Muhalefet de AKP mi olacak?

02 Ocak 2018 Salı

Eski ve yeni cumhurbaşkanları arasındaki gerginlik tırmanacak gibi görünüyor.
Eskiden “Beraber yürüdük biz bu yollarda/ Beraber ıslandık yağan yağmurda”yı birlikte söyleyen iki yoldaş şimdi “Hayata beraber başladığımız dostlarla da/ Yollar ayrıldı bir bir”i terennüm etmekteler.
Bu aşamada iki eski yoldaşın üslupları arasında büyük bir farklılık gözleniyor.
Selef, halefini doğrudan karşısına almamak için elinden gelen özeni gösterirken halef, selefine kafadan dalmakta beis görmüyor.
Abdullah Bey, “Tayyip kardeşi”ni açıkça karşısına almamak konusunda zaten her zaman dikkatliydi, tutum değiştiren, isim vermeden de olsa eski Cumhurbaşkanı’nı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kayığına binmekle suçlayan yeni Cumhurbaşkanı’dır.
Halefin de, selefin de davranışları AKP tabanına yöneliktir.
Gerginlik politikasının, kavganın tırmanmasının AKP tabanı açısından kendi işine daha çok yarayacağını düşünüyor görünen Tayyip Bey, çok büyük bir sürpriz olmazsa ipleri germeyi sürdürecek.
Daha şimdiden birçok senaryodan söz ediliyor.

***

Söz konusu edilen senaryolardan biri de Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkması.
Abdullah Gül’ün “Tayyip Bey’e hayır” cephesinin adayı olarak çıkabilmesi halinde şansının hiç de yabana atılır türden olmayacağı kesindir.
“Hayır Cephesi”nin ortak aday olarak Abdullah Bey üzerinde birleştiği bir mücadeleden Tayyip Bey’in zaferle çıkabilmesi için bütün AKP tabanının desteğini tek fire bile vermeden kendi yanında tutmayı başarması, ayrıca seçime kadar geçen zamanda eski MHP tabanındaki desteğini de artırması şart olacaktır.
Oysa aynı durumda zafer için Abdullah Bey’e AKP tabanından gelecek çok küçük bir destek bile yeterli olacaktır.
Abdullah Bey’in Tayyip Bey karşısına yeni seçimlerde rakip olarak dikilmesi halinde, iktidarı da muhalefeti de aynı partinin iki önde gelen kurucusunun temsil ettiği “AKP’nin alternatifi yine AKP” kabilinden garip bir durum ortaya çıkacaktır.
Diğer partilerin bu duruma ne derecede sıcak bakacaklarını şimdiden söylemek güçtür.
Kesin olan bir şey varsa, o da böyle bir formülün tutabilmesinin “Erdoğan gitsin de ne olursa olsun!” düşüncesinin Türkiye’ye iyice egemen olması ve “bu durumda aslında ne değişmiş olacak ki” sorusunun zihinlerin iyice gerisine itilmiş hale gelmesi gerekecektir.
Bugünkü Türkiye siyasi ortamında, bu tür bir gelişme imkânsız değildir.
Bu senaryonun yaşama geçmesini engelleyebilmek için Tayyip Bey’in iç ve dış şer odaklarına, her türlü ihanete tek başına karşı koyan lider görüntüsünü yayarak, hem AKP’yi içindeki hoşnutsuzları da yanına çekerek kemikleştirmek ve hem de, onun dışında kalan seçmenlerde, bir kez daha “bölünmeye, teröre, kaosa ve emperyalizme karşı tek çare güçlü lider Tayyip” algısını oluşturması gerekmektedir. Haziran 2015 seçimlerini izleyen dönemde olanlar bu algının oluşturulmasının bedelinin ağır olduğunu göstermiştir.
Görülüyor ki Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’ın karşısına “Hayır Cephesi”nin adayı olarak çıkması, imkânsız değilse bile zor koşulların bir araya gelmesini gerektirecek olması bakımından güçtür.
Bu durumda, Sayın Gül’ün, birçok çevreyi çileden çıkaran “ihtiyatlılığı”nı koruyarak, iplerin kopma noktasına gelmemesine özen göstermesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Ama eleştiri bile değil, en ufak uyarıya karşı dahi, gittikçe daha tahammülsüz hale gelen Erdoğan’ın ortamı gerici ve ayrıştırıcı tavrı Abdullah Gül’ün itidal politikasını sürdürmesine ne kadar yardımcı olur, bilinmez.
Malum, Tayyip Bey’in öfkesi karşısında uzlaşma politikalarını ayakta tutabilmek için, Hazreti Eyüp sabrı, hatta belki de ondan bile fazlası lazımdır.


Yazarın Son Yazıları

İhtiyarlık suçu 2 Haziran 2020
Normal 22 Mayıs 2020
Bir ihtimal daha var... 12 Mayıs 2020
O eski gençlere selam... 10 Mayıs 2020
Diyanet çıkmazı 8 Mayıs 2020
Son Yaprak 5 Mayıs 2020
Buna asla katlanamazlar 1 Mayıs 2020
Fırsata çevrilebilirdi 28 Nisan 2020
Yüzüncü yaş 24 Nisan 2020
Yarın bugündür 21 Nisan 2020
Önlem-kural-yasak 17 Nisan 2020
Neden ben​​? 14 Nisan 2020