Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

02 Mayıs 2018 Çarşamba

Telefonla bağlandığı bir televizyon programında Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a şu soru yöneltiliyor (mealen): “Başkanım, Divan Kurulu toplantınızdan kulağımıza gelen habere göre, Federasyon’un kararını haksız bularak Fenerbahçe ile olaylı kupa maçını UEFA’ya taşımak isteyenler olmuş ve siz ‘Ben bir Türk takımını dışarıya şikâyet ettirmem’ demişsiniz; doğru mu?”
Orman bu soruya, bir bakıma “dolaylı evet” anlamında şu cevabı veriyor: “Şimdi elbette basına kapalı gerçekleştirilmiş bir toplantımızda konuşulanları buraya taşımak doğru olmaz. O yüzden müsaadenizle bir şey söylemeyeyim”.
Ardından memleketin zor dönemden geçtiğini söylüyor; sporda dostluk, barış, kardeşliğin öne çıkmasından dem vuruyor; futbolda da son yılların en zevkli ve heyecanlı sezonunun yaşandığından, dört takımlı şampiyonluk rekabetinin tadından bahsediyor.
Kuzu gibi başkan, kuzu gibi Beşiktaş anlayacağınız!..

***

Elbette futbol ortamı “kuzular cenneti” olsa söylenecek bir şey yok. Ama öyle değil ve kafası yarılan teknik direktörü başta olmak üzere Kadıköy’de iyiden iyiye tartaklanmış bir kulübün bu tavrı, sadece “kurtlar sofrasında bir kuzu” izlenimi bırakıyor.
Geçelim ve şunu soralım:
Fenerbahçe bir “Türk takımı” mıdır?
Daha öteye gidelim; Beşiktaş, Galatasaray ne kadar “Türk takımı”dır?..
Bakın bakalım o FB-BJK Türkiye Kupası derbisinde sahadaki 22 futbolcu arasında kaç tane “Türk” seçebileceksiniz?
Ya da en son GS-BJK derbisinde bakalım Galatasaray’ın ilk 11’ine, kaç “Türk” var: Muslera, Mariano, Maicon, Denayer, Nagatomo, Fernando, Donk, Feghouli, Belhanda, Rodrigues, Gomis.
Beşiktaş’ta da iki nazar boncuğu (Gökhan ve Tolgay) hariç, aynı “kompozisyon”.
Maşallah “Türk” takımlarına!..

***

Tabii ki bunda şaşılacak bir şey yok, futbol tüm dünyada “küreselleşme”nin kültürel-endüstriyel zirvesi.
Asıl şaşılacak olan böyle bir futbol gerçekliği karşısında “Türklük”ten bahsedilebiliyor olması.
Ne Fener ne Cimbom ne de Beşiktaş milli ve “Türk” karakter taşıyor.
Bu Beşiktaş takımının tarihin en iyilerinden biri olarak kendi dönemlerinin efsane takımıyla karşılaştırılması hususunda düşüncesini soranlara “Metin-Ali-Feyyaz”ın Metin Tekin’i ne demişti, onu da hatırlatalım: “Aradaki fark şu ki bizim takımın çoğu yerliydi”.
Bu kadar basit. Yerlilik, millilik, “Türklük” dünde kaldı.

***

Peki, küresel, yani uluslar-üstü endüstriyel akış içindeki futbol pratiğinde hak mağduriyetine uğratılmış bir kulübün başkanı neden ulusçu bir “Vatan-Millet-Sakarya” retoriğine yalpalar ki?..
Çünkü iktidar gölgesi altında yaptı ne yaptıysa ve hâlâ aynı minval üzere yapmaya devam ediyor.
Çünkü futbolun üzerinde “saray vesayeti” var.
Olaylı maç sonrası hemen herkesin ortak kanaati Fener’in hükmen mağlubiyeti iken ne oldu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan devreye girdive FETÖ imasıyla “Bu bir kumpas, planlı bir operasyon” görüşüne açıktan katılıp destek verdi.
Ardından da artık bir “Erdoğan amigosu” olmaktan öte kıymeti harbiyesi kalmamış Bahçeli’nin pekiştirici sözleri: “İnanıyorum ki Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe-Beşiktaş müsabakasını kaldığı yerden devam ettirip sahalara fitne yaymaya, toplumsal huzur ve dayanışma ruhunu bozmaya azmetmiş mihrakların alçak planlarını başlarına geçirecektir.”
Eh, böyle bir iklimde sıkıysa git bakalım UEFA’ya!
Olsa olsa, haklı olarak mahzun ve öfkeli taraftar nezdinde “namusunu kurtarma” yolunda maça çıkmama kararı, o kadar!..

***

Malum, memlekette lağım patlasaFETÖ’den bilinir hale getirdiler.
Ne yapalım, bari zamanın ruhuna uyup bir “operasyon” spekülasyonunda da biz bulunalım!..
Operasyon yapılıyorsa asıl Ali Koç’a yapılıyordur.
Bu iktidar Fenerbahçe’nin Koç Grubu’na bağlı hale gelmesini istemez, istemiyor, istemeyecek.
O yüzden Aziz Yıldırım, ehvenişer niyetine de olsa tercih sebebi.
Fener’de son dönem tablo ortada; taraftarda Aziz Yıldırım bıkkınlığı ve Ali Koç beklentisi var.
An itibarıyla başarısızlık Yıldırım’ı götürür, Koç’u getirir.
Ancak başarı Yıldırım’ın yerini korumasını sağlar.
Ezeli rekabette kazanarak kupayı almak hiç yoktan iyi.
Hele ki aradan sıyrılıp ligde şampiyon olunursa değmeyin Başkan’ın da Reis’in de keyfine!..
Ama tabii Başakşehir faktörü de var ortada; bir diğer iktidar payandası olarak.
Yani iki gönlü de hoşnut etmek lazım; iktidar meselesi bu…
Her neyse, Beşiktaş’ı yediler, artık Galatasaray düşünsün!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları