Olaylar Ve Görüşler

SEDA AKÇO/BÜRGE AKBULUT Avukat - Kızlar nasıl giyinmeli ve kaç yaşında evlenmeli?

22 Ocak 2018 Pazartesi

Sorun, çocukların yetişkinler tarafından cinsel ilişkinin partneri olarak görülmesi. Bir çocuğun buluğ çağında olması, yetişkin ile cinsel ilişkiye ve evliliğe hazır olduğu anlamına gelmez, bunlar ayrı gelişim düzeylerini gerektirir

 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde yer alan sözlükte “evlilik” ve “buluğ” kavramları karşılığında verilen tanımlar, büyük bir tartışma yarattı. Haklı bir tartışmaydı da. Çünkü sözlükte kız çocuklarının 9, erkek çocuklarının ise 12 yaşında buluğa erecekleri, evlenme ehliyetinin de buluğ ile kazanıldığı yazıyordu. Diyanet İşleri Başkanlığı daha sonra bu kavramları sitesinden kaldırdı. Ancak gene de konu kapanmadı, kapanmamalı da. Çünkü sorunumuz, sitesindeki bir sözlükte bir kelimenin nasıl tanımlandığına ilişkin değil. Sorunumuz erken yaşta evlendirilen milyonlarca çocuğa ilişkin. Aslında bununla da sınırlı değil. Çocukların, yetişkinler tarafından cinsel ilişkinin partneri olarak görülmesi esas sorunumuz. Üstelik bu sorun, milyonlarca çocuğu doğrudan etkiliyor. Nitekim, daha birkaç gün önce de İstanbul’da bir hastanede doğum yapan 115 çocuğun kaydının yapılmadığını ve çocuğun korunmasından ve suçu soruşturmaktan sorumlu kurumlara durumun bildirilmediğini öğrendik.

Kavramsal tartışma değil
Türkiye’de, her yıl yüz binlerce çocuk, çocuk yaşta resmi veya dini nikâhla evlendiriliyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bir araştırmasına göre 2013’te 600 bin 138 çocuk evlendirilmiş. Aynı yıl, yasal merciler önünde evlenen kadınların beşte birinin (yüzde 20.1) 16-19 yaşında olduğu ve bu yaş grubundaki kadınların sadece yüzde 8’inin eşlerinin kendi yaş grubunda olduğu tespit edilmiş. Bu sayının içerisinde resmi olmayan ve 16 yaşından küçük olan evliliklerin dahil edilmemiş olduğuna dikkat etmek gerekir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013’te 25- 29 yaş kuşağındaki kadınlar arasında 18 yaşına değin evlenenlerin oranının yüzde 15.2 olduğu söyleniyor. Bunların bir bölümü 15 yaşın altında evlendiğini beyan ediyor. Özetle Türkiye’de milyonlarca çocuk yaşta evlendirilmiş kadın var.

