Erdoğan’a hakaret davasında tanık dinlenmedi

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut, Erdoğan’a hakaret davasında yaptığı savunmada Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri E. Kur. Alb. Ümit Yalım’ın tanık olarak dinlenilmesini talep etti ancak duruşmaya ara verildi.

14 Ekim 2021 Perşembe, 21:45
Erdoğan’a hakaret davasında tanık dinlenmedi
Abone Ol google-news

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Başkanı Nurullah Ankut’un,  “Kanunsuzlar 2” ve “Kanunsuzlar 3” isimli kitaplarında  “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada 4 yıl 8 ay hapis cezası verilmişti. Nurullah Ankut’un, duruşmada yaptığı savunma sonrasında Nurullah Ankut’a “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği gerekçesiyle açılan davanın duruşması bugün Çağlayan Adliyesi 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Duruşmaya, sanık HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Nakliyat İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Nurullah Ankut’un avukatları, Azime Ayça Okur, Fettah Ayhan Erkan, Halil Ağırgöl, Ali Serdar Çıngı, Tacettin Çolak ve HKP üyeleri katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ise avukatı Ela Ezgi Yelmen Karadağ temsil etti.

HAKİMA ARA VERİYORUM DEDİ AMA DURUŞMA DEVAM ETMEDİ

Duruşmada SEGBİS sistemi açılmadığı için HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut uzun savunma yaptı. Nurullah Ankut ve HKP avukatları, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri E. Kur. Alb. Ümit Yalım’ın tanık olarak dinlenmesini talep etti ancak hakim, duruşmaya ara verdi.

 "BİZ BURADA KONU MANKENİ MİYİZ?"

Bu durumun üzerine HKP avukatları hâkimi protesto etti. Av. Tacettin Çolak, duruşma salonundan hâkime, “Her şeyin bir kuralı var, oluru var. Biz burada konu mankeni miyiz? Böyle hakkınız yok sizin” diye seslendi. Av. Ali Serdar Çıngı da hâkime, “Kararınıza güveniyorsanız buyurun yüzümüze söyleyin” diye seslendi. Av. Fettah Aykan Erkan, duruşmadan kaçan hâkimin kapısından hâkime, “Sanığı da, vekillerini de, dinleyicileri de, buradaki görevlileri de yanıltıyorsunuz. Ara verdim diyorsunuz ondan sonrada tutanakları eline tutuşturuyorsunuz. Ayıptır, bir hâkime yakışmaz bu” diye seslendi. 

Mübaşir’de hâkimin duruşmaya ara verdikten sonra çıktısını aldığı duruşma tutanağını HKP avukatlarına verdi. Hâkimin verdiği tutanakta, “Mesai saatinin bitmesi ve mahkeme hâkiminin kendini iyi hissetmemesi nedeniyle duruşmaya ara verildi. Bu nedenle duruşmanın 10/02/2022 günü saat 09.30 bırakılmasına karar verildi” ifadelerine yer verildi.

DURUŞMANIN ARDINDAN AÇIKLAMA YAPILDI

Duruşmanın ardından HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut ve HKP avukatları Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yaptı. 

HKP Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Av. Ayça Okur şu ifadelere yer verdi: 

Bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi bir tarihi duruşmaya tanıklık etti. Daha doğrusu yarıda kesilen, yapılmayan, bitirilmeyen bir duruşmaya tanıklık etti. HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut, Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanıyordu. Yargılamada yaptığı savunma nedeniyle bugünkü dava açıldı ve bu davada savunma hakkı kutsaldır, savunmaya dokunulamaz şeklindeki adaletin ABC ilkesi ihlal edilmiş oldu. Bundan tam 2420 yıl önce Sokrates diyor ki “ Bir yargıç iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir” Bugün bir hukuk garabetiyle karşı karşıyayız.

