AYM, tanık dinlenmeden verilen ret kararını adil yargılanma hakkı ihlali saydı

Anayasa Mahkemesi (AYM), işe iade davasında gösterilen tanığın tanıklıktan çekinme talep etmesi üzerine bu talep incelemeden ve tanık dinlenmeden davanın reddine karar verilmesinin, işçinin adil yargılama hakkının ihlali olduğuna karar verdi.

15 Aralık 2021 Çarşamba, 13:50
AYM, tanık dinlenmeden verilen ret kararını adil yargılanma hakkı ihlali saydı
Abone Ol google-news

Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvuran Adem Erdem, çalıştığı özel şirket tarafından, "FETÖ üyesi olduğu" gerekçesiyle iş akdinin feshedileceği söylenerek üzerinde baskı kurulduğunu ve istifaya zorlandığını, kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek istifa etmek zorunda bırakıldığını belirtti.

Erdem, iş mahkemesine açtığı işe iade davasında, aynı iş yerinde çalışan H.U.’yu tanık olarak gösterdi. Ancak H.U., yargılama sırasında şirkette çalıştığı gerekçesiyle menfaatinin ihlal edilmesi tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekindi. Mahkeme, H.U.’nun çekinme talebi sonrası değerlendirme yapmadı. H.U. tanık olarak dinlenmedi ve dava, iş akdinin başvurucunun isteğiyle sonlandırıldığı gerekçesiyle reddedildi.

Adem Erdem’in bireysel başvurusunu karara bağlayan AYM, tanığın tanıklıktan çekinme talebinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesiyle adil yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

"HAKKANİYET ZEDELENDİ"

AYM tarafından şu değerlendirme yapıldı:

“Somut olayda, başvurucunun iddiasını ispat etmek üzere dosyaya bildirdiği tek tanığın tanıklıktan çekinme talebinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve sonuçları hususunda mahkemece değerlendirme yapılmaksızın doğrudan davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Başvurucu tarafından dile getirildiği halde bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından da tanığın çekinmesine dair bir değerlendirme yapılmamıştır. Başvurucunun istifa dilekçesinin baskı altında imzalatıldığı ve gerçek iradesini yansıtmadığı iddiasını ispat etmede belirleyici delil olarak tanığın çekinmesi, başvurucuyu aleyhindeki delillerin aksini ispat imkanı hususunda davalı işverene nazaran zayıf bir konuma düşürmüştür. Bu itibarla yargılama makamlarınca başvurucunun dezavantajlı durumunu gidermek için ilgili usul kurallarında öngörülen ve Yargıtay içtihadında da benimsenen şekilde dengeleyici imkanların sağlanması gerektiği halde bu yönde bir değerlendirme dahi yapılmamış olmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.”