Mesele yaş değil
Üstelik bu sorun sadece çocukların erken yaşta evlendirilmesi sorunu da değil. Çocukların, yetişkinler tarafından cinsel ilişkinin partneri olarak görülmesi gibi önemli bir başka sorunu da, çocukların erken yaşta evlendirilmeleri ile birlikte ele almak gerekir.
Bir gün bir öğretmen, bir başka gün bir müdür, bir başka gün bir kurul üyesinden duyduğumuz, kız çocuklarının vücut hatlarını görünce tahrik olunabileceğine ilişkin açıklamaların da erken yaşta evlendirilme konusu ile birlikte ele alınması gerekir. Çünkü erken yaşta evlendirmenin gerekçesi de tam budur: “Ergenlik ile cinsel ilişkiye girme yeterliliği edinilmesi” ve “tahrik”. Bu nedenle, cinsel ilişkiye girebilme yetisinin edinildiği ergenlik başlangıcı itibarıyla kız çocuklarının evlendirilmesi, bir tedbir gibi ve aynı zamanda da yetişkin erkeklerin de talip olabileceği bir alan, bir seçenek gibi düşünülüyor.
Dolayısıyla, çocukları örtüsüz görünce tahrik olacağını söyleyen öğretmene “sapık” deyip geçerek yola devam edemeyiz. Çünkü, bir öğretmen öğrencisini, bir yetişkin çocuğu görünce tahrik olacağını veya olunabileceğini, kamuya açık bir biçimde normal koşullarda dile getiremez. Bu türden bir açıklama hem birçok moral değeri hem de yasal düzenlemeleri reddeden bir açıklama olduğu için, dayandığı güçlü bir fikri altyapı olmadan ve toplumun en azından bir kesiminden ciddi bir onay görüleceği düşünülmeden, yapılabilecek bir açıklama değil. Nitekim, bu görüşü benimseyen birden fazla öğretmen olması, öğretmenlerin cinsel istismar davalarında evlenme niyetini bir savunma olarak kullanabilmeleri, bu gibi açıklamalar sonrasında görevlerine devam edebilmeleri, bu bakış açısının çocuk haklarına ve çocuklara yönelik ciddi bir tehdit olarak algılanmadığını gösteriyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın araştırması bu görüşü sayılar ile destekliyor: Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 13.4’ü, kadınların da yüzde 7.2’si kadınlar için ideal evlenme yaşının 19 yaşın altı olduğunu ifade ediyorlar. Bu insanlar bir araya gelmiş, böyle bir karar almış değiller.
Bu insanlar aynı referansları kullanıyorlar. O referanslar da, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde yer alan kavramların tanımları yazılırken kullanılan referanslar. “Âdet gören genç kızın örtünmesi gerektiğini söyleyen Ebu Davud Salad (84), buluğa erenin eylemlerinden sorumlu olacağını söyleyen Ebu Davud Hudud (17), Hz. Ayşe’nin evlendirilmesini konu alan “Sahihi Buhari Isra ve Mirac Hadisi” gibi hadisler kaynak olarak kullanılıyor. Bunların yanlış yorumlandığını iddia edenlerin de bulunduğunu dikkate almak gerekir elbette ama devletin, her yıl evlendirilen yüz binlerce çocuğun velisinin bu eleştirileri değil, erken yaşta evlendirilmeyi destekleyen görüşlere itibar ettiğini dikkate alması gerekir. Bir başka deyişle devlet, “bu konu dini referansların yanlış yorumlanmasından kaynaklanıyor, İslam dininde çocukların erken evlendirilmesini destekleyen düzenleme yok” demekle yetinemez. Çünkü devletin, tam da bu hatalı yorumu yapma ihtimalini dikkate alarak çocuğu koruyucu önlemleri alma sorumluluğu vardır. (ÇHS 3 ve 19)

Tedbir alınmalı
Bu aşamada Türkiye’nin gerilimli noktalarından birine gelmiş oluyoruz: İslam hukukunun kaynakları ile modern hukukun kurallarının ve bilimsel verilerin çatıştığı anlar. Bu çatışma alanında çocuğun korunabilmesi için, devletin laik olması gerekir. Çünkü insanlık âlemi, çocukların erken yaşta evlendirilmelerinin ve yetişkinlerle cinsel ilişkiye girmelerinin onların gelişimleri için zararlı olduğunu görerek, evlenme yaşına ve çocuğun cinsel istismarına ilişkin yasal düzenlemeler yapılması ihtiyacını duymuştur. Deniyor ki, “Ergenlik çağındaki bir erkek tıraş olabilir, ergenlik çağındaki bir kız hamile kalabilir, ancak her ikisi de nörolojik anlamda büyüklerle aynı ligde oynamaya veya yetişkinlerin dünyasında yaşamaya tam anlamıyla hazır beyinlere sahip değillerdir.” (Dr. Frances E. Jensen, Amy Ellis Nutt Ergen Beyni.)
Çocukların yaşamlarının bu bilgiye göre düzenlenmesi ve çocukları (kaynağı yanlış veya doğru) inanca veya geleneklere dayalı zararlı uygulamalardan koruyacak tedbirlerin alınması gerekir. Örneğin, çocukların 19 yaşından önce evlendirilmesi gerektiğini düşünen ve nüfusun beşte birini oluşturanların çocuklarını erken yaşta evlendirmelerini engellemek devletin görevidir. Çocukları görünce tahrik olacağını söyleyen kişilerin çocuklara hizmet vermesini, çocuk istismarını normalleştiren, öven veya özendiren açıklamalar yapılmasını engellemek de, bu bakış açılarını değiştirmek için uygun müdahaleleri büyük bir dikkat ve kararlılıkla uygulamak da devletin görevidir.