"DURUŞMAYA BEŞ DAKİKA ARA VERİYORUM DİYEREK DURUŞMAYI TERK ETTİ"

Hâkim duruşmayı yarıda bıraktı ve gitti, duruşma salonunu terk etti, gerekçe olarak da sağlığının bozulduğunu söyledi. Onu rahatsız eden HKP Genel Başkanının yapmış olduğu savunmalardı. Yüreği kaldırmadı, psikolojisi kaldırmadı çünkü Genel Başkanımız Nurullah Ankut daha dava başında bu süreci öngörmüştü ve demişti ki duruşma tutanaklarında geçen beyanında “Tayyibe nasıl davranıyorsanız bana da öyle davranacaksınız, onun talebini yerine getiriyorsanız benim talebimi de yerine getireceksiniz. Ancak o zaman adil olabilirsiniz, mesleğinizin gerektirdiği sorumluluğu elbet bir şekilde davranmış olabilirsiniz bunu yapmazsanız Kaçak Saray Faşist Din Devletinin emrindesinizdir yani bir tedhiş bir terör örgütünün ötesinde bir şey olamazsınız” demişti. Hâkim bunu ispatladı, savcı bunu ispatladı ve söylediğimiz gibi bir yalanla duruşmaya beş dakika ara veriyorum diyerek duruşmayı terk etti gitti. Yürek yok, cesaret vatanı yok. Bunlarda hiçbir şey kalmamış vicdan namına, ahlak namına, adalet namusu adına.

“MEŞRU BİR CUMHURBAŞKANI YOK”

Av. Ayça Okur’un ardından söz alan HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut şu ifadelere yer verdi: 

Olmayan birine hakaret ettiğim gerekçesiyle beni mahkemeye çıkardılar. Anayasanın 101’inci maddesi çok açık: Cumhurbaşkanı olabilmek için yüksekokul bitirip o diplomaya sahip olmak gerekir… Eğer Tayyip’in vekilleri buraya bir diploma koyabilirlerse, gerçek bir diploma;  ben tek söz söylemeden çıkıp gideceğim, istediğiniz cezayı verin, dedik. Ama koyamazlarsa ki bugüne kadar koyamamışlardır, o zaman da 84 Milyon insanımızın ahmağın da ötesinde eşek yerine koymaya kalkışmasınlar! Karşımızda meşru bir Cumhurbaşkanı yok. O makamı hile ve desiseyle elde etmiş, işgal etmiş, resmi evrakta sahtecilik suçu işlemiş, nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş bir mücrim var. İşte ben, onun suçlarını, onun hırsızlıklarını, onun ihanetlerini burada tek tek maddi kanıtlarıyla ortaya koymak için gelmiş bulunuyorum, dedim.

"HER KİM Kİ TAYYİP’E “CUMHURBAŞKANI” DER, SUÇ İŞLER"

Onun attığı bütün imzalar yok hükmündedir! Ne demek ya!.. Anayasanın emrettiği kanuna uymayacaksın, sahte diploma uyduracaksın, o diplomanın sahteliği Türkiye Noterler Birliğinin kararıyla hükme bağlanacak; sen hâlâ kendini Cumhurbaşkanı diye yutturmaya kalkacaksın… O bakımdan, her kim ki Tayyip’e “Cumhurbaşkanı” der, suç işler. Suçu ve suçluyu övmüş olur. 

“MEMLEKET SAHİPSİZ DEĞİL”

Yok öyle!  Memleket sahipsiz değil. Biz Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin ve Kuvayimilliyeci atalarımızın önderlik ettiği, üç milyon şehidin kanlarıyla yoğrulmuş bu topraklarda kurduk bu Cumhuriyeti. Üç beş din cambazına, üç beş Amerikan devşirmesine bu vatanı teslim etmeyiz,  bu milleti teslim etmeyiz! Bizi ve Yoldaşlarımızı hiç kimse korkutamaz, yıldıramaz, sindiremez. Biz Denizler’le, Mahirler’le birlikte Beyazıt’ta faşistlerle, bu dincilerin atalarıyla savaşırken üzerimize yaylım ateşler edildi. Onları da tınmadık hiç. Onların mahkemelerinde, Faşist Cuntanın mahkemelerinde idamla yargılandık. Onlar da vız geldi bize. Tayyipgiller nedir ki! Gölgesinden korkan Amerikan işbirlikçileri! Eninde sonunda yenilecek bunlar arkadaşlar, göreceksiniz. 

