, adalete ulaşma ve onurlarını kurtarma savaşını vermektedir.
Bu savaşta mücadele ettikleri baskının büyüklüğüyle orantılı herhangibir güce sahip olmadıklarından, ellerindeki en büyük değeri, kendi yaşamlarını ortaya sürmüşlerdir ve onu da iktidarın ceberutluğu, toplumun aymazlığı, fütursuzluğu, sinmişliği karşısında yitirmek üzeredirler.
Toplum cinayeti ya görmezden gelmekte ya umursamamakta ya da korkudan ses çıkaramamaktadır.
İki gencini adım adım ölüme gönderen seksen milyonluk toplum, bu gençlerin gözlerindeki yaşam ışığı solarken, kendi hayatını yaşamakta, kendi tartışmalarını sürdürmektedir.
Seksen milyonluk bir toplum iki genç insanını yaşatmayı bile beceremiyorsa, bu çağdaş dünyada söyler misiniz neyi becerebilecektir?
Bugün bayram.
Bugün insanlar birbirlerinin bayramlarını kutluyorlar.
Ama bana sorarsanız bugün ortada kutlanacak hiçbir şey yok.
Bugün zulüm ile savaşının alanında, ortaya yaşamlarını koymuş olan, adım adım ölüme giden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın gittikçe ferleri sönen gözleriyle bakınca toplumumuza, görüyorum ki şu anda burada egemen olan insanlık ölümden beter.”
Değerli okurlarım, elli yılı aşkın süredir yazıyorum.
Biliyorum ki, yukarıdaki satırlar yazı değil, ne zaman Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir şey yazmak istesem, utanç ile karışık isyanım beni çileden çıkarıyor. Elimde olmadan öfke kusmamak için de kalemi dizgenlemeye çalışıyor ve vazgeçiyorum, böyle bıraktığım zaman da delidolu yazıyor kalem, bir sürü ipe sapa gelmez kelam.
Utancıma ve çaresiz isyanıma verin! Affedin!  


Yazarın Son Yazıları

Normalleşme 2 Mart 2021
Yılmaz Türkeri 23 Şubat 2021
Devlet kimse sorumlu odur 19 Şubat 2021
Anayasa ile aldatmak-II 12 Şubat 2021
Anayasa ile aldatmak - I 9 Şubat 2021
Ne yapmalı?- I 2 Şubat 2021
Sivil darbeci kafası 26 Ocak 2021
Cüppeli vesayet 22 Ocak 2021
Trump teselli mi? 19 Ocak 2021