Çözümü nedir?
Devletin bu görevi yerine getirebilmesi için toplumun ve kurumlarının şu üç temel prensipte anlaşması gerekiyor: Birincisi, buluğ çağında olması çocuğun, yetişkin ile cinsel ilişkiye ve evliliğe hazır olduğu anlamına gelmez, bunlar ayrı gelişim düzeylerini gerektirir. Ergenlikle başlayan cinsellik sadece akranlar arası deneyime açık olabilecek bir alandır ve gerek hukukun gerekse toplumsal yaşamın buna uygun düzenlemeler yapmasına ihtiyaç var.
İkicisi yetişkinlerin, buluğ çağına girmiş olsa dahi bir çocuğu cinsel ilişkinin partneri olarak görmemesi gerekir. Bu eşitsiz ilişkide çocuğun rızasından söz edilemez. Sorumluluk yetişkine aittir, buna aykırı davranış kimden ve nasıl gelirse gelsin çocuğun cinsel istismarı sayılır ve evlenme akdi de bu durumu değiştirmez.
Üçüncüsü ise toplumun bu yaklaşımı benimsemesi ve kamu görevlilerine de, “yetişkinlerden çocuklara yönelik cinsel ilgiyi görmezden gelmeyin, çocukların evlendirilmesine sessiz kalmayın, aracılık etmeyin, bu bir çocuk istismarıdır, koruyucu ve cezalandırıcı yasaları etkili biçimde uygulayın” demesi gerekir.
Devletin en acil en öncelikli mesele- si, bu anlayışı geliştirmek ve güvence altına alacak hizmetleri sunmak olmalı. Örneğin, evlendirilme riskine karşı acil yardım hatları ve sığınma kuruluşlarının oluşturulması, çocukların ve çocukla çalışanların bu gibi durumlarda kullanılabilecek mekanizmalar ve izlenmesi gereken yol hakkında bilgilendirilmesi, bildirim yükümlülüğünün kapsam ve yönteminin düzenlenmesi, evlenme yaşının 18’e çıkarılması, erken evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi, eğitimde cinsiyetler arası eşitliğin öğretilmesi, öğretmenler için bu değerleri benimseyen davranış kurallarının yazılı hale getirilmesi ve istihdam sözleşmesinin bir parçası olarak uygulamaya sokulması gibi birçok alanda çalışma yapılması gerekiyor.
Ama toplum da, susup oturamaz. Çocukların hangi koşullarda hangi gerekçelerle erken yaşta evlendirildikleri hepimiz tarafından bilinirken, “Çocuklar erken yaşta evlendirilmemeli, din de zaten bunu emretmiyor” demenin ötesine geçmemek samimi değildir. Aynı şekilde, çocukların erken yaşta evlendirilmeleri sorunu üzerinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması ile sınırlı bir söylem de samimi değildir. Bu sorunu çözebilmek için, inananların, mensubiyetten kaynaklanan imtiyazlarını ve bilgilerini çocuğun yararına kullanmaları, tüm toplumun da bu sorun ile mücadelede dürüst davranması ve samimi olması gerekiyor.  

SEDA AKÇO/BÜRGE AKBULUT
Avukat


Yazarın Son Yazıları