"İHANETLE ANILIYOR OLACAKLAR"

Ne diyordu Aydınlanmanın temsilcisi, yiğit Bruno Engizisyon Mahkemelerinde yargılanıp yakılarak ölüme mahkûm edildikten sonra? “Sizler, beni ölüme mahkûm edenler, şu anda benden daha çok korkuyorsunuz”, diyordu. İşte Tayyipgiller’in tüm avaneleri de, Hâkim Savcıları da bizlerden aynen korkuyorlar bu şekilde. Bunlar ne yaparsa yapsınlar, eninde sonunda İyiler kazanacak. Bunlar ne derlerse desinler, “Dünya dönüyor.” Bunların Sahte Diploması ortaya çıkacak. Resmi evrakta sahtecilikleri, nitelikli dolandırıcılıkları, aşırdıkları trilyonlarca dolarlık servet; hepsi ispatlanacak. Buna inancımız tam. Belki biz, ömür merdiveninin son günlerini yaşıyor olan arkadaşlarımız buna tanık olmayabiliriz. Ama siz gençler, yüzde yüz tanık olacaksınız arkadaşlar. FETÖ’nün taraftarları bugün nasıl lanetle anılıyorlarsa, bunlar da yarın, kısa süre sonra aynı şekilde ihanetle anılıyor olacaklar. Halkız Haklıyız Yeneceğiz.

"İLK DEFA BÖYLE BİR OLAYLA KARŞILAŞTIM"

Nurullah Ankut’un ardından söz alan HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak şu ifadelere yer verdi: 

Esasında bizim bu davamız, başka bir davadan doğan bir dava idi. Yani davalar doğurmuştu. İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde yaptığı savunma nedeniyle Sayın Genel Başkan’ımıza ceza verildi. O duruşmadaki sözleri nedeniyle de bu dava açılmıştı. Şimdi, dava doğurdu, bugün de Hâkim kaçtı. Bizim de kaderimiz böyle… Çünkü doğruları söyleyince; korkusuzca, lafı eğip bükmeden, ikirciksizce, Sayın Genel Başkan’ın biraz önce yaptığı gibi, mahkeme salonunda da şimşek gibi gerçekler yüzüne haykırılınca, Hâkim kaçtı… 27 yıllık meslek hayatımda ilk defa böyle bir olayla karşılaştım. Sıkıyönetim Mahkemelerinde savunmanlık yaptım. Devlet Güvenlik Mahkemelerinde savunmanlık yaptım, aynı zamanda bizler de yargılandık. Ama savunmayı yarıda bırakıp kaçan Hâkim ilk defa gördük, demek ki göreceğimiz varmış… 

"HUKUK adına ağzınla kuş tutsan hikâye"

48’inci Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Abdullah… Kendisi birinci tekil şahısla hitap ediyor duruşma salonunda; biz de kendine böyle hitap edeceğiz. Çünkü misliyle artık davranacağız.  Ey Abdullah Efendi! Senin artık bağımsızlığın, tarafsızlığın hikâye… Bundan sonra hukuk adına ağzınla kuş tutsan hikâye… Sen zararını bu kaçkınlığınla vermiş durumdasın. 10 Şubat 2022 tarihine duruşmayı ertelemekle Sayın Nurullah Ankut’tan kaçamazsın! Tek bir kaçışın var: Ya emekliliğini istersin ya da tayinini…